Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
859
 

Erkekler, kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz. Asayiş berkemal değildir...

Erkekler, kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz. Asayiş berkemal değildir...
 

Taksimde Bir kafede oturuyorum. Yan masada üç kız konuşuyorlar. Ağır küfürlü, yüksek sesli bu muhabbetin bir yerinde “O mu demiş bunu asıl ben onu götürdüm…” şeklinde bir cümle sarf edilince derin düşüncelere dalıverdim. Çevrede böyle birçok kız görüyorum. Kısa süreli ilişki yaşayan ve birlikte olduğu erkeklerle olan ilişkisini “götürmek” fiiliyle tanımlayan. İtiraf etmeliyim ki eskiden erkek arkadaşlarımdan duyduğum da oldukça itici gelen bu kelimeyi kızlardan duymak beni biraz daha fazla dehşete düşürüyor. Hani ne bileyim sanki erkeklerin yozluğuna alışmıştık da kadınlardan gelince bir şok geçirmemize neden oluyor. Peki ne oluyor bize, nasıl bu hale geldik?

Sanırım günümüzde sevgi salt mutlu olmak için elde edilmesi gereken bir araç, malzeme haline getirildiğinden özünden ve bağlamından uzaklaştırıldı. Sevginin araçlaştırılması onun yozlaşması, anlamsızlaşması dahası hiçleşmesiyle sonuçlanıyor. Tüketim kültürü, mutluluk=tüketim formülüne sevgilerimizi dahil edince artık sevginin nesnesi olan kişiler sadece bizim mutluluklarımızı bizim istediğimiz şekillerde emzirdiğince sevgiye değer bulunuyorlar.

Artık totemimiz mutluluk olduğuna göre sevgililerimizin bizi üzdüğü ilk anda onlara tekmeyi basmalı ve kutsal mutluluğumuzu tesis edecek yeni bir sevgilinin kollarına atılmalıyız! Çünkü biz mutlu olmak için varız ve mutlu olmamızı sağlayan diyarlara yönelmemiz de bu nedenle meşrudur! Eski Yunanda Sokrates sonrası okullardan Kyreneliler de öyle demiyor muydu; “Mutluluk hazda…” Haz veren her şey iyidir… Artık insanlar tüketim dininin ‘Kyrene’ mezhebine mensuplar. Tutarlı sevgileri salık veren gelenekler bu nedenle tutarsızdırlar! Çünkü üzüntülerin olduğu bir ilişkinin devam ettirilmesi günümüz mutluluk ideolojisiyle- dini diye de okunabilir- çelişmektedir.

Oysa üzüntüler de hayatın bir parçası ve onlar üzerinden asıl mutluluğu elde etmemizi sağlayacak mekanizmalara da ulaşabiliriz. İlişkilerimizde zaman zaman üzülsek bile bu üzüntülerin ilişkilerimizi daha da sağlam bir hale getirmesini sağlayabiliriz. Ancak aşkı ve sevgiyi nasıl yaşayacağımızı söyleyen küresel egemenler içini boşalttıkları duygularımızın yerine koydukları yapay mutluluk dinleriyle bireyi merkezine alan tüketim psikozunu derinleştirirken, bizleri çok daha büyük bir yabancılaşmanın ve sevgisizliğin uçurumuna atıyorlar. Kimseye üzüldüğünüz ilişkilere devam edin demiyoruz tabiî ki; ama günümüzdeki gibi en küçük üzüntülerin ilişkilerin celladı olabilmesini nasıl kabul edebiliriz?

Artık günümüz, onlarca sevgili değiştirdiği halde alınan her oyuncak bebekten bıkıp hiçbiriyle oynayamaz hale gelen şımarık kız çocuklarına benzeyen kadın ve erkeklerle dolup taştı. O küçük kız çocuğun alınan ilk bebekle arasında duygusal bir ilişki kurup yüreğindeki sevgiyi büyütmesine izin vermedik. Daha fazla bebek sunarak aslında onu kendi ruhundaki sevgiden uzaklaştırdık. Şimdi bu küçük şımarık kızdan çok da farklı olmayan bütün çocuk kadınlarımız toplumsal bir çürümenin en büyük katalizör gücü olma yolundalar. Seslerine yerleştirdikleri o küçük kız tonuyla aslında artık bebeğinden bıkmış küçük şımarık kız psikozunu hiç aşamadıklarını haykırır gibiler. Ve o küçük kız çocuğu sesi jarşörlerine yerleştirdikleri yağlı duygu mermilerinden sadece biri...

İnsanlık için belki de en büyük umut kadınlarımızdaki aşkın sevgiyken, artık bu sevginin de yozlaştırılmış, sekse indirgenmiş garip ve ucube bir haliyle karşı karşıyayız. Yüzyıllardır erkeklerin kendilerini bir mülkiyet nesnesi olarak görmelerinden şikâyet eden ve çok da haklı olan kadınlarımız bu durumdan kurtuluşu tıpkı onların davrandığı gibi erkeği nesneleştirerek aşmaya çalışıyor. Artık erkekle olan ilişkisini bir tür “götürme” olarak gören kadınlarımızın tehdidi altındayız. Yapma duyarlılık ve ucuz entelektüel pozlamalarla, şarjörlerine sürdükleri duygularıyla vuracak kalp arayan kadın avcıların çağında yaşıyoruz.

Erkekler kalbinizin etrafına kum torbaları diziniz… Asayiş berkemal değildir…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aşkı savaş olarak gören erkeklerin bu savaşa sadece haz alma duygusuyla yıllardır kadınları çekme taktiklerinin sonuçlarını görüyoruz,üstelik bunu modernleşmenin sadece cinsel devrimlerle gerçekleşeceği düşüncesiyle kadınların kafasına soktular..evet devrim gerçekleşiyor küfürbaz bir dille..işin ilginç boyutu pek çok erkek hala aldığı zevkin doruklarında zafer çığlıklarını atacağını sanıyor bu yüzden yazınızın içeriğine gönülden katılıyorum ve zekanız,öngörünüz için de tebrik ediyorum

aylin ersan 
 30.09.2009 18:33
Cevap :
Tesekkurler Aylin Hanim...  30.09.2009 22:35
 

merhaba bülent bey güzel bir noktaya değinmişiniz çok acı durumlar gerçekten bu acıları gören bu durumla karşılaşan bir kişi olarak erkekliğimden utanıyorum. Kızlarımızı İffetlerini benliklerini çok kolay bir şekilde kaybediyorlar ve bu durum bir çoğunda utanma duygusunu bile oluşturmuyor birçoğu için cinsellik olmazsa olmaz duruma gelmiş sevgi özveri eskide kalmış neler yapmalıyız, bu durumun önüne nasıl geçmeliyiz. Ama bakıyorumda tv lerde yayınlanan diziler genç kızların durumları; 14 yaşında hamile kalan kızlar bir o erkekle bir diğeriyle arkadaşlık kuran kız profilleri kızlarının yaptıklarını tasdik eden anne tiplemeleri lüks hayata özendirme çarpık ilişkiler bence çözüm noktasını buralarda oluşturmalıyız. Ülkemizin geleceğini oluşturan üniversitelere bakıyoruz tabir icaizse kimin eli kimin cebinde belli değil nasıl bir gelecek bekliyoruz. Arkadaşlıklar elbette kurulsun ama kızlarımız benliklerini bu denli kolay kaybetmesinler ve kaybettikleriyle övünmesinler saygılarımla...

Engin DEMIRCI 
 16.12.2008 18:55
Cevap :
Universiteleri toplumun diger kurumlarindan soyutlayamayiz. Bir toplumun herhangi bir kurumu o toplumun aynasidir. Yani universiteler de hersey mubah ama sokaklar, isyerleri cennet diyemiyoruz maalesef. Bu arada yanlis anlasilmak da istemem. Kimsenin yasadiklari bizi ilgilendirmez tabiki. Ancak toplumda yasanan hersey bir tur oneridir de. Ben bir seyi belli bir sekilde yapiyor ya da yasiyorsam topluma dolayli bir mesaj veririz. Uygun olani budur, seklinde. Bu " goturme" fiiliyle ifade edilen derinliksiz, yuzeysel, metalastirici yaklasimin bu nedenle yeni nesillere model olarak surulmesi riskli diyorum...  30.09.2009 22:39
 

ve ne acıki bu toplumun geriye dönüşü olmayacak gibi geliyor bana, yozlaşmanın son noktasında gençler. O konuşma tarzları yapay hareketler sevgi-sizlik içinde kendilerini kandırmaları... Gençler, erkekler ve kızlar... Çok kötü durumdalar çok, ve endişe içinde şaşkınlıkla bakıyorum olmayan yüzlerine. Her konuda sahteleşmenin yaşandığı bu dünyada; sevgiyide yitirirsek nasıl yaşayacağız. Önemli bir konuya değinmişsiniz, emeğinize sağlık. Saygılar...

Demet 
 12.08.2008 12:32
Cevap :
Demet hanım, ilginiz için teşekkürler. Hani biz söz vardır; devrim yapamayabiliriz ama devrim olabiliriz, şeklinde. İşte belki bizler de bu yazılarla toplumsal çürümeyi önleyemeyiz ama biriysel planda kendi hayatımızda bazı dönüşümleri gerçekleştirebiliriz. Bu dönüşüme ihtiyacımız var...  14.08.2008 13:15
 

Bülent Bey, merhaba aramıza hoş geldiniz. Güzel bir yazıydı, gözlemleriniz hiç de yabancı gelmiyor insana. Duya duya alışıyor muyuz bilemiyorum.

Seyran Aksoy 
 08.08.2008 12:04
Cevap :
Teşekkürler Seyran Hanım, içinde bulunduğumuz iklim usul bir ağustos rüzgarı gibi toplumu rahatsız etmeden bizleri dönüştürüyor sanırım. Biz sadece bu dönüşüme karşı şaşkınlığımızı dile getirebiliyoruz. Öte yandan bireysel planda dönüşümün sancıları öyle usulca yaşanmıyor, yakıp kavuruyor vesselam...  08.08.2008 13:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

İletişim Egitimi aldım. Üniversiteden sonra ABD de politik bilimler ve kriminoloji dersleri aldığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster