Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3597
 

Erkekler neden aldatır..?

Erkekler neden aldatır..?
 

Sevgili dostlar; Milliyet sağlık sayfalarında, gözüme çarpan bir haber başlığı...

Erkekler Neden Aldatırlar..? Haber başlığını okuduğum zaman, bende bir Erkek olarak, merak etmedim desem yanlış olur... Haberin içeriğine dalıverdim... Merakımdan..!

''Çiftlerin öncelikle ruh sağlığını ve bununla beraber etkileşimler ile fiziksel sağlıklarını ciddi olarak etkileyen bu olayın aslı nedir? Amerikalı danışman M.Gary Neuman geçtiğimiz yıl tamamladığı araştırmasında 200 kişi üzerinde bilimsel bir çalışma yaptı. Bu kişilerin ortak yanı erkek olmaları, evli olmaları ve tümünün de eşlerini aldatıyor olmasıydı… Evlilik danışmanı Neuman’a göre, bu konuya çoğu zaman kadınların gözünden bakılmakta. O ise erkek psikolojisini indirerek biraz daha sade bir yolla araştırma yaptı...''

Erkeklerin%48’i duygusal açıdan tatmin olmadıkları için aldatıyor.
Her ne kadar bunun aksi bilinse de doğruları görmekte yarar var. Erkeklerin sadece seks için aldatmadığı çok açık bir bilgi. Neuman’ın araştırmasında sadece %8 gibi bir yüzde seksin en önemli neden olduğunu bildirdi. Neuman’a göre erkeklerin seks hayatlarındaki tatmine verdiği önem kadınlardan daha fazla, fakat bu aldatmalarının birincil nedeni değil. Neuman aldatan erkeklerin, bunu yapmadan önce eşlerinden daha fazla saygı görme çabasında olduklarını ve çoğunun da bu çabalarının sonuçsuz kaldığını belirtiyor. Erkeklerin duygularını kadınlar kadar belli etmemesi ve her zaman özgüveni çok yüksek olarak görünme arzusu, ilişkilerde kadının karşı tarafın bir sorunu olmadığını sanmasına neden olabiliyor. Duygusal açıdan mutlu olamayan erkeklerin yarısına yakın bir kısmı da duygusal tatmini dışarıda arıyor...

( Evet... Duygusal tatmini, dışarıda aradığımız için aldatıyormuşuz...! Seks için değilmiş... )

Erkeklerin %66’sı aldatma anında suçluluk duyduğunu belirtiyor.
Aldatan erkeklerin %68’i kendilerinin asla bir gün, eşlerini aldatabilecek duruma geldiğini hayal bile etmemiş. Ve bu çoğunluğun tümü de, kesinlikle aldatmamış olmayı dilediklerini belirtiyor. Buna rağmen, Neuman’a göre suçluluk duymak, erkeğin aldatma isteğini bastıracak bir etken değil. Erkekler klişelere göre düşünmeyi seviyor. Duygularını içlerinde saklayıp, hayatlarının sonraki dönemlerinde ortaya çıkarıp etkilerini hissedebiliyorlar. Yani aldatırken duyulan suçluluk ve üzüntü çok daha sonra ortaya çıkabiliyor ve bu sürede davranışlarındaki farkın anlaşılması ise çok zor. Neuman’a göre eğer eşiniz size asla aldatmayacağını söylerse, bu sonsuza kadar tutulacak bir söz anlamına gelmiyor...

( Suçluluk duygusu... Hayatlarımızın son dönemlerinde ortaya çıkıyormuş... Sonsuza kadar sadakat sözü veremiyormuşuz..! )

Aldatan erkeklerin 77%’sinin de aldatan bir yakın dostları var.
Erkekler için, dostlarıyla takılmak ve onlarla beraber aldatma olgusunun çıkabileceği ortamlara girmek bu işi biraz daha kabul edilebilir hale getiriyor. Bir gruba üye olmanın verdiği rahatlığa benzer bir şekilde eğer yakın dostu da aldatıyorsa, bu onu tek suçlu olmaktan çıkarıyor ve aldatmak ufak bir hata olarak belleğinde yer ediyor. Bu durumda kadınların eşlerini arkadaşları ile görüştürmemek gibi bir durum elbette söz konusu değil. Fakat görüşecekleri mekanlar ve aktivitiler spor karşılaşmaları, bar yerine bir restoran olursa daha az riskli olacağı kesin. Neuman’ın başka bir teorisi de çiftlerin sosyal çevrelerini yine evli arkadaşlarından kurması, bu sayede evliliğin her açıdan koruyucu bir çevreye kavuştuğunu belirtebiliriz...

( Bizleri yoldan çıkaran, yakın arkadaşlarımız(mış)... Demek ki; her üzüm yiyenin, şıracı bir dostu varmış...! )

Aldatan erkeklerin %40’ı partnerlerini iş yerinde buluyor.
Genelde ofiste tanışan ve eşlerini aldatan erkeklerin bu eyleme geçerken daha az uğraş gösterdikleri biliniyor. Çünkü uzmanlara göre ofiste bir aldatma ilişkisi başladığında genelde erkek ona zaten hayran olan ve onu çok beğenen bir kadın tarafından cesaret buluyor. Evde bulamadığı veya göremediği ilgi, iltifat ve beğenilmeyi ofiste başkalarından duymak onları heyecanlandırıyor. Neuman’a göre, erkeğin özellikle işte kazandığı başarılar evde karşılık bulmuyor, fakat aynı işi yapan başka bir kadın o değerleri iyi anlıyor ve hayranlığını gösteriyor...

( O zaman; herkes işyerinde tanıştığı kadın ile evlenirse, aldatma olmayacak demek mi oluyor..!? Enteresan...! )

Aldatan erkeklerin sadece %12’si aldattıkları partnerlerinin eşlerinden daha güzel olduğunu söylüyor.
Başka bir deyişle, bir erkek aldatırken sadece eşinden daha güzel ve daha çekici olan biriyle karşılaştı diye düşünmüyor. Altında yatan sebepler güzellikten ve çekicilikten daha da öte. Eşi çok güzel olan bazı erkeklerin toplum tarafından “daha az güzel” olarak kabul edilen kadınlarla beraber oldukları belirtiliyor. Neumann’a göre yeni partnerle bir bağ kuruluyor ve o bağ gitgide cinsel ilişkiye doğru ilerliyor. İlişki cinsellik üzerine kurulu olarak başlamıyor. Duygusallık bu noktada da öne çıkıyor, eşlerin kendilerini fiziksel olarak yenilemesinin çoğu zaman erkekleri etkilememesinin nedeni de burada anlaşılıyor...

( ''Güzelliğin on para etmez, bu bendeki sevdan olmasa...'' diyen, rahmetli Aşık Veysel haklıymış...! )

Aldatan erkeklerin sadece %6’sı tek gecelik bir kaçamak yapıyor.
Bir başka deyişle de, aldatan erkeklerin %73’ü, en az 1 aydır tanıdıkları ve beraber vakit geçirdikleri biri ile ilişkiye giriyor. Genel sinyaller, evden dışarıda daha fazla vakit geçirmesi, cinsel ilişkiye karşı ilgisizmiş gibi durması, telefonlarınıza aldatma anında olmasa bile hemen bakmaması ve sizi daha sonra araması (bu biraz alışkanlık haline geliyor) olarak sayılabilir. Neuman’a göre burada eşlerin yapması gereken, birbirlerine dürüst davranması. Özellikle kadınların kontrolü almak istediklerinde almaları fakat övgü ve iltifat gereken yerde aynı kendilerinin ihtiyaç duyduğu gibi kocalarının da duyduğunu bilmesi ve kaçmaması…

( Herşey; bir gecelik bir ilişki düşüncesi ile ortaya çıkıyor ve zaman içerisinde, alışkanlık haline geliyormuş...)

Evet sevgili dostlar; son söz olarak, '' Bizi bitiren; yalnızca hatalarımız değil, sonrasındaki davranış biçimimizdir. (Yvette GILBERT)''... diyebilirmiyiz...!?

Herkese sonsuz saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 2800
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster