Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

20 Temmuz '09

 
Kategori
Cinsel Sağlık
Okunma Sayısı
64400
 

Erkeklerde Cinsel Sorun "Boşalma Güçlüğü"

Erkeklerde Cinsel Sorun "Boşalma Güçlüğü"
 


Bazı erkeklerde erken boşalma sorununun tam aksi bulunur ki, o da boşalma güçlüğüdür. Bu tür erkekler, masturbasyon yoluyla orgazma ulaşabilirler, lâkin sevişme sırasında aynı sonuca varamazlar.


Bazı erkekler de evli oldukları kadınla boşalma yaşayamazlar ama, başka kadınlarla ilişkilerinde rahatlıkla orgazma erişebilirler. Bunun sebebi, kimi zaman, erkeğin eşini sevmemesi olabilir. Bu tür bir sevgisizlik bazen bilinçsiz de olabilir. Erkek, kadına karşı, kendisinin de farkında olmadığı bir düşmanca duygu besliyordur. Bu durumda, eşini çıplak görmek onda ilk cinsel heyecanı uyandıracak fakat doyuma ulaşmasını ve rahatlamasını sağlamayacaktır.


Boşalma güçlükleri, "orgazm iktidarsızlığı" diye tanımlanan daha genel bir sorunun içerisinde ele alınabilir. Bu noktada sorun iki şıkka ayrılmıştır. Birincisi, iktidarsızlık olarak bilinen penisin dikleşememesi olayıdır ki, bu "dikleşme iktidarsızlığı" diye adlandırılır. İkincisi ise "orgazm iktidarsızlığı"dır ve gerçekte çok daha yaygın olan da budur. Cinsel güçleriyle övünen erkekler dahi bir orgazm iktidarsızlığı sorunundan muzdarip olabilirler.


Bu tür erkekler ilişki sırasında penislerinin dikliğini koruyabilirler, hatta boşalma da yaşayabilirler; lâkin bu boşalmaya, ardından büyük bir rahatlama getiren yoğun bir ruhsal ve bedensel heyecan ile gerilim eşlik etmez. Boşalma, diğer anlardan farklı olmayan, dümdüz bir duygudur. Bazılarında ise boşalma sadece "lokal bir zirve" biçiminde gerçekleşir, yâni duygulanım, heyecan ve haz sadece cinsel organlarla sınırlı kalır, tam bir orgazmda olduğu gibi bedenin geri kalan kısımlarına yayılmaz. Hatta bazı erkeklerde boşalma cinsel organa acı da verebilir.


Gerçek orgazm gücüne sahip olan ve olmayan kişilerin cinsel eylemleri gözlendiğinde aradaki fark anlaşılabilir. İlk cinsel uyarımlarla beraber penisin sertleşmesi, orgazm gücüne sahip erkekte haz duyguları uyandırmakta, orgazm gücüne sahip olmayandaysa acıya kadar varan tatsız bir duyguya sebep olmaktadır. Birinci durumda erkek eşine karşı kendiliğinden gelme bir yumuşaklık içerisindedir; bu, karşısındakine eziyet etme dürtülerini örtmek veya dengelemek üzere takınılan sahte bir tavır da değildir.


Orgazm güçleri yerinde olan ve cinsel birleşmeden doyuma ulaştıklarını belirten erkek ve kadınlar, eşlerin hareketleri ne kadar birbirine uyumluysa, duyulan hazzın da o denli büyük olduğunu anlamışlardır. Bunun için de, kişinin kendini eşiyle özdeşleştirebilmesi gerekir. Buna karşılık, gerçek bir orgazm gücünden yoksun, sağlıksız kişilerde, bunun tam aksine çok şiddetli ve neredeyse sadistçe bir tavır ihtiyacı vardır.


Orgazm gücüne sahip kişiler, erkek olsun kadın olsun, cinsel birleşme sırasında, bazı şefkat sözleri dışında, konuşma ya da gülme ihtiyacı duymaktadırlar. Konuşmak veya gülmek, kişinin kendini cinsel hazzın kucağına bırakmamasının ve zevk alma duygularının bölünmüş olduğunun işaretidir. Fazla "erkeksi" olmak isteyen ve sevişme sırasında kasılmaktan vazgeçip kendilerini bırakmayı "kadınsılık" sayan erkekler, aslında orgazm güçleri zedelenmiş olan kişilerdir.


Orgazm gücüne sahip kişiler sevişme esnasında cinsel fanteziler kurmaya gerek duymazlar. Doğrudan doğruya içerisinde bulundukları cinsel ilişkinin verdiği haz onlar için yeterli olur. Buna karşılık, orgazm gücüne sahip olmayan kişilerde, cinsel eylemin en önemli özelliği olan irade dışı heyecanlanma, gerilme ve gevşeme süreci ya eksiktir ya da zedelenmiştir. Bu kişilerde bilinç ve cinsellik dışı duygular sürekli olarak sevişme eylemine müdahale ederler. Uyarılmak için cinsel fanteziler kurmak ihtiyacını duyarlar, sürekli olarak eşlerini kafalarındaki ideal seks nesnesi ile kıyaslarlar; bu da sevişmeden alınan hazzın yekpare bütünlüğünü parçalar ve yoğunluğunu azaltır. Neticede bu durum, hiç orgazm olamamaya kadar varır.


Kişinin kendini cinsel eyleme bütünüyle bırakmamasının sebebi eşini sevmemesi olabilir; çocuklukta olmuş ve onu cinsellikten soğutmuş bir deney olması da muhtemeldir. Bunların deşilmesi ve tedavisi için çoğu zaman psikanaliz gereklidir. Ancak kişinin gerçekten sevdiği ve beraberken rahat olabildiği bir eş de sorunun giderilmesine yardımcı olabilir. Bunun için, eşlerin belli bir anlayış düzeyine ulaşmış olmaları ve erkeğin kadına karşı hem sevgi hem de erotik duygular besliyor olması gerekir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 4304
Toplam mesaj
: 437
Ort. okunma sayısı
: 3147
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster