Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
2847
 

Erkeklerin kadın zafiyetinin Jocasta Kompleksi' ne olası etkisi (IV)

Erkeklerin kadın zafiyetinin Jocasta Kompleksi' ne olası etkisi (IV)
 

.


Bir önceki yazımızda, annelerin oğullarına düşkünlüğünün sebeplerini araştırmıştık.

En önemlisi; aynı düşkünlüğün babalar ile kızları arasında neden olmadığı üzerinde durmuştuk.

Altını önemle çizmekte fayda var.

Elbette ki amacımız, babaların kızlarına düşkün olmadığı gibi saçma bir düşünceyi savunmak değildir. Hattâ bu görüşümüzü de şu ifadelerimizle vurgulamıştık:

Ve kim bilir belki de, kızına, bir annenin oğluna duyduğu bağlılıktan daha yüksek şiddette bağlı olan babalar da vardır…

Zaten okurlarımızdan gelen yorumlarda bir nokta özellikle vurgulanmıştı.

O nokta şuydu; babalar da kızlarına çok düşkündür ancak belli etmekten çekinebilirler.

Bu görüşe katılıyoruz.

Ancak bizim vurgulamak istediğimiz bu gerçekliğin dışındaki başka bir husustur.

Söylemek istediğimiz, annelerin oğullarına olan düşkünlüğünün sıklığının ve derecesinin, babaların kızlarına olan düşkünlüğünün sıklığından ve derecesinden fazla olduğudur.

Birbirinin muadili bir düşkünlük değildir bu düşkünlük.

Dikkat ediniz, halk arasında gelin-kaynana çatışması olarak isimlendirilen durum, esasen bu dengesizliğin bir ürünüdür.

Babalar ile damatları arasındaki uyuşmazlığa nazaran, sayısal olarak o kadar çok gelin-kaynana çatışması yaşanmıştır ki, gelin-kaynana konsepti halk arasında kendiliğinden oluşmuş, gelişmiş ve hatta kemikleşmiştir.

Zaten, anne-oğul arasında aşılamayan bir sevgi barikatı, yani bilimsel olarak da tanımlanmış olan Jocasta Kompleksi gibi bir patolojik (hastalıklı) durum varken, niçin baba-kız arasında kıskançlık temelinde tanımlanmış bir psikyatrik kategori yok?

Babaların, kızlarına karşı, kategorik olarak böyle bir kompleksin tanımlanmamış olması bile durumu yeterince açıklamıyor mu?

Öyle ya, eğer babanın kızına karşı, tıpkı Jocasta Kompleksi gibi, kıskançlık temelinde ve yaygın bir şekilde yaşanan patolojik bir durum olsaydı, bunun tanımlanmış bir ismi de olurdu.

Demek ki böyle tanımlama ihtiyacı doğmamış bile.

İşte anne oğul arasındaki bu ilişki biçiminin, baba kız arasında yaşanmamasının sebeplerinden bir tanesi, daha önce de detaylı bir şekilde açıkladığımız gibi, oğlun anneden fiziksel olarak kopmasıdır.

Doğum anından bahsediyoruz.

Fiziksel kopuş, tensel kopuş, oğlun ana rahminden ayrılması, sıradan bir olay değildir. Bir kız evlat babasına tapacak derecede bağlı olsa bile, babasından hiçbir koşulda fiziksel bir kopma yaşamamıştır.

Peki sadece bu sebep mi anne oğul ilişkisinde aşılamayan bir bariyer oluşturur?

Hayır.

Oğlun anneden fiziksel kopması dışında, Jocasta Kompleksi’ni tetikleyen bir faktör olduğunu düşündüğümüz ve tespit edebildiğimiz bir diğer sebep ise; erkeklerin hormonel olarak yâni vücut kimyası gereği kadınlara olan zafiyetidir.

Açalım.

Erkekler arasında çokça konuşulan bir konudur.

Şöyle söylenir.

Bir kız yeni tanıştığı ya da zaten tanıyor olduğu bir erkek arkadaşıyla buluşmayı planlamışsa, ama aynı saatlerde de günlük hayatı paylaştığı normal kız arkadaşları ile buluşması gündeme gelmişse, erkek arkadaşını ikinci plana atıp, kız arkadaşları ile buluşmayı tercih edebilir.

Hatta o kızın arkadaşları, ‘ niçin o çocuğu bize tercih ettin?’ diye kızcağıza tavır alabilecekken, erkekler yönünden durum tam tersi şekilde gelişebilir.

Nasıl mı?

‘Tabii abi sen hatunu bekletme, biz takılırız.’

Genel yaklaşım budur.

Çünkü erkek yönünden; bir kıza sahip olunmuşsa, ya da sahip olma olasılığı dahi doğmuşsa bu bir fırsattır ve kaçırılmamalıdır.

Arkada kalanlar ya da ikinci plana atılanlar çokta önemli değildir. Ne de olsa onlar daha sonra telafi edilebilir. Kaldı ki telafi edilmese de önemli değildir. Önce can, sonra canan değil midir kural?

Ve aslında ismini tam koyamasalar da, anneler tüm bunları iyi bildiğinden arkada kalanlardan olma ihtimâli onları ürkütür.

Buna bir de fiziksel kopmayı da eklerseniz anne-oğul-eş teslisinin şifreleri çözülmüş olur.

Üzerinde düşünülmesi gerekli son nokta, annelerin yeni gelen bir kadına sıcak bakmamalarının sebebiyle ilgilidir.

Çünkü bir zamanlar onlar da genç ve güzel bir kadın olarak bir erkekle birlikte olmuşlardır ve genç ve güzel bir kadının bir erkek üzerinde nasıl bir etki bırakacağını herkesten çok, yine onlar daha iyi bilmektedirler.

Belki de bir zamanlar sahip oldukları ve nelere muktedir olduğunu çok iyi bildikleri, aynı zamanda da yitirdikleri bu gücü, şimdi yeni gelen kadında gördüklerinde ve söz konusu kişi de oğulları olduğunda rakip psikolojisi kendiliğinden doğmaktadır.

Yazı dizimizi burada sonlandırıyor, bir sonraki a l d a t m a konulu dört bölümlük yazı dizimizde görüşmek üzere diyoruz.

Sabrın sonu ile

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende çok isterdim kız çocuğumun olmasını, hem de tıpkı senin anlattığın nedenlerden. Demek ki maddi olarak erkek evlat tercih edilirken manevi olarak kız çocuk tercih ediliyor. Buda kadınların ne kadar vefakar ve cefakar olduğunu bir kez daha koyuyor ortaya. Kız çocuğu her ne kadar maddi olarak kocasına bağlı olsa da bir şekilde bulup, buluşturup ailesine daha çok sahip çıkabiliyor. Önceki yorumumda da belirttiğim gibi kadın yine de erkek çocuğu daha çok teminat olarak görüyor. Böyle düşünmesindeki en önemli etken hala ataerkil bir yapıya sahip olmamızdan kaynaklanıyor, yani kasa erkek olduğu sürece bu durum değişmeyecek. Ta ki bir gün gelip de ihtiyacı olduğunda sizin tabirinizle annesini satana kadar. Yaşanması muhtemel böyle bir durumda ise yaşanacak yıkım beklentilerle orantılı olarak değişecektir. Onun için annenin erkek evladı geleceğin teminatı bir kasa gibi görmemesi ve beklentilerini minimize etmesi gerekiyor. Yoksa yaşayacağı yıkımlar ve sarsıntılar çok daha yıkıcı olacakt

Ayrıntıda gezinmek 
 01.03.2007 12:49
Cevap :
Gerçekten de eklenecek bir şey olmadığını düşünüyorum. Ancak bu yazı dizisinden çıkacak bir 5.bölümün ana fikrini de (şâyet böyle bir 5.bölüm olsaydı)aslında siz çözümlemişsiniz. Kız çocuğun manevi, erkek çocuğun maddi teminat olması ihtimâli... Değerli katkılarınız,zenginleştirilmiş fikirleriniz ve ihtiyaç duyduğumuz farklı açılımlarınız için teşekkür ederim...  01.03.2007 19:14
 

Bilmiyorum siz ne dersiniz ama kadınların erkek çocuğa daha düşkün olma sebeplerinden biriside, hatta en önemlisi, kadının erkek çocuğu geleceğinin teminatı olarak görmesinden doğuyor. Malum günümüzde artmış olmasına rağmen dışarıda, yani maaşlı çalışan kadın sayısı çok azdı ve kadınların yarınlarını teminat altına alabilecekleri hiç bir güvenceleri yoktu. Edinilen tüm gayrimenkuller erkeğin üzerindeydi. Düşünsenize erkeğin birde o sizin sözünü ettiğiniz aldatmalar sonrasında kadını terk ettiğini. Bu durumda kadın erkeğin vicdanına kalmış bir biçimde beş kuruşsuz ortada bırakılabiliyor. On beş yirmi yılını vermiş olsa da, üç dört çocuğunun anası olsa da. Bu durumda kadın tek tutunabileceği dal olarak görüyor erkek evladını. Bu her ne kadar pratikte pek geçerli olmasa da! Sevgiler!...

Ayrıntıda gezinmek 
 01.03.2007 0:22
Cevap :
Bu söylediklerine, anlattıklarına katılmamak mümkün değil. Çünkü aslında doğru şeyler ancak ben bunları daha çok anne için değil de, bir aile için genel düşünüyorum. Hâni bizim klasik Anadolu mantığı gibi.Erkek çocuk gelecek açısından bir teminat, iş, toprak, arazi, çiftlik, tarla...ne dersek diyelim.Ama karşısına şöyle bir argümanla çıkılrsa ne yapacağız?İyi ama bir çok kadın da kız çocuk ister, çünkü genel kabul görmüş yaygın bir eğilim de, kız çocuklarının değil ama, daha çok erkek çocuklarının evlendikten sonra annesini kaba bir tabirle satması.(yalnız bırakması, ilgisiz kalması, ikinci ve hatta bazen üçüncü plana atması anlamında....) Bu durumda kız çocukları evlendikten sonra annelerine karşı ilgileri azalmıyor, çünkü genel olarak kadınlarda 'budalaca bir erkek zafiyeti yoktur' ve evlendiklerinde sahip oldukları kocaları büyülenmelerine sebep olmayabiliyor. Ama erkekte maalesef. Kadınlara (karısına)olan zafiyet anneyi unutturabiliyor.Yani kadınlarda kız çocuk isterler diyelimmi?  01.03.2007 6:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1369
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1861
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster