Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
649
 

Erkekliğimden utandığım anlar...

Erkekliğimden utandığım anlar...
 

Öyle zamanlar oluyor ki erkek olduğum için utanıyorum kendimden. Böyle anlarda hayattan soyutlanmaya çalışıyorum. Yok olmak, görünmemek amacıyla çırpınıyorum. Bir erkek olduğumu unutmak istiyorum.

Doğanın bizlere vermiş olduğu bir uzuv ve getirdiği dürtülerin neler yapabildiğini gördükçe kızıyorum kendimce. Böyle mi olması gerekiyordu? Yoksa yaşanılanlar sadece bir ilizyon muydu? Kim, ne, hangi sistem güç veriyordu olanlara?

Haberlere bakmaya çekiniyorum. Biliyorum ki yazılanlara yapılan yorumlar aynı olacak.

Nasıl ki sevgilisinden dert yanan bir kızın tüm erkekleri ''Aynı'' bellemesi gibi birileri de erkekleri topyekün ''Sapık'' ilan edecek.

Ve her ne kadar onlar bilmese de bende o gruba dahil olacağım. Sadece cinsiyetim yüzünden başkalarının yaptıkları yüzünden sorumlu tutulacağız. Bilinçaltında hep bu fikir yer edecek.

Bunların olmaması için birey olarak çalışsak da birileri gelip tüm çabanızı yakıp, yıkacak...

Çünkü yaşananların en temel güç kaynağı ellerinde olacak. Korunacaklar. Birileri onları sırf kendi cinslerinden olduğu ve erk odaklarının sarsılmaması adına koruyacak. Yapılanlar inkar edilecek. ''Olur mu öyle şey'' sözleriyle geçiştirilecek. Mağdur olan daha da mağdur edilecek.

***

Yine böylesi bir utanç içine girdiğim anlardan birinde düşündüm bunları.

Bir dönem haberleri meşgul eden ''Yoğun Bakımda Taciz'' olayından sonra ailenin yaşadıklarını okuyunca. Bir annenin susturmak isteyenlere inat susmayıp kızını koruduğu için düştüğü durumu görünce..

17 yaşında psikolojik sorunları olan bir genç kızın yoğun bakıma alındığında bir erkek hemşire tarafından taciz edildiği iddası ve akabinde gelişenler..Olay yine her zaman olduğu gibi inkar edilmişti. Hastahane çalışanını savunmuş kızın sorunları bahane edilerek ''Halüsinasyon'' denmişti. Raporlar her ne kadar kızın şuurunun açık olduğunu gösterse de bunu anlatmak uzun bir işti.

Yoğun bakımda taciz iddiasının kime ne gibi bir çıkarı olabilirdi? Üstelik bir anne kızının yalanını anlamaz mıydı? Solgunluğu, sesi, konuşması...

Ayşe Arman tekrar aileyle konuşmuş. Anne ''Hayatımız kaydı'' diyor. Ancak pişman değil, yine olsa yine söyleyecek kadar gururlu. Destek olan yok. Hepsi lafta. Genç kız ise daha kötü durumda. Olayın duyulmasından sonra sadece 1 gün okuluna gitmiş o günde sınıf arkadaşlarınca dışlanıp, show yapmakla suçlanmış. Kavga çıkmış. Okul yönetimiyse kendi derdinde ''Aman bizim adımızı vermeyin'' diyor.

Ayşe Arman'sa konuyla ilgili bir tespitte bulunuyor:

''Böyle de ikiyüzlü bir toplumda yaşıyoruz. Hem taciz ve tecavüz olayları yaşanmasın istiyoruz, hem de "Kızım tacize uğradı!" diye ortalığa çıkan bir anneye destek filan olmuyoruz. Onun hayatını karartmak için elimizden gelen ne varsa yapıyoruz.''

***

Burada durdum. Kendimce şöyle bir geçmişe dönmek istedim. Gerçekten birilerinin hayatını karartacak bir şey yapmış mıydım?
Kendimi biliyordum ya.

Yeri ve zamanı geldiğinde iflah olmaz bir seksopata dönüşebilirdim. Gözüm dönebilirdi. Amacım sadece karşımdaki bedene odaklanmak da olabilirdi. Bundan doğal ne var diye düşünebilirdim.

Gerçekten normal miydi?

Yoksa zorla birine sahip olmak ya da ellerini gizlice bir genç kızın şeffaf dişiliğinde gezdirmek bizler için bir erkeklik testi mi? Ne kadar tacizciysen o kadar erkeksin yani..

Birden aşklarım gözümün önüne geldi. Seviştiğim kadınlar.. Zevk aldığım bedenler.. Seksin karşılıklı olduğunda güzelleştiğini savunurdum hep. Oysa erkeklik için karşılık aranmadığını da öğrendim. Bizler yeri geldiğinde sefil bir egoiste dönüşebiliyormuşuz meğer.

Bende potansiyel bir tacizci ya da tecavüzcü olabilir miydim?

Öyle ya, nasıl olsa beni koruyacak bir toplum vardı. İstediğim gibi davranabilirdim. Kanunlar, insanlar, her şey benden yana gibi görünüyor. Erkeksen fırsatın varsa bunu yapacakmışsın demek ki..

Ya da sadece ben öyle sanıyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konuya hoş değinmişsiniz... Genelde benim de yaptığımı yapıp, kendinizi öne koyarak pek güzel mesajlar vermişsiniz... Bu konulara epeydir kafa yoran biri olarak şunu eklemek isterim bu güzel yazıya: Aklı başında hiç bir kadın bu tür olayları tüm erkek grubuna atfetmiyor! Atfedenler yok mu, var elbette ancak onlara pek de aklı başında diyemiyorum... Yıllar öncesinden hastalık olarak gördüğüm bu durumun, bizim gibi ülkeler için hastalık olmaktan çıktığının artık ayrımındayım. Hastalık diye ısrar edenlerin de niçin bizim gibi toplumlarda bu hastalığın bu denli şidetle ve sıklıkla var olduğunu da düşünmelerini özellikle isterim! Bireysel hata, bireysel hastalık değil de toplumsal bir problemdir bu ve aynı toplum içinde yaşayıp da bu problemi yok saymaya çalışmak, bireylere indirgeyip de nasıl çözümleyebiliriz diye düşünmemek ve de uygulama olarak bir katılımda bulunmamak da en azından suça göz yummak anlamında bireyleri bağlar diye düşünüyorum! Bağlamalı yani! Sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 25.01.2009 0:24
Cevap :
Toplumsal bir problem yine toplumsal yollarla çözülmelidir. Yoksa belli bireylerin ilgilenmesiyle çözülecek bir konu gibi görünmüyor ne yazık ki. Teşekkürler.  25.01.2009 0:45
 

Senin ne kadar duyarlı olduğunu biliyorum canım kardeşim. Maalesef kurunun yanında bazen yaş da yanıyor. Kendinden utanması gerekenler utansın, sen kendisiyle övünecek insanlar arasında olduğunu biliyorsun. Sayfamda en çok taciz yazıları var, bu konuya arkadaşlarımın destek vermesini istiyor ve bekliyorum. Bu anne "Filiz hanım" bana üç kez hem yorum hem mesaj yazdı. Elimizden gelen desteği, ondan ve onlar gibi tacize uğrayanlardan esirgememeliyiz. Bu da, bir günümüzü ayırıp bu konuları yazmakla olur şimdilik belki sesimizi duyanlar olur ve kızların anaların yüreğine bir damla su serpilir. Sevgilerimle..

gülriz 
 24.01.2009 13:38
Cevap :
Evet bu konuda her bireyin üzerine düşen bir şeyler mutlaka vardır. Dileriz dediğiniz gibi olur. Teşekkürler.  25.01.2009 22:48
 

Yazınızı bir çeşit "özeleştiri" olarak değerlendirmek mümkün. Azıcık düşünebilen her insanın kendini sürekli kontrol altında tutabilmesi, akıl ve mantığının gösterdiği yol çerçevesinde hatalarını düzeltebilmesi lazım. İnsanlar yanlış yapabilir yaratıklardır. Ancak donanımları bu yanlışları önleyecek özelliklere sahiptir. Son model gelişmiş bir otomobil düşünün, fren sistemi vs. her şey çok mükemmel. Bu yine de onun hiç kaza yapmayacağı anlama gelmez. İnsanların hatalarından söz açılınca burada kadın erkek ayırımı yapmanın hiç anlamı da yok, gereği de yok. Dolayısıyla hiçbirimizin erkekliğimizden veya kadınlığımızdan utanması söz konusu olamaz. Suçlar bireyseldir. Siz suç işleyenin çok yakını bir kişi de olabilirsiniz. Bu size ancak sosyal anlamda bir mahcubiyet verir. Yoksa suçun bir kısmını size yüklemez. Yazı sadece yazı olarak güzel. Ama içerik itibariyle bu görüşe katılmıyorum. Çünkü suç işleyenlerin çok büyük çoğunluğu ruhsal bir hastalığa sahiptir. Selam ve saygılarımla....

Ahmet YILMAZ 
 24.01.2009 11:31
Cevap :
Teşekkürler. Doğru bir yaklaşım fakat şöyle bir noktayı es geçmemek gerekli. Bu gibi olaylar yüzünden belli bir önyargı oluşuyor insanlarda. Benim söylemek istediğim buydu, yoksa elbette suçun beni ilgilendiren bir tarafı olmaz. Sizi de, başkalarını da...  24.01.2009 11:41
 

YAZINI AĞZI AÇIK, OKUDUM. HEPSİNİ ÇOK SIK ARALIKLARLA DUYUY ORUZ, OKUYORUZ NEFRETLE. ALLAH SONUMUZU HAYIRLI GETİRİR İNŞALLAH. BU ARADA, ÖNERGİĞİN SABİHA RANA'YI DA OKUDUM. ZATEN ONUN HASTASIYIM. ÇOK BEYENDİM. İKİNİZİNDE YÜREĞİNE, KALEMİNE SAĞLIK. BU, SAPIKÇA DAVRANAN ERKEK YA DA KADIN HİÇ FARKETMEZ YOK OLSUNLAR İNŞAKLLAH. TOZ PEMBELİKLER DİLEĞİYLE. 3NF

3NF 
 24.01.2009 10:52
Cevap :
Teşekkür ederim. Dilerim dediğiniz gibi olur. Bunu umuyoruz hepimiz..  24.01.2009 11:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 309
Toplam mesaj
: 54
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Küçük bir kız çocuğu masumiyetidir yazmak, her satırı her cümleyi her kelimeyi tekrar tekrar gözden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster