Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '08

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
696
 

Erken bir yılbaşı değinmesi

Erken bir yılbaşı değinmesi
 

Fotoğraf:yukarikayalar.wordpress.com


Yaşam, evrenin ve zamanın sonsuzluğu içinde doğumla başlayan mucizevî bir ayrıcalık olsa gerek. Yılbaşı ve benzeri zamansal bölümlemeler işte o çoğu kez belirsizliklerle dolu kesintisiz sürekliliğin yarattığı doğal zihinsel karmaşaya karşı iyimser bir tür duygusal kalkan sağlar. Böylelikle aslında sonsuz olan zamanın başı ve sonu belliymiş duygusuna ve şu bölümü iyi, bu bölümü kötü gibi kıyaslama yapma olanağına kavuşuruz.

Egemen batılı düşünce sisteminde yeni yıl, Noel kıyafetli küçük bir bebek, geçip giden yıl ise yaşlı bir dede sembolüyle (s)imgelenir. Burada erkek egemen (Dede-erkek bebek-Christmas-Hz. İsa) imge seçimi bir yana, sadece 365 gün altı saat olan çok kısa ömürlü eski-yeni olgusu da dikkat çekicidir. Gıdaların raf ömrü gibi, hatta bazılarından da kısa bir süre!.. Önce market raflarında ve ilaç kutuları üzerinde son kullanım tarihleri ile bizlere göz kırpan süreler bir bakmışız ki hızla akıp geçmiş, o yıllara gelinmiş. Eşyalar gibi zamana da 'kullan-at' şeklinde yaklaşılması ağrımıza gidiyor çoğu kez.

Fakat, ana neden kozmik. Örneğin Jüpiter’de yaşıyor olsaydık bu süre, yeryüzündekinin yaklaşık olarak 12 katına denk gelecekti. İlginç olan, bu konuya kitleler halindeki duygusal uyumlarımızın bu denli çabuk, içten oluşundaki gönüllü yanılsama…(*)

Batı kültürünü bir yana bırakalım. Konu hakkında biraz dolaylı da olsa doğu felsefesi açısından da ilginç bir benzeşim yapılabilir.

Biliyoruz ki, kültürler arasında, doğu ya da batı, eski ya da yeni olsun genel bir üstünlük olamaz. Sadece farklılık ve çeşitlilik söz konusudur.

Yolunuz Konya’ya ve Mevlânâ’nın türbesine düşerse orada ilginç bir manzara ile karşılaşırsınız. Mevlânâ türbesi son derece zarîf ve görkemlidir. Oysa onu etkileyen, değiştiren, onu bir ulema mertebesinden alıp yedi yüzyıldır dünyanın en önemli şairlerinden, fikir ve felsefe adamlarından biri haline getiren Şems’in (Şems-i Tebrizi) türbesi ise son derece mütevâzı ve sade bir görünüm taşır.

Bunun nedenini araştırdığınızda ise, Şems’in yedi kişi tarafından öldürüldüğü ve onlardan birinin de Mevlânâ’nın ortanca oğlu (Alâeddin Çelebi) olduğu gerçeği ile karşılaşırsınız. Nedendi, niçindi ayrı ve derin bir konu. Bu, zaten Ahmet Ümit’i son eseri ‘Bab-ı Esrar’ için harekete geçiren ve dantel oyası gibi işlediği kapsamlı bir konu. Bense; yeni yılı o havaî fişek yağmurları ve ışık selleri altında Mevlânâ türbesi gibi görkemli sevinçlerle karşılarken, bizi ve dünyamızı bu ana değin taşıyan, var eden geçmiş yılları ise birer Şems türbesine dönüştürmüyor muyuz acaba diye düşünüyorum.

Yeni yılı heyecanla karşılarken geçmişimize de, geleceğe dair umutlarımız gibi sahip çıkalım, onun da önemini ve değerini unutmayalım.

Yeniye sevinçle kucak açarken onu aynı zamanda eskinin katillerinden biri kılmayalım.

Ve unutmayalım ki biz, hepimiz uçsuz bucaksız evrenle, zamanın sonsuzluğu içinde, ardımızda binlerce yıllık insanlık mirâsının o güçlü ve serin gölgesinde bu günlere geldik.

Yeni yıl, aslında her açıdan zor bir yıl olacak gibi görünüyor...Ama, yüzyıllardır insanlığa hümanist ışıklar yayan Mevlânâ'nın, Şems'in, Yunus Emre'nin, İbn-i Rüşt ve benzerlerinin türbeleri üzerinden de geçerek yılbaşı gecesi havaî fişek yağmurları ve ışık selleri altında dans eden iyimserlik melekleri yine de herkese olabildiğince mutlu ve gönüllerince güzel yeni bir yıl dilemeyi teşvik ediyor…

Mutlu yıllar!..

(*) Aynı konudaki geçen yılki değinmem için bkz. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=83349

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okuduğum yazı edebî ve felsefî yönden bir düşünce sarmalına sürükledi. Kaleminiz bu yönden çok güçlü,kutlarım. Bazı yazılar hızlı hızlı okunur, bazıları da yudumlaya yudumlaya... Düşünce hazinesine katkıda bulunarak. Bab-ı Esrar'ı merak ettim, yakında almaya çalışırım. Mutluluk, esenlik, umut dolu bir yıl diler, saygılarımı iletirim.

Ayten Dirier 
 04.01.2009 22:41
Cevap :
Çok teşekkür ederim Ayten hanım. Sizin gibi değerli kalemlerden gelen böylesi onurlandırıcı yorumlar, beni hem u-mutlu kılıyor hem de kalemimi açık tutuyor. Ahmet Ümit'in 'Bab-ı esrar'ını alınız. Eser, adeta gizem perdelerini aydınlata aydınlata su gibi akıyor...Tüm olası zorluklara rağmen ben de size üretken, paylaşımlarla dolu ve esenlik içerisinde güzel bir yıl diliyorum. İçten saygı ve selamlarımla...  05.01.2009 12:25
 

Şimdi hayatımıza hükmedecek ve bizi peşi sıra sürükleyecek yeni anlara doğru başladı yolculuğumuz. Bazen yüreğimiz daralacak bazen ve dilerim daha çok yüreğimiz coşacak. Olmadı mı, daha 2010 var 2011 var. Umut var oldukça yaşama tutkuyla sarılmak gerekiyor. Sevgi ve saygılarımla. Enfal Törün

Enfal Törün 
 02.01.2009 10:01
Cevap :
O güzel ifadenizle, '...hayatımıza hükmedecek bu yeni süreçde...' umut adına, bu değerli temenniniz çok anlamlı Enfal Bey. Ona, belirttiğiniz gibi tutkuyla sarılmamız, hadi olmadı diyelim her şeye karşın içimizde devamlı yaşatmamız gerek! Başka türlü 'yaşama tutanabilmek' çok daha zor! Sevgi ve saygılarımla...  02.01.2009 10:19
 

Yazınızı özellikle geç okuyup yorumlamak istedim. Yazınızı gördüğümde elimde okumakta olduğum Bab- ı Esrar vardı. Bitmesine çok az kalmıştı. Kitabı bitirip yazınızı okumak istedim. Hâla kitap ile ilgili düşünüyorum. Eski yıllar aslında bizim için daha değerli olmalı, hepsi bizim yaşanmışlığımızı barındırıyor içinde bize ait olanlarla hafızamızın albümleri içinde yerlerin alıyorlar. Yeni yıl ise pırıl pırıl duruyor karşımızda, tüketilmeye hazır bir şekilde. O da eskiyecek bir süre sonra, o da diğer yılların yanında alacak yerini. Önemli olan zaman hızla akıp giderken, zamanın değerini bilmek sanırım. Geçmişi hiç unutmadan gelecekte gerçekten kaliteli nefes almak için bu gerekli diye düşündüm. Saygı ve selamlarımla bir kere daha yeni yılınızı kutlamak isterim..

Özlem Akaydın 
 31.12.2008 8:53
Cevap :
Ne kadar ince, sorumlu ve düşüncelisiniz Özlem Hanım. Bense hala bu güzel eseri bitiremedim. Fakat çağrışım halkalarımı tetikleyen sahneyi alıp hemen yazıya dönüştürdüm. Bu bağlamda, 'tez canlı olan' ile 'sakin olan' ikilemine düşmüş gibi görünsek de, yaşamın binbir yüzü ve hali içinde her ikisine de yer var sanırım. O nedenle bu ikilem 'doğal' diyelim. Bu dolu, dolu, çok değerli ve anlamlı yorumunuz için de çok teşekkürler. Ben de size ve ailenize, iyiliklerin, bizleri gülümseten, içimizi rahatlatan güzelliklerin çok oldugu; arınmıs yeni bir yıl diliyorum. Sevgilerimle...  31.12.2008 11:30
 

Hümanist ışık yağmurları altında ıslansak tüm kötülükler yağmur suyu gibi akıp gitse...sevgiler

zirve özden özpınar 
 28.12.2008 10:25
Cevap :
Ne güzel olur değil mi? O yağmurlarla yıkansak, arınsak - ve bloğunuzun kişisel tanıtım bölümünde yer alan güzel ifadenizle - "...Adaletin, yalınlığın, sevginin ve paylaşımın bütünlüğünü inançla yüreğinde hisseden..." insanlar olarak daha bir u-mutlu ve onurlu olarak yaşamlarımızı sürdürsek...İçten teşekkür ve sevgilerle.  28.12.2008 10:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 355
Toplam yorum
: 3314
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2353
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster