Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
997
 

Erkenci Kuş - Başka Olur Aşıkların Savaşı

Erkenci Kuş -  Başka Olur Aşıkların Savaşı
 

Aşk mı? Net! Kavuşan aşıklar mı? Ner’deee…  Yeni gününde de zirveyi bırakmayan Erkenci Kuş’un bölüm yazısını konuk yazarım Buke kaleme aldı. Keyifli okumalar…

Geçen haftanın sonunda Sanem’e sinirlenerek bitirmiştim bölümü. Bir bölüm boyunca aşkına karşılık bulmanın sevincini yaşayan, en sonunda Can’ın ağzından “Ben sana âşık oldum” itirafını duyan Sanem gerek Ayhan ve Osman’ın gerekse Emre’nin telkinleri ile bu aşkın imkânsız olduğuna, söylediği yalanlarla bu ilişkinin yürüme şansını kendi elleri ile yok ettiğine ikna olmuşken, en son Can’ın yalanını yakaladığı için can dostu Metin’i işten atmasıyla iyice gözü korkup ve umutsuzluğa düşünce Can’a belki de en aptalca bahanesini söyledi.

“Ben sizi çekici bulmuyorum. Ben sizi arkadaş olarak görüyorum. Karşı cins olarak bir şey hissetmiyorum. Ben bir arkadaş olarak seviyorum sizi yani bir erkek olarak etkilenmedim sizden. Herkes sizi çekici buluyor olabilir ama ben sizi çekici bulmuyorum.”

Gel de delirme! Can da en sonunda delirdi bölüm sonunda haklı olarak. Bu hafta da bölüm yine son sahneden başladı. Ben de Sanem’e söylenerek izlemeye başladım bölümü. Sanem iyice çocuk oyununa çevirdi bu aşkı. Ya dürüstçe, O’nu kaybetme pahasına Can’a gerçekleri anlatsın ve bir kenara çekilsin, Can’ın O’na gelmesini beklesin. Ya da gerçek anlamda uzak dursun adamdan. Ama yok Sanem hem Can’a ona ilgi duymadığını söylesin, hem de Can O’na mesafeli davranınca zoruna gitsin. Can da ne yapsın bu durum karşısında sonunda resti çekti ve Sanem’e açık açık savaş açtı.

Can: Son kararın bu öyle mi? Sanem benim sabrımı zorlama ha.

Sanem: Zorlarsam ne olur?

Can: Sen kaybedersin. Peşimden koşarsın.

Sanem: Ooo…Savaş diyorsunuz yani… Tamam.  Ben hazırım. Bakalım Sanem mi ‘yaman’ Can mı ‘yaman’ görelim?

Can: Tabi ki Can “Yaman” … Benim ‘yaman’ lığımı test etmek istemezsin.

Sanem: İsterim. İsterim. Ya beğenmiyorum sizi, beğenemiyorum.

Can: Bak pişman olacaksın.

Sanem: Olmayacağım.

Can: Hazır mısın benle savaşmaya?

Sanem: Hazırım.

Can: İyi başlasın o zaman.

Sanem: Başlasın.

Sanem O’nun peşinden gelip aşkını itiraf edene kadar sürecekti bu savaş. Can emindi. Sanem tıpış tıpış, kuzu kuzu, pisi pisi gelecekti arkasından. Sanem ise arkasından gitmeyeceğinden emindi Can’ın. Birbirlerine isyanlarını izlemek eğlenceliydi çiftin. Hele de Sanem’in Can’ın peşinden gitme sebebini açıklayışı…

Can: Sen bana eninde sonunda âşık olduğunu anlayacaksın, idrak edeceksin ama o zaman Yanında ben olmayacağım.  Çünkü yetti. Sabrım taştı çünkü. Sonda tıpış tıpış geleceksin bana.

Sanem: Tıpış tıpış

Can: Kuzu kuzu geleceksin.

Sanem: Kuzu kuzu bir de…

Can: Pisi pisi geleceksin.

Sanem: Gelmeyeceğim.

Can: Geleceksin. Net geleceksin. Banko geleceksin.

Sanem: Gelmeyeceğim. Şimdi oradan gitmem gerekiyor diye geliyorum ama gelmeyeceğim. Gelmeyeceğim.

Çiftimizin aşkı ayrı alem savaşı ayrı. Yani her ne kadar Sanem’e kızmış olsam da Can’ın Sanem’i görmezden gelişini, yok sayışını, buna karşılık Sanem’in Can’ın dikkatini çekme çabalarını izlemek eğlenceliydi.

Peki ama bu hikâye daha ne kadar böyle devam edecek? Yani bir küs bir barışık, bir hafta aşık bir hafta mesafeli ve kavgalı. Sanem Can’ı tanıdıkça ilişkinin imkânsızlığından emin oluyor olmasına ama itiraf da edemiyor yaptıklarını. Çünkü bu itiraf Can’ı sadece Sanem’in kaybetmesine sebep olmayacak. Emre de ağabeyini kaybedecek. Ve Sanem Emre’nin Can için ne kadar önemli olduğunu anladığı için iki kardeş arasına girmeyi göze alamaz. Gerçi böyle yaparak Can’a belki de kötülük ediyor. Çünkü Aylin hala Emre’yi parmağında oynatıyor.  Ve Emre istemeden de olsa yine Aylin’in oyunlarından dolayı şirkete ve ağabeyine zarar verebilir.  Yani artık gerçeklerin ortaya çıkıp hikâyenin farklı bir yöne evrilmesi gerekiyor bence. Ya da Can’ın annesinin hikâyeye dahil olması ve biraz aile çatışması izlememiz gerekiyor belki. Çünkü dizi kendini tekrarlıyor artık ve aşk konusu dışında hikâyenin güçlendirilmesi ve çeşitlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Gelelim bu hafta Erkenci Kuş’ta neler yaşandı kesitine;

Aşk ilişkileri açısından verimsiz bir bölüm geçirdik. Her cephede ayrılık, aşk acısı ve hayal kırıklığı vardı.

Öncelikle Can ve Sanem’in kavga mekânı olan kayalıklar, bu hafta da yine onların kavgalarına şahit oldu. O kayalıklar yaramıyor çiftimize. Buluşmak ve konuşmak için başka mekân bulmalarında fayda var bence.

Kavganın ardından Sanem’in kendiyle baş başa kalması gerekiyordu ama nereye gideceğini bilmiyordu. En sonunda onu bir ağacın dalında otururken bulduk. Aşağıda da O’nu inmeye ikna etmeye çalışan Osman vardı tabi ki. Sanem Can’ın savaş başlattığını anlatırken, bu savaşın soğuk mu sıcak mı muharebe savaşı mı stratejik savaş mı olabileceğini örnekleri ile anlatırken Osman olana bitene anlam veremiyordu haliyle.

Osman: Sanem hadi ama inecek misin artık?           

Sanem: İnemem Osman. İnsanların arasında düşünüyorum. Kafam karışıyor sürekli. Yani savaş başlattı ya. Resmen savaş başlattı. Her an her yerden çıkabilir Beni gafil avlayabilir.

Osman: Ya sen Polen’e savaş açmamış mıydın? Şimdi Can mı sana savaş açtı? Ayrıca savaş da ne oluyor?

Sanem: Ben de orayı pek anlamadım zaten…

Osman: Ya ben hiçbir şey anlamadım ki. Siz birbirinizi nerden buldunuz Allah aşkına. İkiniz de birbirinizden delisiniz. Yani aşk için savaşı anlıyorum da aşıkların birbirine savaş açmasını tam anlayamadım.

Sanem: Ben O’na “seni çekici bulmuyorum” dedim. Acaba delirttim mi ben adamı? (Aferin Sanem ha şunu bileydin!)

Sanem’in dayanamayıp Can’ı arayıp savaş derken ne demek istediğini sorması da ayrı komediydi. Can’ın dediği doğruydu. Bu ilişkideki tek ilerleme Can Bey’den Can’a geçiş olmuştu ve bunu koruma kararı aldılar. Sanem Can’dan savaşın niteliği ile ilgili bilgi alamayınca ağaçtan inmeye karar verdi.

Sanem dert ortağı Ayhan ile Can ve Sanem imkânsız aşkı üzerine dertleşirken, Akif ve Emre de Can’ı Metin konusunda hatalı davrandığına ikna etmeye çalışıyorlardı. Ama Can prensiplerinden ödün vermeyen biri olduğu için ne dedilerse olmadı. Can yalnız kalma, etrafındaki dostlarını kaybetme pahasına da olsa kararını değiştirmedi ve Emre de pes edip Akif ile Can’ı baş başa bırakıp gitti. Metin konusunun kapanması ile konu Sanem’e geldi. Can Akif’e de Sanem’e âşık olduğunu itiraf etti. Akif Can’ın Sanem’den ziyade bir kadına âşık olmasına şaşırmış gibiydi. Can kendi kadar Sanem’in de âşık olduğunu ama bunu kabul etmediğini sürekli kaçtığını söyledi. Akif nedenini sordu ama Can da bilmiyordu ki sebebini. Sanem konuşmaktansa susmayı kaçmayı tercih ediyordu çünkü. Can’ın deyimiyle delidolu kontrol edilemez acayip bir kızdı Sanem. Aklına esip Muzaffer ile Anadolu’nun ücra bir yerine bile yerleşebilirdi O’na göre, o kadar deliydi yani Sanem. Ama bu bile Can’ı durduramaz Sanem nereye giderse Can da peşine düşerdi. Akif Can’ın bu hallerini eğlenerek dinliyordu. Bir kadın Can’ı nasıl bu hallere düşürebilirdi? O’nun gözünde Can mahvolmuştu ve Can da Sanem’in kendini mahvettiğini kişiliğinden sapmasına neden olduğunu kabul ediyordu.

Can ve Sanem’in eş zamanlı olarak birbirlerinden bahsettikleri sahne  dizide en sevdiğim sahnelerden biriydi. Bu paralel anlatım tarzı ve çekim hoşuma gidiyor. Bir de karşılıklı susarak ama iç sesleri ile birbiriyle konuştukları sahneleri seviyorum. Bakalım bu sahnede  Akif ve Ayhan’a neler söylemişler:

Can: Bugüne kadar anlatmak için elimden geleni yaptım ama O’nu sevdiğimi anlamadı.

Sanem: Beni sevdiğini anlamadım. Ya da sevebileceğine inanmadım.

Can: Ama artık benden uzak duramayacak. İzin vermeyeceğim.

Sanem: Artık O’na yaklaşmayacağım. Bana yaklaşmasına da izin vermeyeceğim.

Can: Beni sevdiğini anlayacak.

Sanem: Benim O’nu sevdiğimi asla anlamayacak.

Can: O bana gelene kadar savaşsa savaş.

Sanem: O beni unutana kadar savaşsa savaş.

Sanem ve Can birbirleriyle savaşa dursun dizimizin olmazsa olmazlarından biri olan şirket krizlerine bir yenisi eklenmişti. Bu sefer ki müşteri otomobil reklamı için uygun olan senaryoyu halkın yazmasını istiyordu. Halktan gelecek senaryolardan en uygun olanı reklam filmi olarak kullanılacaktı. Senaryo sahibi ise şirkette bir ay süreyle stajyer olarak görev alacaktı. Ancak gelen mailler hem az hem de ise yaramazdı. Oysa onların sabaha kadar senaryoyu seçmeleri Bir yandan Deren bir yandan Ceycey Can ve Sanem’i arayıp şirkete çağırıyorlardı. Deren Ceycey’den bir çözüm bulmasını ve sabaha kadar karşısına bir senaryo ile çıkmasını istemişti. Ceycey ise Sanem, Leyla, Osman ve Ayhan’ı bir araya toplamış ve onlardan senaryo yazmalarını istiyordu. Sanem’in senaryosunu yazıp rumuz ile yolladığı sırada Ceycey’in şirket maili yerine kendi mailini verdiğini fark etmesi ile ortada aslında bir kriz olmadığı, reklam ile ilgili tüm fikirlerin Ceycey’in mailine yollandığı anlaşıldı. Şimdi sırada Can’ın evinde toplanma vardı ve Sanem tüm itirazlarına rağmen tabi ki Can’ın evine gitti. Senaryolar incelenir ve uygun senaryo aranırken Sanem’in gözü Can’daydı. Bu yüzden isine konsantre olamıyordu.  Can dediğini yapıyor ve Sanem’in yüzüne bile bakmıyor, O’nun istediği patron çalışan mesafesini koruyordu. Sanem ne yaparsa yapsın Can’ın dikkatini çekemiyordu. Can’ın onu yok sayması zoruna gidiyordu ve Can’ın ardından mutfağa gittiğinde bunu O’na da söyledi. Can ise Sanem’den bir cevap istiyordu. Sanem söyleyecek bir şeyi olmadığını söylediğinde Can arkasını dönüp gitti ve o sırada gelen Ceycey Sanem’in Can Bey’e “Can” diye hitap ettiğini fark edip sebebini sormak gibi bir hata yaptı. Ceycey’in ikisi ile ilgili şüpheleri vardı zaten ama konduramıyordu. Oysa şimdi Sanem  O’na hayatının sırrını vereceğini söylediğinde Ceycey duymak istemedi ama Sanem durmadı ve Can’ın Albatros olduğunu, operada O’nu ikinci kez öptüğünü, âşık olduğu adamın Can olduğunu bir çırpıda söyledi. Ceycey ise bu büyük sırrın ağırlığı ile kendini kaybetti. Önce çiğlik çığlığa koşmalar, ardından kendini havuza atmalar, Can bakınca bayılmalar… En sonunda Ceycey ve diğer çalışanlar evlerine yollanarak Ceycey krizi atlatıldı. En azından herkes öyle sandı ama bölüm sonuna kadar Ceycey kendine gelemedi.

Önce kıpkırmızı gözlerle geldi iş yerine. Sanem e bu sırrı ona verdiği için çattı. Ardından Ayhan’ın şirkete gelişinin ardında bir mana aradı. Geçen hafta Ayhan Ceycey’e ona âşık olmadığını, aşk olaylarının kendine göre olmadığını ve arkadaş olarak kalmak istediğini söylemişti. Ama bu bölüm ağabeyi ile konuşurken aşk ile ilgili sorular sorup aslında Ceycey’i sevdiğini anlamıştı ve bunu ona söylemeye gelmişti şirkete. Oysa Ceycey’i bir ölüm korkusu sarmıştı. O kadar ki Sanem ve Ayhan’ın onu öldürmek istediklerini bildiğini söyleyecek kadar paranoyaklaşmıştı. En sonunda hastanelik bile oldu. Hatta sakinleşmenin yolunu serumda buldu ve âdeta serum bağımlısı haline geldi. Ayhan O’na açılmaya çalıştı ama Ceycey arkadaş olmalarının daha yerinde bir karar olduğunu söyleyince açılmaktan vazgeçti.  Yine abartılı bir oyunculuğu vardı Ceycey’in yer yer güldürse de bir yerden sonra beni sıktığını söyleyebilirim.

Şirkette hal böyleyken mahallede ise Osman’ın ilk reklam filminin yayınlanmasının heyecanı vardı. Mevkıbe bakkalın önüne televizyon kurdurup yazlık sinema tadında, reklam filmini tüm mahalleliye izletti. Muzaffer haricinde herkes Osman’ı beğenip kutluyordu. Muzaffer ise Osman’a olan kıskançlığını açıkça ortaya koyuyordu. O daha iyi reklam filmi çekerdi ama tek eksiği bir meşrubatının olmamasıydı. Meşrubat buldu içti ama eline yüzüne bulaştırdı kendini rezil ettiği ile kaldı. Ama pes etmek ona yakışmazdı. Ünlü olmayı aklına koymuştu bir kere. Videolar çekmeye, fotoğraflarını basmaya ve imzalayıp gelen müşterilere dağıtmaya başladı. Ama bilmiyordu ki bu işin sonu hiç ummadığı şekilde bitecekti. Tam da peynir reklamı için çağrıldığı sırada mahalleye gelen polisler – ki önceki gelişlerinde Muzaffer onları kandırıp göndermişti- tarafından asker kaçağı olduğu iddiasıyla karakola götürüldü.  Muzaffer ise asker kaçağı olduğunu reddediyor, askere hiç çağrılmadığını iddia ediyordu. Tabi ki yalandı bu. Umarım birkaç bölüm Muzaffer’siz geçer zira Ceycey kadar izlerken yorulduğum bir karakter de kendisi.

Aşk bakımından durgun bir hafta olduğunu söylemiştim yazının başında. Can Sanem- Ceycey Ayhan’dan bahsettim. Şimdi biraz da Leyla cephesine bakalım. Leyla kabul etmese de bu bölüm itibari ile Osman’ı kıskanmaya başladı. Önce mahallede Osman’dan imza isteyen kızlardan, ardından da Güliz ile şirkette konuşurken kıskandı. Güliz’i Osman konusunda uyarmaktan da geri kalmadı. Aralarındaki konuşmadan Güliz’in çapkın, şıpsevdi bir kişiliği olduğunu da öğrenmiş olduk. Güliz ve Osman’ı yakıştırdım yakıştırmasına ama Güliz Osman’ı üzerse ben de Leyla kadar kızarım doğrusu. Osman onu üzecek değil mutlu edecek bir kızı hak ediyor.

Leyla’dan Osman konusunda Sanem’e bir itiraf bile geldi bu bölüm. Meğerse Leyla başından beri Osman’ın hislerinin farkındaymış. Ama birlikte büyüdükleri için onu farklı bir gözle göremiyormuş. Osman ile olmayı istese de gerek geçmişleri gerekse mahallede göz önünde olmalarından dolayı doğru bulmuyormuş.

Osman ise Leyla’dan umudunu kesmiş durumda. Bu ilişkide açılmak için geç kaldığını düşünüyor ve Leyla’nın ona karşı ilgisi olmadığını fark etmiş durumda. Ama rüzgâr tersine esmeye başladı farkında değil. İçimden bir ses sonunda Leyla Osman olacak diyor.

Bu bölüm abla kardeş Divit kardeşlerden dolayı aşk acısı çekiyorlardı ve ikisi de bu ilişkilerin doğru olmadığının farkındalardı. Leyla da nihayet Emre’ye âşık olduğunu kardeşine itiraf etti. İki kardeşin dertleşme sahnesi güzeldi. Birbirlerini motive edişleri de. Sanem’in Leyladan analitik mantıkla olayları çözme yöntemini öğrenmek istemesi de…

Bu bölüm Aylin yine bütün iticiliği ile sahalardaydı. Geçen hafta Metin’i saf dışı bırakmıştı. Bu hafta sıra Sanem’e gelmişti. Divitlere otomotiv işini paslamıştı ama bu kendi köşesine çekilip kendi şirketinde oturacağı anlamına gelmiyordu tabi ki… Otomotiv işinde tanıdığı vardı ve onun sayesinde Canların şirketine kapağı atacak yolu buldu. Otomotiv şirketinin tavsiyesi ile Aylin Canlara danışmanlık yapmaya başladı. Tabi asistana ihtiyacı olacaktı.  Sanem’ i istedi Can’dan asistan olarak. Can kabul etmedi önce çünkü Sanem’in Aylin’in şirketine gidip gelmesi gerekecekti. Sonra Can Aylin’e 3 aylığına şirkette istediği bir boş odaya yerleşebileceğini söyleyerek Onun ekmeğine yağ sürmüş oldu. Aylin nihayet şirketteydi ve üç ay boyunca Sanem’i gözlemleyip Onu Can’dan ayıracak bir yol bulacaktı.

Emre bu durumdan rahatsızdı çünkü Aylin söz verdiği halde O’nun arkasından iş çeviriyordu yine aksini iddia etse de… Emre Metin olayından beri daha da tedirgindi. Gerçekler ortaya çıkınca ağabeyini tamamen kaybedeceğine artık adı gibi emindi. Ama Aylin onun zayıf noktası olduğu için yine Aylin’in oyununa geliyordu. Yakında Aylin’in planlarının ise yarayıp yaramadığını görürüz inşallah.

Şirkete geri dönerse incelenen onca senaryo arasından en sonunda bir senaryo seçilmişti. Rumuz: Erkenci Kuş idi. Tabi ki hepimiz daha senaryolar yazılırken seçilecek olan senaryonun Sanem’in senaryosu olacağını biliyorduk. Ben şahsen şaşırmadım ya siz? Şimdi sırada ‘Erkenci Kuş’ ile görüşme vardı. Tabi Sanem her ne kadar senaryosu seçildiği için havalara uçsa da senaryonun kendine ait olduğunu saklama gereği duydu sanki Can bunu anlamayacakmış gibi. Can tabi ki anladı. Gizli numaradan aramayı akıl eden Sanem, aramayı şirketten hatta neredeyse Can’ın burnunun dibinden yapmamayı da akıl etseydi bu oyunu daha fazla sürdürebilirdi ama suç üstü yakalandı tabi… Sanem’in sesini değiştirip Konya’dan arıyor gibi yapması ama Konya ile ilgili hiçbir soruya cevap verememesi, Can tarafından saklandığı dolabın orada yakalanması komediydi. Can’ın odasında görüşmeye gittiğinde ise aralarının gerginleşmesine neden olacak bir diyalog gerçekleşti.

Sanem işi istemediğini söyleyince Can sinirlendi ve Sanem’e ummadığı kadar sert bir tepki verdi. İşi kabul etmeyecekse şirketten gitmesini, çay dolduracak getir götüre bakacak başka bir eleman bulabileceklerini söyledi. Sanem de çantasını aldı çıktı. Ama toplantı başladığı sırada dayanamayıp geri döndü ve toplantıya katıldı.  Can memnun oldu tabi …

Toplantıdan sonra arşivde karşılaştı Sanem ve Can. Sanem yazar olmayı gerçekten istediğini ama kendine güvenmediğini söyledi. Can ise ona kendine güvenirse başarabileceğini söyledi. Ama onunla konuşurken bile yüzüne bakmaması, O’ndan uzak durması üzerine Sanem, Can’a hep böyle mesafeli mi davranacağını sordu. Can ise Sanem’e bunu isteyenin kendi olduğunu hatırlattı. “İstediğin patron çalışkan ilişkisi değil miydi?” dedi. Sanem ise istediğinin bu olduğunu ama bu kadar mesafeli olmamasını istedi. Bunun üzerine can mesafeyi azalttı. Onu burada öpse isteyip istemeyeceğini sordu. Sanem dünden hazırdı. Gözlerini kapadığında ise Can O’na kaybedeceği savaşa girmemesini söyledi. Sanem şok olmuştu ve bunun sıcak savaş olduğunu tekrarlayarak bu tuzağa düştüğü için kendine kızdı.

Şimdi sırada reklamın çekileceği mekânı ayarlamak vardı. Can Sanem’e eşlik edecek birini ayarladı ama Sanem Can ile gitmek istediği için sözleşmeyi gerekçe göstererek kendine eşlik etmesi gereken O olduğunu söyledi Can’a. Sonunda Can ile birlikte düştüler yollara.

Şimdi Can’ın Sanem ile imtihanı başlıyordu. Çünkü Sanem gittikleri hiçbir sokağı beğenmiyor, her yere bir kulp buluyordu. En sonunda Can arabayı Sanem’in mahallesine sürdü ve çekim için en uygun yerin bura olduğunu söyleyerek evlerinin zilini çaldı. Kapıyı açan Mevkıbe’ye bu sokakta çekim ya p adaklarını konuşmak istediğini çayı varsa içebileceğini söyledi. Mevkıbe hemen içeri buyur etti tabi Can’ı.  Can kısaca senaryodan bahsetti. İhtiyaçlarını söyledi. Mevkıbe çekim için evin odalarını kullanabileceklerini söyleyince Can bunu fırsat bilip Sanem’in odasında soluğu aldı Sanem’in tüm itirazlarına rağmen. Can Sanem’in odasını beğendi ve oda bozulmasın diye burada çekim yapmamaya karar verdi. Tam çıkacakken Sanem’in yaptığı kökü ve kremleri gördü. Hepsi Sanem’in Can ile gezdikleri yerlerden topladıkları çiçekler ile yaptığı kremlerdi. Hepsinin üzerine not düşülmüştü. Hamak, deniz, Ağva, kamp…Hepsinin üzerine C. yazılıydı. Tabi ki Can ‘C’nin kendi olduğunu biliyordu ve bunu Sanem’e itiraf ettirmek istiyordu ama bu kolay değildi. Sanem “Cavidan Teyze” yaptım bunları deyince Can artık dayanma noktasının sonuna geldi. Sanem bu sefer Can’ı kaybettiğini anlayacaktı.

Can: Cavidan Teyze … Bende de var ya bir Cavidan Teyze, dilek ağacında buldum. Al sende kalsın.

Sanem: Sen ne kadar kaba ne kadar düşüncesizsin. Dilek ağacındaki dileğimi mi aldın?

Can: Ben mi kabayım? Sen bana kaba mı diyorsun gerçekten. Sen bir kendi hareketlerini düşün istersen.

Sanem: Ya düşünmek istemiyorum artık. Hiçbir şey düşünmek istemiyorum yeter.

Can: Bende de yeter Sanem. Hata bende. Başka anlamlar arıyorum senin hareketlerinde belki de. Haklısın. Senin beni sevdiğin falan yok. Böyle sevgi olmaz çünkü. İnsan sevdiği ile böyle oyun oynamaz. Ondan böyle kaçmaz, onu böyle kırmaz. Yani bu aramızdaki her neyse saçma sapan bir şey.

Sanem: Can…

Can: Artık rahat edebilirsin. Zerre kadar inanmıyorum beni sevdiğine. Tebrik ederim Sanem. Savaşı sen kazandın.

Bu arada Sanem’in kremleri yaparken Can ile söyledikleri güzeldi. Bir de Can ile yaşadıklarını hayal edip Onun kendini gerçekten sevdiğini anladığı sahneler.

Akşam olduğunda Sanem giyinmiş sahile gitmeye hazırlanırken, Can da Deren’e verdiği içki sözünü yerine getiriyordu. Deren halinden memnundu. Hemen Can ile yalnızdılar. Hem de Polen Amerika’ya dönmüştü. Can konuşsa da durgundu ve Deren de bunun farkındaydı. Deren ikinci içkiyi içmeyi teklif edince Can bir dahaki sefere içmeyi önerip kalkalım dedi. Can hesabı öderken Sanem sahilde kayalıklara oturmuş ağlıyordu. Derken Can eve geldi ve bahçede Sanem’i oturur buldu. İkisinin de üzerinde Can’ın rüyasında gördüğü kıyafetler vardı. Yüzünde gülümseme ile Sanem’in yanına geldi.

Can: Çok mu bekledin?

Sanem: Yaklaşık 4 saat kadar.

Can: Hoş geldin.

Sanem: Hoş bulduk.

Can: Bana söyleyeceğin bir şey var mı?

Sanem: Var. Gerçekten duymak istiyor musun peki?

Can: Belki inanmayacaksın ama ben bu anı daha önce rüyamda görmüştüm. O yüzden pek emin değilim duymak istediğimden. Neden istemiyorsun beni?

Sanem: Çünkü seni seviyorum.

Can: Neden kaçıyorsun benden?

Sanem: Çünkü seni seviyorum.

Can: Neden birlikte olmak istemiyorsun?

Sanem: Seni çok seviyorum. Hatta kendimden bile daha çok seviyorum seni.

Sanem ve Can birbirlerine yakınlaşmışken bölümün sonuna geldik. Bu sahne gerçek mi Can yine hayaliyle mu diye merak ettim ama on izlemeye bakınca sahnenin gerçek olduğu kanısına vardım.

Yeni bölümde Can Sanem ilişkisi resmen başlamış ama çalışanlardan gizleniyor gözüküyor. Emre bu ilişkiden dolayı tedirgin. Aylin Sanem e yaklaşıyor ve Ceycey bu yüzden diken üstünde. Can ve Sanem mutlu görünüyor.

Yeni bölümde görüşmek üzere.

 http://aslininsureti.com/izledim/erkenci-kus-baska-olur-asiklarin-savasi/

 

Aslı’nın Sureti

www.aslininsureti.com

*.*.*.*.* 

Aslı’nın Suretini sosyal medya hesaplarından takip etmek ister misiniz?

Facebook:https://www.facebook.com/Aslının-Sureti-1065930830209554

Twitter:https://twitter.com/aslininsureti

Instagram: https://www.instagram.com/aslininsureticom/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 177
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1101
Kayıt tarihi
: 27.09.17
 
 

Ben Aslı…  'Takvim Yılı – Doğum Yılı hesabının sonucu giderek yükselmesine, aynaya baktığında kaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster