Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
544
 

Ermeni'den dost olur mu?

Ermeni'den dost olur mu?
 

oluyor arkadaşlar...

Merhum gazeteci-yazar Hrant Dink'in öldürüldüğü gün televizyon karşısında kayda değer bir şeyler bulurum umuduyla kumandaya yapışmış, kanaldan kanala atlıyordum. Derken, kayıtlara geçmeseydide ben sıkıntıdan patlasaydım diye hayıflandığım o haberin son dakika alarmıyla bıraktım elimden kumandayı. Daha önceden birkaç kanalda rastladığım ve tam olmasada çoğunu takip ettiğim, konuşmalarından tanıdığım adam yerde yatıyordu. ''Anne, baba gelin! Hrant Dink öldürülmüş'' diye seslendikten sonraki uzun sessizliği hatırlıyorum o güne dair. Sonra tek tek herbirimizde ''Ayıp, yazık, bu mudur yani?...'' diye kısık sesle söylenmeler başladı. Karmaşık duyguların tarifsizliğinde çıkan o bilindik kısa cümleler...

''Bu mudur yani?...''

Annemi babamı gelişmelerin takibine kilitleyip can sıkıntısıyla odama gittim. ''Şimdi acaba bu insanlar bizim hakkımızda ne düşünüyor'' derdiyle geçtim notebook un başına. Ermeni bir chatroom arıyordum. Nihayetinde buldum. Üyelikte gerektirmediğinden direk bağlandım; fakat herkes ermenice yada ingilizce konuştuğundan kafamdaki karışıklığa birde anlamsızlık eklendi. Çat pat ingilizceylede olsa konuşup öğrenecektim.

Ellerinde pul misali beklettikleri o damgayı biz yalayıp kendimize mi yapıştırmıştık acaba? Az sonra bir cevap bulacaktım. Odaya henüz yeni giren bir nickin üzerine tıkladım ve ''Hi'' diye bir başlangıç yapayım dedim. Karşı taraftanda ''Hi'' yanıtı gelince ''Tamamdır, yürü Pınar! '' dedim içimden. Lübnan'da yaşayan üniversiteli bir genç kız çıktı karşıma. Evet, Ermeniydi. O da televizyondan duyduğu bu üzücü haber karşısında diğer insanların düşüncesini öğrenmek için ilk kez girmişti o siteye. ''Kader'' dedim içimden. Sonra bana nereli olduğumu sorunca bir an durakladım. ''Türk'üm'' derken durakladığım başka hiçbir anı hatırlamıyorum. Ama söyledim. O an çıkıp gideceğini sandım ama gitmemişti. Uzun uzun konustuk. Konuşmanın sonunda bana ''Türk'ler böyle mi?'' dedi. ''İşteee''dedim. ''Bi pot kırdım. Yedik damgayı! Keşke girmeseydim chatmiş metmiş...''bile dedim kendi kendime. Nasıl yani'' diyerek soruyu biraz daha açmasını istedim (Belkide zaman kazanıp düşünebilmek için).''Yani senin gibiler mi? Sempatik, canayakın, sabırlı ''gibilerinden birşeyler söyledi şu anda birebir hatırlayamadığım.

Bende; ''Benden çok daha iyileri olduğuna emin olabilirsin'' diyerek henüz yumuşamış olan ortamı dahada yumuşatıp, yüzlerimizin tebessümü takındığı anda mail adresimi, telefon numaramı verdim. İlk kez böyle birşey yapıyordum ama hiç bir tedirginlik hissetmemiştim. Sanki bu benim için bir görevmişcesine yaklaşmışım olaya farkında olmadan, sonradan bunu hissettim. Aynı şekilde o da bana numarasını verdi. Zaten kısa bir süre sonra da Türkiye'ye iş amaçlı gelmeyi planladığını; fakat bu olaydan sonra kararsız kaldığını ama yinede bunu biraz daha düşüneceğini söyledi ve çıktı...

Sahi, ingilizcem çat pat demiştim ya, meraklanmayın R..... türkçe biliyordu:') iş bana kalsaydı, belli bir noktada tıkanıp kalabilirdim muhtemelen. Ama Tanrı o gun benimle birlikteydi. Ve Türkçe bilen bir Ermeni çıkardı karşıma:')

Bu konuşmadan yaklaşık 10-15 gün sonra vapur ile karşıya geçerken telefonum çaldı. Baktım arayan R..... idi. O anda şaşırdım, sevindim, gururlandim ne bileyim güldüm kendi kendime hatta vapurdaki bi amca bana baktı, muhtemelen deli heralde diye düşündü. Ama o an, ona bile güldüm:') açtım telefonu. Bozuk bir Türkçeyle karşımdaki ses ''Merhaba Pınar nasılsın?'' dedi. Ben hala aynı gülen ifadeyle teşekkürettim. İstanbul'da olduğunu ve bu şehre aşık olduğunu söyledi. Çok rahat hareket ettiğinden ve İstanbul'u özleyeceğinden bahsetti. Banada buluşalım dedi ama mesafeyi kendisine hatırlattığımda kısa bir gülüşme aldı konusmanın yerini. Ve yaz için R.....'yi İzmir'e davet ettim. Umarım gelir ve dostu olduğumu birde elini sıkıp kendisine sarılarak anlatabilirim.

Evet, bende milliyetçiyim. Ülkemi, adına gelebilecek lekeden sakınırım. Ama ''Ermeniyi vurdum! '' diye degil ''Ermeni bir dost kazandım'' diyerek gurur duyan bir milliyetçiyim. Yorum sizin arkadaşlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Empati kurmak her zaman işe yarar.. Kars'ta çocukluğumuzu geçirirken en çok dikkatimi çeken şey, insanların kızdığı insanlara, çocuklara "ermeninin dölü" demeleri idi... Lisede Ermenilerin Ruslarla bir olup dedelerimizi kestiğini öğrettiler. O zaman "haa ondan böyle diyorlar" dedim.. Sonra üniversitede, işin biraz farklı olduğunu öğrendik. Mesela, Lübnan'daki ya da ABD'nin California eyaletindeki Ermenilerin Türkçeyi nereden öğrendiğini merak ettik... Oraya nasıl gittiklerini... Ermenistan'da bizimle aynı halayı çektiklerini, aynı yemekleri yediklerini, aynı ezgilerin üzerine ermenice şarkılar dinlendiğini görünce O'ranın aslında uzaktaki yakın olduğunu anladık. Sonra tanıdığımız, bizimle birlikte yaşayan, bizimle aynı pasaportu taşıyan Hrant Dink gibi düzgün insanların Ermeni olduğunu öğrendik... "Türkün Türkten başka dostu yoktur" sloganı, uygulamada "Türkün Türkten başka düşmanı yoktur"a döner kısa zamanda... Birlikte yaşam hayal değil. Yeterki hepimiz insan olalım...

Denizden gelen 
 09.03.2007 19:43
Cevap :
Yorumunuz için gerçekten teşekkür ediyorum.Ne mutlu sizin gibi düşünen insanlarla karşılaştığım için,esen kalın...  09.03.2007 22:55
 

"aslonan insandır" deyiminin en güzel hikayeleşmiş hallerinden biri anlattığın. Birde, insani tüm değerleri arka plana ait ülke, milliyet, çıkar edebiyatı yapanlar var elbette. Oysa ki bir ülkenin çıkarı her zaman, duygu ile aklı bir araya getiren ve barış isteyen insanların yaşayabilmesinde ve çoğalabilmesindedir. Yazın ve hikayen için teşekkür ederim

Bibliyofil 
 09.03.2007 13:33
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim.Evet bahsetmeye çalıştığım renkler,dilleri,dinler degil ortak paydamız olan insan...  09.03.2007 14:11
 

Ama ulusal çıkarlarımızı da korumamız gerekli. Ermenistan devletinin ve diaspora'nın politikası belli. bize, işlemediğimiz bir karayı atmaya çalışıyor, diğer yandan Azaerbaycan'da gerçek soykırımı yapıyorlar. Benim ve diğer bloggerların bazı yazılarını okursan bu konuda aydınlanırsın. Dünya kadınlar günün kutlu olsun.

Serkan Dilek 
 08.03.2007 23:43
Cevap :
Sizin,diğer bloggerların,bu konuda uzman diğer yazarların,herkesin yazısını okurum.Benim yazımda vermeye çalıştığım mesajı aldıysanız eğer benim için önemli olan budur.Teşekkürederim yorumunuz için  09.03.2007 0:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 11846
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

26 yaşındayım. İzmir'de nefes al(r)ıyorum. Yaşarken yazamadığım için, yazarken yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster