Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
335
 

Ermeni soykırımına evet demenin mantığı bana uymaz…

Beşeri varlıkların en gözdesi olan insanoğlu diğer canlılardan farklı özelliklere sahip. En önemlisi düşünebilme ve konuşabilme yeteneği… Ama bu yetenekler insanoğlunun sosyal evriminde tökezlemelerine neden olmuş? Oysaki hayvanlar kısıtlı yetilerine rağmen daha uyumlu yaşaya biliyorlar. Kendi familyalarındaki kardeşlerine sevgi dolular, yaşam alanlarına bizim kadar saldırgan bir tutumla abanmıyorlar. Ya biz insanlar!

Kendi uydurdukları devletler, politikalar ve paranın esaretine girip birbirini yemekteler. Gelelim üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarındaki yıkımlara… Bu topraklar üzerinde yüzlerce medeniyet kurulmuş. Çoğunu biliyoruz, bilmediğimiz medeniyetlerin varlığını da düşünecek olursak; bu toprakların kıymetini bilmeliyiz.

Son dönemlerde kurulan en büyük devlet Osmanlı. Kim bu Osmanlı? Biliyor muyuz? Nasıl kurulmuş ve üç kıtada hüküm sürmüştür. Bir yerden çıkmış uç beyi şansı yaver gitmiş yayılmaya başlamış, ardından oğulları topraklarını genişletmiş; sonra çeşitli milletlerin kızlarıyla evlenmişler; 600 yıl hükmetmişler dünyaya… O günün şartlarında değerlendirecek olursak Osmanlı’ya “Emperyalist” diyebiliriz. Sonra güç kuvvetten sermayeye ve teknolojiye geçince takip etmek de zorlanınca yavaş yavaş küçülmeye başlamış. Bir gün dünya haritasından silindi. Silinmesinin hemen öncesinde almış olduğu yanlış kararlar milyonlarca zavallı insanın haince ölmesine neden oldu. Şimdi soruyorum size “Bu katliamların sorumlusu bizler miyiz? Yoksa Osmanlı mı?” Osmanlının mirasını kabul etmek zorun da değiliz. Bizler Osmanlının başkentinin bulunduğu bir ülkede yaşamaktayız. Ancak Osmanlı denilen devlet bugünkü Türkiye değildir. Osmanlı çok uluslu bir devletti. Öyleyse ortada bir bedel ödeme varsa tek bir devlete atfedilemez. Anlaşıldığı üzere konumuz “Ermeni Sorunu”. Doğduğum günden beri aynı şeyleri duyup duruyorum. Son zamanlarda bir de özür dileme modası çıktı ortaya “Ne özrü?” Ben özür dileyecek bir hata yaptığımı sanmıyorum. Benim dedelerim de yapmadı. Aynı şekilde Türklüğümden de emin değilim. Hepimiz yaşadığımız topraklara bir yerlerden gelmişiz. Zaman içinde kimliğimizi unutmuşuz ya da unutturuldu. Benim dedelerim devşirme olabilir. Aksini iddia edecek biri var mı? Atalarım bize “Büyük dedeniz Trabzon üzerinden gelip köye yerleşmiş, buradan bir kızla evlenmiş” derdi. Tek bir adam geliyor. Bu adamın ailesi nerede? Bu adam nereden ve niçin buraya tek başına gelmiş? Gelelim o topraklarda yaşayan halklara, kimisi sonradan Müslüman olmuş Rumlar… Zaman içinde Osmanlı kültürüne empoze olmuşlar. Çok azları kendi köylerinde kimliklerini koruyabilmişlerdir. İşte bu nedenlerle geçmişe takılmıyorum ve “Ermeni Sorunu” denilen mevzuyu kabul etmiyorum. Günümüzde böyle bir sorun yoktur, geçmişte varsa o zaman çözselermiş. Soykırıma kadar götürdüğümüz olay saçmadır. Sanırım bu soykırımı kabul edenler Filistin, Irak, Afganistan gibi ülkelerde yapılanları görmüyorlar. Zamanı yüz yıl geriden takip ediyorlar.

Sayın Atilla Tuygan’ın bu konuyla ilgili yazısını okudum. Değerli arkadaşım bana e-maille yazısını gönderdi. Yazıyı okuduktan sonra bu o yazıya hitaben kalemi elime aldım. Şimdi takıldığım cümlelere tek tek eleştiri getireceğim. Kendisi saygı duyduğum bir kalemşör… Affına sığınıyorum…

Sayın Tuygan “Osmanlı Türkleri” terimini kullanmış. Osmanlı sanki sadece Türklerden oluşuyor. Yüz çeşit millet bir devleti oluşturuyor. Osmanlının sadık millet dediği halka soykırım yapılıyor. Bunun sorumlusu yıllarca çiftçilik yapan, yaylalarda göçebe olarak yaşayan ve yüklüce vergiler verip ezilen Türkler oluyor. Bu argümanı da milliyetçilik ile pekiştirmeye çalışıyor yazarımız. Osmanlı’nın son dönemlerini iyi analiz edenler bilir ki, yüzyılın başında sadece milliyetçilik akımı doğmamıştır. Osmanlı içinde onlarca düşünce ve akım kol gezmekteydi. Bir çoğu milliyetçilik zemininde olmasına karşın; Osmanlılığı koruma çabasında olanlarında elinde ümmetçilik söz konusuydu. Neden şimdi olay Türkçülüğe indirgeniyor? Bakınız Doğu bölgelerinde Ermenilerle çarpışan Çerkezler ve Kürtler de vardı. Ama bu tek taraflı bir saldırganlık değil; her iki tarafın kurulu çeteleri kaos ortamına sürüklenmiş yıllarca birlikte yaşadıkları komşularına zulmetmişlerdi. Soykırım denilmesi ne kadar mantıklı? Ölen masum Anadolu insanlarını kim öldürdü?

Tehcir olaylarının merkezine de ticari kaygılar konulmuş. Deniliyor ki Ermeniler tehcir edilerek onların mallarına el konulacak ve Osmanlı üzerinde Müslüman halk güçlü duruma gelecek… Anlamadığım yıkılmak üzere olan bir devletin en büyük kaygısı mal kaybı mı? Fransız, İngiliz, İtalyanlar kendi aralarında bölgeleri paylaşmışlar; sarayda esir tutulan padişahın amacı olmayan ülkedeki ticari dengeyi değiştirmek… Mantıklı gibi gelmiyor; değil mi?

Sayın Tuygan “Osmanlı’nın bugünkü Türkiye Cumhuriyet’i sınırları içinde kalan bölgenin nüfusu 1897’de 13 milyon 996 bin, 1910’da 15 milyon 371 bin, 1913’de 15 milyon 821 bin, 1923’de 13 milyon 93 bin ve 1927’de ise 13 milyon 648 bin oldu (Prof. Dr. Cem Behar, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye’nin Nüfusu, 1500-1927, 1996). Görüleceği üzere bugünkü sınırlar dahilinde 1913’de 15, 8 milyonu aşan nüfus, tam 10 yıl sonra, 1923’de 13, 1 milyona gerilemiştir.” diyor.

Burada da sanırım yazarımız 1913-1923 arasında savaş olmadığını varsayıyor. Sadece Çanakkalede yüzbinlerce insanın ölmüş olması göz ardı edilmiş, diğer cepheleri de katarsak olayın boyutunu algılayabiliriz. Doğruya savaşlarda erkekler ölüyor; kadınlar kendi başlarına kayıp nufusa yenilerini doğurup nufusu dengede tutuyor. Köylerde kalan 80 lik dedeler belki laboratuar ortamında çocuk sahibi olabilmeleri için sperm üretmeye tabii tutulmuş olmalılar.

Yukarıdaki verisini daha da sağlamlaştırmak için Balkanlardan göçler olduğunu söylemiş. Acaba kesin verileri bize sunabilecek mi? Öyleyse şu an balkanlarda kalmış olan Türkler ne zaman geri döndüler?

Bu arada Anadolu’da bir laf vardır: “Yiğidi öldür hakkını ver” denir. İlerleyen bölümlerde Enver Paşa ile ilgili olarak söylediklerine harfiyen katıldığımı söylemeliyim. Enver Paşa değil midir? Bu ülkenin aydınları Karadeniz sularına hapseden… Aydınların soluğunu kesip İngilizlerin hesabına çalışıp hizmet eden bir vatan hainidir. Utanç duyduğum bu adam adına mı özür dileyeceğim… Önce bu adamın soyu sopu araştırılsın. Sonra da Türkiye’deki halka özür dile denilsin.

Son olarak bireyler kendilerinden sorumlu olmalılar diyorum. Üzerinde yaşadığımız topraklar bizlere yaşadığımız sürece tapulu olabilir. Bu düşünceye karşı çıksam da günümüz dünyasında böyle… Daha sonraki nesillere bıraktığımız sadece o topraklardır. Bireysel hatalarımızın sorumluluğu bizi bağlar, torunlarımızı bağlamaz.

Geçmişten utanç duymuyorum. Çünkü ben Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyorum. Ona bağlı bir Türkiye’liyim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 21.07.08
 
 

Hayatla sorunum var. Sorunun üzerine sorunsuz gitmeyi yeğlerim. 1977 Giresun doğumluyum. Lisans eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster