Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2395
 

Ermeni tehcir olayı ve özür...

Ermeni tehcir olayı ve özür...
 

11 Haziran 1915 - Silvan'da Ermenilerce katledilen Türk-Müslümanlar


ERMENİ TEHCİR OLAYI NEDENİYLE ÖZÜR DİLEMEMİZ GERÇEKTEN GEREKİYOR MU ACABA?

Bir bakalım...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın Erivan'da maç izlemesinin ardından gelişen olumlu havaya Ermeni entelektüellerden farklı yorum geldi. Aralarında doktor, akademisyen, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve medya kuruluşları yöneticilerinin de bulunduğu 300 kadar Ermeni entelektüel bu havayı, Ermeni lehine kullanarak bozdular.

Bu enteller(gerisini hak etmiyorlar), Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e bir mektup yazarak sözde "Ermeni soykırımı"nın tanınmasını istemişler. Son aylarda, bölgedeki olumlu gelişmelere atıf yapılan mektupta, ilişkilerin ileriye götürülmesi için cesur ve gerçekçi adımların atılmasını talep etmişlerdir.

Neymiş bu cesur ve gerçekçi adımlar?

Atılması gereken bu cesur ve gerçekçi adımlar: "1915 olaylarının soykırım olarak tanınması ve 1915 katliamının sorumlusunun Osmanlı Devleti olduğuymuş. Ve bu nedenle de Türkler bu gerçeği kabullenmeliymiş"

Vay be!

Vay be! dedim ama, baktım ki ülkemin insanlarından bazıları da, bu Ermeni entelleriyle aynı ağzı konuşuyorlar.

Bir grup akademisyenin ve bir gazetecinin (Ahmet İnsel, Baskın Oran, Cengiz Aktar, Ali Bayramoğlu), 1915 olaylarına dikkat çekmek amacıyla, Ermenilere yönelik "Özür Diliyoruz" başlıklı bir kampanyanın öncüleri olduklarını medyadan duyduk.

Bugün (15 Aralık) internette başlayacak imza kampanyasının amacının, "1915'teki Ermeni Tehciri" sırasında yaşanan olayların bugüne kadar konuşulmaması ve üzerinin örtülmesinden duyulan rahatsızlığı dile getirmek ve olaylardan zarar gören Ermeni vatandaşlardan bireysel özür dilemekmiş.

Özür metni şöyle :

"1915'te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum."

Bu özür mesajında, bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Metin içindeki "büyük felaket" sözcükleri neden büyük harflerle başlamış acaba?

Nedeni şu; çünkü, Ermeniler, 1915 Tehcir olayına kendi dillerinde "Medz Yeğern"(1) diyormuş. Bizim insancıl(!?) akademisyen ve yazarlarımız da onların bu deyişini, aslına uygun bir şekilde aynen almışlar ve büyük harfle başlatmışlar herhalde?

Bu insancıl ve de duygusal(kendilerine göre) girişimi başlatanlarlar, Ermeniler tarafından kitleler halinde öldürülen ve çukurlara atılarak üstleri toprakla örtülen Türk-Müslüman halkın yakınlarını hiç düşünüyorlar mı acaba? Ermenilerden özür dileyeceklerine, Türkleri topluca katleden Ermenileri "özür dilemeye" davet etseler daha doğru olmaz mı?

Bu haber, medyada çıktıktan sonra, bu konuya değinen bütün blog arkadaşlarımın yazılarını okudum. Eğer gözümden kaçmadıysa, okuduğum bloglardan biri dışında, hepsi bu girişimin karşısında olduklarını yazmışlardı.

Bana göre, doğru olan da budur.

On yıl önceki sayıma göre(1998) TBMM kütüphanesinin raflarında, bu konuda yerli ve yabancı yazarlar tarafından yazılmış "282" adet kitap bulunmaktadır. Bu kitapları okumadan, bu konuda taraf olmak bence çok zordur. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı arşivlerinde de konuyla ilgili bir o kadar belki de daha çok belge vardır.

Bugün, konunun yani "Ermeni tehcir olayı"nın lehinde ve aleyhinde bir tavır sergilemek, o zamanları yaşamadığımıza göre, okuduklarımızla sınırlı olan bir durumdur. Bu konunun yıllardan beri tartışılmasının nedeni de budur. Bu bakımdan, eğer arkasında bir art niyet yoksa, farklı düşüncelere saygı duymak gerekir. Ama, bu farklı düşüncelere rağmen hiçbir kimse, haksız yere, geçmiş tarihi üzerine gölge düşürülmesini istemez.

Bu nedenle, "Bu olay Osmanlı Devleti zamanında yapılmıştır, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bunda hiçbir sorumluluğu yoktur; gelin bunu kabul edin" demek kadar da saçma bir şey olamaz.

X X

Önce bu olayların başlamasının nedenlerine ve bu nedenleri yaratanlara kısaca bir bakmak gerekir, diye düşünüyorum.

1870 yılına kadar Batı devletlerinin politikalarında Ermenilerin bir yeri olmamıştır. Rusların ilgisi ise, Osmanlılar ile yaptıkları savaşlarda, Ermenilerden faydalanmaktan öteye geçmemiştir.

1870 yılından başlayarak Ermeniler, Avrupa devletlerinin ilgisini çekme çabasına giriştiler. Özellikle İngiltere ve Rusya, Ermenilerin bu girişimini, kendi lehlerine çevirerek Ermenileri kullanmaya başladılar.

Rusya, sıcak denizlere inmek için Balkanların kendisine geçit vermeyeceğini anlayınca, Erzurum-İskenderun hattını kullanmak için Ermenilerden yararlanmayı düşündü. Rusya, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra İmzalanan Ayestefonos Antlaşması'na Doğu Anadolu'da Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde ıslahat yapılması hükmünü koydurdu. Böylece Ermeni sorunu uluslararası siyaset alanına girmiş oldu.

Öte yandan İngiltere de, "Rusya'ya karşı Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumak" biçimindeki geleneksel politikasını terk ederek, Osmanlı'yı parçalamak ve onun toprakları üzerinde kendine bağlı ulusal devletler kurma politikasını izlemeye başladı.

Eğer bölgede, bir Ermeni devleti kurulacaksa, bunun kendisine bağlı ve Rusya'nın güneye inmesini önleyecek tampon bir ülke olmasını istiyordu. İngiltere'nin bu isteği, Ayestefonos Antlaşması'ndan sonra imzalanan Berlin Antlaşması'na imza koyan Fransa, Almanya ve İtalya tarafından da destek görmüştü.

İngiltere'nin bu girişimi, kendi sınırları içindeki Ermeni varlığı nedeniyle Rusları kuşkulandırırken Ermenileri de yüreklendirdi. Ermeniler, faaliyetlerini artırdılar; Batılı devletlerin ilgisini çekmek için kurdukları komiteler ve çetelerle Anadolu'nun pek çok yerinde tedhiş ve isyan hareketlerine giriştiler. Bu arada, Osmanlı ordusundaki Ermeni askerleri de kaçarak Ermeni çetelerine katılmış ve hep beraber Türk-Müslüman köylerine saldırarak, katliamlar yapmışlar ve köylüleri, köylerini terk etmeye zorlamışlardır. Amaç, bölgede Ermeni nüfus çoğunluğunu sağlamaktı.

Bu durum karşısında Osmanlı Devleti, ne yapmalıydı ki?

İçinde Ermeni yöneticilerinin de bulunduğu Osmanlı Hükümeti gereğini yapmıştır.

Bu konuda, en son okuduğum bir kitaptan edindiğim bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu kitabın ilgin yanı, bu kitabı yazanın bir Fransız olmasıdır. Bir Fransız avukat olan Georges de Maleville'nin yazdığı bu kiatabın adı "Ermeni Tezleri karşısında Türkiye Savunması"

Ermenilerin, Doğu Anadolu eyaletlerinden, aşırıya giden eylemleri nedeniyle, Fırat vadisine, Urfa ve Süleymaniye civarlarına gönderilmesine karar verildi. Ancak bu nakil sırasında, Ermenilerin can ve mal güvenliği için önlemler de alındı.

Kendilerine, yolda ve gidecekleri yere varışlarında yeniden yerleşmeleri için gerekli araç ve gereçlerin parasız olarak kendilerine verileceği konusunda yerel yönetimlere çeşitli emirlerler verildi.

Bu emirlerden ikisini, alıntı yaptığım ve yukarıda adını verdiğim kitaptan aynen aktarıyorum:(2)

* 23 Mayıs 1915 tarihli emir: İçişleri Bakanı Talat tarafından, Erzurum, Van ve Bitlis valiliklerine gönderilen ve "Ermenilerin canlarıyla mallarının korunması, kendilerine erzak sağlanması ve yolculukları boyunca dinlenmelerine nezaret edilmesi yerel yetkililere aittir." şeklindeki şifreli emir.

* Aynı içerikli emir, aynı tarihte, Musul, Urfa valiliklerine de gönderilmiştir.

Gizli nitelikli bu emirlerden son zamanlara kadar kimsenin haberi olmamıştır. Ancak son yıllarda Türk Tarih Kurumu'nun çabalarıyla bu belgeler, arşivlerden çıkarılıp yayımlanmıştır. Ve bu belgelerin doğruluğu da kimse tarafından tartışılmamaıştır. Çünkü doğruydular. Daha sonra bu belgelere yeni belgeler de ilave edilmiştir.

Bunlardan bazıları :

* 1 haziran tarihli resmi gazetede yayımlanan 27 Mayıs 1915 tarihli geçici yasa.
* 30 Mayıs 1915 tarihli Osmanlı Bakanlar Kurulu Kararı.
* 1915 Haziran ayında yayımlanan Ermenilerin nakil konusundaki önlemlerin uygulanmasıyla ilgili tüzük.
* Göçmenlerin mallarının tasfiye edilmesi ve korunması konusunda 26 Kasım 1915 tarihli geçici yasa.

Alınan bütün önlemlere ve verilen bütün iyileştirici emirlere rağmen bu nakil sırasında, üzücü olayların olmaması mümkün değilidi. Olmuşturdur da. Ama bunu, Ermeniler için "Büyük Felaket" ya da "soykırım" olarak nitelemek haksız bir değerlendirmedir.

Yukarıda adını verdiğim bu kitap için birkaç not düşen Prof. Dr. Çetin Yetkin'in de belirttiği gibi, yazar bir Fransız olmasına nedeniyle bazı gerçekleri (Ermenler aleyhine) yazmamış olsa da, hem tarih önünde hem de Türk diplomatlarına yöneltilmiş Ermeni terörü karşısında davacı olması gerekenin Türkler olduğunu ileri sürmüştür. Fransız avukatın gerçekte yaptığı şey bizleri savunmak, "soykırım" suçlamasında bizleri aklamak olmuştur.

Bir de bizim kendi insanlarımıza bakın, bir Fransız bizi aklarken bu akademisyenler, bizleri Ermenilerden özür dilemeye davet ediyor.

Bu kampanya özel bir kampanyadır. Yukarıda metni yazılı özürü, isteyen imzalar, istemeyen imzalamaz. Ancak bu kampanya düşünce özgürlüğünü aşan tarihsel bir konudur. Tarihsel konuların doğruluğu duygusallıkla değil belgelerle onaylanır.

Bu konuda benim bir önerim var: Türkiye ve Ermenistan Cumhurbaşkanları, yanlarına alacakları birkaç tarihçi ile birlikte, konuya taraf olmayan bir ülkede bir araya gelirler ve karşılıklı olarak, "Ermeni tehcir ve soykırım konusu, bu tarihten itibaren kapanmıştır" şeklinde bir protokol imzalayarak konuyu tarihin derinliklerine atarlar. Böylece, bu konunun siyasi nemalanma aracı olmasının da sonu gelmiş olur.

Mümkün olur mu acaba?

Ben, bu akademisyenlere ve onların yanında yer alan gazeteciye ve de bu kampanyaya imza koyacaklara, şu soruyu sormak isterim:

Yakın ya da uzak bir gelecekte, PKK destekli Kürt Sorunu, şu veya bu şekilde(PKK yanlısı Kürtlerin ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin istediği şekilde) çözülürse sizler, PKK'dan ve PKK yanlılarından da özür dilememizi isteyen bir kampanya daha açacak mısınız?

Ne dersiniz, açarlar mı acaba?

cdenizkent
___________________ :

(1) Emre Aköz, Sabah Gazetesi, 11 Ararlık 2008, s.6
(2) Georges de Maleville, Ermeni Tezleri Karşısında Türkiye Savunması, 1998, ss.54-55

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fransa’nın ortasına soykırım anıtı diktiriyorsun. Amerikan Senatosu’na kanun koyduruyorsun. Avrupa ülkelerini ücretsiz avukat tutuyorsun. Ermenileri çok seviyorum. Keşke bir Ermeni kızıyla evlenseydim. Ama yani hiç kusura bakma Sayın Haltediyon Gıcıkyan eğer kapılar açıldıktan sonra da soykırım anıtını kaldırmazsan kapıyı öyle bir kapatırım ki bir daha yedi sülalen açamaz.

Kerim Korkut 
 29.01.2017 15:24
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Sayenizde eski bloglarımı tekrar okuyorum...Kerim Bey, ben blog yazarken çok yanlı bir araştırmaya giriyorum. Bilmiyorum ama, bu bloğu belki bir haftada yazmışımdır...Yanlı olmasın diye de, Osmanlı belgeleri yanında bir Fransız'ın düşündüklerini de koydum...Ermenilerin bu Asala örgütü, tam hatırlamıyorum ama 30 ya da daha fazla yurtdışı temsilcilerimi katletti. Şimdi, "ben de Ermeni'yim" diyerek, Ermenilerden özür kampanyası açan isimlere bir bakın bugün nerelerde ve kimlerin yanında...Teşekkürler ve selamlar.   01.02.2017 19:36
 

Ermeniler Türkiye’den tazminat istiyor. Niye? Yüzyıl önce dedelerimiz güya onların dedelerini öldürmüşler. E git dedemden iste! Ben mi öldürdüm dedeni? Dünyaları kaybettik anasını satayım ya! Ermeni meselesi, Ermeni meselesi. Ekonomimiz bu yüzden battı. Keşke verseydik istediklerini. Yaşayan elli yüz kişiye üç beş kuruş kan parası. Sadakamız olsun. Ama adam istemeyi bilmiyor ki. Doğu Anadolu’yu onlara verecekmişiz. Rahmetli Nene Hatun kabrinde hortlar da gece gırtlağımıza yapışır valla billa! Bir de özür dileme var. Ben dilesem olur mu? Temsilciniz güzel bir hatunsa az biraz Frenklik karışmıştır kanımıza; elini de öperiz icabında. Savaş bu kardeşim. Kimi öldü, kimi öldürdü. Vahşetin hesabı olur mu? Benim dedemse de bilerek, kasten, gereksiz yere canavarca duygularla senin dedeni öldürdüyse buradan söylüyorum işte “Allah belasını versin!” Daha ne yapayım? Fransa’nın ortasına soykırım anıtı diktiriyorsun.

Kerim Korkut 
 29.01.2017 15:23
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Yazdıklarımı tekrar etmeyeyim...Ama, medyaya fazla yansımamakla birlikte, öldürülen yurtdışı temsilcilerimizin, bir örgütümüz tarafında intikamlarının alındığını düşünüyorum...Kitap okumayı sevmediğini için,internette bu konuda lehte ve aleyhte söylenmiş ve yazılmış bazı şeyler bulabilirsiniz. Doğrusunu bulmak size kalmış...Teşekkürler ve selamlar.  02.02.2017 9:08
 

Memleket isterim... Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. Memleket isterim... Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Memleket isterim... Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun; Kış günü herkesin evi barkı olsun. Memleket isterim... Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun; Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

Serçe! 
 08.02.2009 16:40
Cevap :
Merhaba...Öyle bir memleket bulursan söyle, ben de yaşamak isterim orada. Selamlar.  08.02.2009 18:00
 

Yazınıza yorum yapmıştım. Takıldı mı acaba...

Birkan Can 
 22.12.2008 16:19
Cevap :
Birkan Bey...Tekrar tekrar baktım.Takılmamış. Herhalde teknik bir aksaklık oldu ya da aynı konulu başka bir bloğa gönderdiniz. Musul'la ilgili bloglarımda yorumlarınız var. Doğrusu, bu konuda da düşüncelerinizi öğrenmek isterdim.Selamlar.  22.12.2008 17:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 931
Toplam yorum
: 2429
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1383
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster