Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '16

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
746
 

Ermeniler Truva atı değildir, olmamalıdır!

Ermenilerle Türkler bin yıla yakın bir arada yaşamış iki millettir. Bu cümleye kimsenin itirazı olmayacağını düşünüyorum. Buna ilaveten; Türkler ve Türk Dünyası ise yüzlerce yıldır kendi aralarında tam bir birlik temin edememiş bir millettir. Bu cümleye adının başına milliyetçi, ümmetçi, sağcı, solcu hangi sıfat konursa konsun, tüm bu sıfatlar millet kavramının daha da fazla parçalamaktan başka bir işe yaramamıştır. İşin özünde; Türklerle Ermeniler arasında bir kan davasından ziyade aklı-selim her aydın insan Türk-Ermeni mücadelesinin aslında kendi iradeleri gereğince olmadığını bilebilecek akla ve fikre sahiptir. Bu mücadelenin ana nedeninin 1800’lerden sonra bölgeye yerleşen İngiliz ve Amerikalı misyonerler olduğunu Amerika, Avrupa ve tüm dünya biliyor. Özellikle Amerika ve İngiltere. Bu konuda yazılmış birden çok kitap ve birden çok yazar bizzat Amerikalı veya İngiliz vatandaşıdır. Bu kimseler fikirlerini söyledikleri için ülkelerinde Ermeni tehdidine maruz kalarak ülkelerini terk eden insanlar. Hani Batıda bir iddia var; düşünce özgürlüğü; bunun açılımı ise “benim düşün dediğimi düşün, aksini düşünmedir.” Avrupa, Amerika ve sözde modern dünya sömürü üzerine kurulan adi ve alçak bir dünyadır. Kadına özgürlük derler ve kadını özgürleştirdiklerini düşündürerek, köleleştirir, aile kavramlarını alenen yok ederler, iş ve eş seçimini sözde okullar ve kurdukları kurumlarla istismar ederler. Mevcut dünya düzeni insanların bir üst sınıfa geçene kadar gerçek düşüncesini haykırdığı ancak gerçekte bir üst sınıfa yani efendiler sınıfına geçince diğerlerinin sırtından kazandığı ve kazanmaya çalıştığı son derece rezil bir dünya.
 
Bu denli uzun bir giriş yaptıktan sonra; Ermenistan ve Ermeniler tarihte devlet kurmuş en eski uygarlıklardan biridir. İngiliz, Fransız, Alman, günümüzde kendine devlet diyen ne kadar devlet varsa onlar yokken Ermeni devleti ve hatta Gürcü devleti, krallıkları vardı. Bu kadar derin tarihi geçmişe sahip bir devlet ve millet daha düne kadar pagan olan ve binlerce prenslik, derebeyliğinden oluşan Almanya, İngiltere, Fransa gibi devletlerin uşağı olamaz. Olmamalıdır. Devletleri devlet yapan öncelikle halklarıdır, kendileridir. Başkasının desteği ile ayakta kalmak devletlerde geçerli bir kural değildir. Kendi öz kardeşinin elindeki malı çarpabilecek kadar düşen insanoğullarının hiçbirinin desteğiyle ayakta kalmak mümkün değildir ve olmamıştır. Bizans nasıl ki; Ermenilere uşak muamelesi yaptıysa ve o uşak muamelesinden sıkılan, onurları dindaşları tarafından kırılan Ermenilerin bir kısmı 1071 Malazgirt Savaşında Alparslan’ın ordularına katılmışsa yine başkasının desteği ile ayakta kalmak mümkün değildir. Türkler dünyada diğer milletlerin dillerine ve dinlerine en az müdahale eden millettir. Türk ve Ermeniler yüzyıllarca birlikte yaşamış topluluklardır. Eğer ki; Türkler isteseydi gerçekten de böyle bir amaçları olsaydı bu coğrafyada ne bir tane Ermeni kalabilirdi, ne de en ufak bir iz. Bugün nasıl ki İspanyolların istila ettiği yerlerde İspanyolca varsa bunun öncelikli nedeni yerli halkı dillerini ve dinlerini yaşamakta özgür kıldıkları için değildir. Aynı şekilde Amerika’da soyu ve kültürü yok edilmeye yüz tutan Kızılderililer güneyde yok edilen Maya ve Aztek uygarlıkları gibi, Türklerin tarihte sizi gerçekten yok etmek gibi bir amaçları olsaydı bunu gerçekten yapabilirlerdi.
 
Türkler, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Dünyası tüm dünyaya yayılan bir halkın mensuplarıdır. Bu mensubiyete karşılık Ermenilerin tüm dünyadaki nüfuslarının yirmi milyon olduğu şüphelidir. Mevcut Ermenistan’ın nüfusu üç dört milyondan ibarettir ve bu nüfusun içinden binlerce insanın Türkiye’de sezonluk çalıştığını ve ülkesine, ailesine baktığını bilmeyen yoktur. Ermeniler 1. Dünya Savaşı ve sonrasından “vahşi ve medeni batının” Truva atı olmuştur, olmaya da devam etmektedir. Hâlbuki bunlara gerek yoktur ve Türklerle Ermeniler aynı coğrafyaya mahkûm iki millettir. Ermenilerin ve Ermeni halkının öldürmeyi değil yaşatmayı seçmesi her iki ülke için de kazanç olacaktır. Neticede biz bu coğrafyada olsak da olmasak da bilinmesi gereken şu günümüz acımasız dünyasında zayıfa düşen ne yazık ki uşaklıktır.
 
Kimse ana dilini, milliyetini, tenin rengini, annesini, babasını, doğduğu coğrafyayı seçme hakkına sahip değildir. Hatta çoğunlukla dinin de bir ticarete dönüştüğü sözde modern dünyada birçok insanın bilinçli olarak din seçimi yapabilme imkânı yoktur.  Bu seçilemeyecek özellikler; aşağılanma vesilesi olmaz, olamaz. Öldürmeyi değil yaşatmayı, düşünmeyi, paylaşmayı, birlikte yaşamayı, birlikte savaşmayı savaşarak birbirimizi yok etmeyi seçebiliriz. İyi komşuluk etmek, iyidir. Komşu hakkı, önemli bir haktır.  Türkiye’de yaşayan her vergisini ödeyen vatandaş tanımı ne olursa olsun ülkenin vatandaşıdır ve iyi ve iyilik yapmak ise hepimizin prensibi olmalıdır. Hiçbir emel gizli değil, hiçbir canlı da bu dünyada kalıcı değildir…
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1186
Toplam yorum
: 202
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 201
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster