Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '09

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
400
 

Ermenilerden özüre yanıt geliyor

Ermenilerden özüre yanıt geliyor
 

Ermeni çetelerinden bir görüntü


Bugün bazı gazetelerde ve web’deki haber portallarında, bazı Ermenilerin, Türkiye’de devam eden “Ermenilerden Özür” kampanyasına karşılık niteliğinde bir özür kampanyası başlatmak istedikleri haberi çıktı.

Haberin detayına indiğimizde, Avustralya’nın Sydney kentindeki Macquarie Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Ermeni Diyalog Grubu Eşbaşkanı Dr. Armen Gakavian tarafından ‘özür diliyorum’ kampanyası çerçevesinde imzaya açılacak olan bildirinin, Ermeni çetecilerin işlediği cinayetler ve ASALA eylemlerinden ötürü Türklerden özür dilemeye yönelik olduğunu öğreniyoruz.

Türkiye’dekine benzer şekilde birkaç akademisyenin çabası ile başlayacak kampanyanın Ermeni toplumu içinde ne kadar ilgi göreceğini bilme şansımız yok. Ancak Ermeni toplumunun da yaşanılan süreçte, kendi bakış açısından ördüğü dünyalarından çıkmaları hiç de kolay gözükmüyor.

Bu nedenle birkaç Ermeni akademisyenin giriştiği bu çabanın, Ermeniler arasında da Türkiye’dekine benzer bir tepki ile karşılaşacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Bu nedenle girişimci akademisyen/aydınlara kolay gelsin demek gerekiyor.

Şöyle bir düşününce, Ermenilerin milliyetçi cephesinden gelecek tepkileri tahmin etmek hiç de zor değil. En yaygın eleştiri büyük olasılıkla şu olacaktır;

“Türklerin oyununa geliyorsunuz. 70 milyonluk bir ülkede topu topu 30 bin kişinin katıldığı ve kuru bir özürden öteye gitmeyen bir girişimin üzerine atlamak, onun samimiyetine inanmak, Ermeni milletinin yaşadığı büyük acıya ihanet etmektir. Yaşanan onca acı, ölüm ve kederin üzeri içeriği bile tam olarak belli olmayan bir özür ifadesi ile geçiştirilebilinir mi?”

Bir başka eleştiri muhtemelen şu şekilde olabilir;

“Bir devlet mekanizmasının bir ulusu toptan imha çabası ile, birkaç kişi ya da grubun öldürme eylemi bir tutulabilinir mi? Ermeniler kendilerine yönelik yok etme çabasına karşın savunma amaçlı ölümler dışında herhangi bir çabanın içinde olmamıştır. Bu nedenle özür dilemesi gereken biz değiliz. Zaten karşı taraf açısından da özür dilemek yeterli bir adım asla değildir.”

Bu eleştirilerin içinde de hainlik suçlaması eksik olmayacaktır bence;

“Bu özür kampanyası, bizlerin yüzyıldır tüm dünya halklarına mağduriyetimizi ve haklılığımızı anlatma çabamıza büyük bir darbedir. Yavaş yavaş sonuç alacak noktalara gelinmiş ve Türkler her noktada sıkıştırılmışken, Ermenilerin de yanlış yapmış olduğunu dile getiren bir çaba ancak hainlikle eşdeğere olabilir. Bu insanlar ya iyi niyetli bir şekilde Türklerin niyetlerini yanlış yorumluyorlar ya da Türklerle girdikleri çıkar ilişkileri neticesinde bu çabanın içindedirler. Ancak sebep ne olursa olsun geldikleri nokta Ermeni davasına ihanet etmek olacaktır.”

İşin içine emperyalizm bile girebilir;

“Emperyalizm bir kez daha Ermenileri satışa çıkarıyor. Emperyalizm bir noktaya kadar izin verdiği haklılığımızı ifade etme hakkını, Türklerle pazarlık meselesi haline getirmiş ve istediklerini aldıktan sonra bu özür dileme yöntemi ile davamızı parçalamaya girişmiştir. Ermenilerin bu oyuna gelmemesi gerekir”

Peki sizce söz konusu çabaya Türklerin milliyetçi cephesinden gelecek tepkiler nasıl olabilir. Bir göz atalım;

“Ermeniler, bir grup sözde aydının giriştiği çabayı cesaretlendirmek ve daha ileri adımlar atabilmelerini sağlamak adına karşı bir özür kampanyası başlattılar. Bu çabaların yavaş yavaş soykırımın kabulüne kadar gideceğine şüphe yok. Bu nedenle bu çaba karşısında yumuşamamak gereklidir. Söz konusu olayların tek sorumlusu olan Ermenilerin özür dilemesi kendi bilecekleri bir şeydir ama Türklerin geçmişinde özür dilemelerini gerektirecek bir kara bir leke yoktur.”

Aslında her iki tarafın milliyetçi kesiminin ne kadar ortak bir dil kullandığını tahmin etmek hiç de zor değil. Karşı tarafı tek ve bütün bir parça olarak gören ve bu toplamı art niyetli, kötü, kurnaz, çıkarcı, hesapçı, kendi çıkarlarını topluca ve fire vermeden savunan bir kitle olarak algılama şekli milliyetçi düşüncenin en bariz yöntemlerinden birisi.

Milliyetçi siyasetin öznesi de zaten hiçbir zaman insan değildir. Toplum ya da millettir. O bireye değil, millete seslenir. Oysa siyaset insan odaklı olduğu müddetçe sivilleşir. Bireylerin tüm farklılıklarının üstünün örtüldüğü, onu figüran ya da piyona indirgeyen toptancı bakış açısı ise sivil siyasete değil otoriter zihniyete tekabül eder.

Milliyetçilikle faşizm arasındaki ince çizgisinin de sebebi budur zaten. Bu bakış açısına göre, karşınızda bir Ermeni ulusu var ve onların tamamı ortak bir fikir etrafında toplanmış bir art niyetliler grubudur. Ya da karşınızdaki Türklerdir ve onlarda her zaman sizi alt etmek için sini planlar yapan, giriştikleri her iş, gizli bir projesinin parçası olan bir toplumdur. Bu nedenle sürekli uyanık olmanız, oradan gelecek her adıma ayak diremeniz gerekmektedir. Elbette kendi içinizde bu yalanlara kanan ya da bilinçli işbirliği yapan insanlara da hadlerini bildirmek şarttır.

Oysa toplumları aydınlığa çıkaracak, aklın yoluna taşıyacak olan şey bu düşünce sistematiğinin dışına çıkabilmektir. Karşı tarafta da, barış, hak ve hukuk talep eden, samimi olan, vicdan taşıyan insanların olduğunu bilmek, o samimiyeti su yüzüne çıkaracak olan şeyin önce kendi samimiyetini sergilemek olduğunu kavramak, toplumları karanlık dehlizlerden aydınlık ve ferah meydanlara çıkarmak için yeterlidir.

Karşılıklı özür süreci umarım bu çabaya önemli bir katkı sunar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakalım buna ne diyecek "sözde insanlar"? :) "Olamaz, siz düşmansınız, birbirinizden özür dileyemezsiniz!" derler herhalde bu defa da...

Murakami 
 02.02.2009 10:08
Cevap :
:-)) espri müthiş Celal Hocam, neden geç yanıt verdin dersen işte bundan, Kahkahamı henüz yeni yeni kontrol altına alabiliyorum. Cidden bu espriden çok hoş bir karikatür çıkabilir. Yetenekli arkadaşlara iletmek lazım. Bazen merak ediyorum, olayı milliyetçilik düzeyinden yaklaşan arkadaşlar acaba bu bakış açılarının dünyaya barış ve huzur getireceğine inanıyorlar mı acaba? Düşman kavramının bitmedi, sonlanmadığı bir zihniyette barış kavramı yetişmez, gelişmez çünkü, katkı için teşekkürler, sevgiler selamlar  02.02.2009 13:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1740
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster