Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
518
 

Ermenilerin katlettiğini söylediğimiz kişiler için ne yaptık bu güne kadar?

Ermenilerin katlettiğini söylediğimiz kişiler için ne yaptık bu güne kadar?
 

Hapishaneye götürülen Ermeniler (Harput, Nisan 1915)


29 Aralık 2008 tarihli Milliyet gazetesinde emektar gazeteci, köşe yazarı Hasan Pulur'un bir makalesi yayımlandı. Makalesi aynen şu başlığı taşıyordu; "Evet, “tehcir” yapıldı ama..." Ardından da, Ermeni çetelerinin (Ermenilerin değil!), Birinci Cihan Harbi esnasında Büyük Ermenistan hayalleriyle Türklere arkadan saldırdıklarından bahsetmiş. Osmanlılar da eli kolu bağlı oturamayacağına göre, onları tehcire (zorunlu göç) yani bile bile ölüme göndermişiz.

Peki Birinci Cihan Harbinde, bağımsızlık hayalleri olan tek topluluk Ermeniler'miydi? Eğer haddini aşıp bağımsızlık hayali kuran her milleti bir yerlere gönderseydik; Arapları, Yunanlıları, Bulgarları, Sırpları, Romenleri de bir yerlere göndermemiz gerekmez miydi? Bulgarların, Yunanlıların Türklere yaptığı zulmü, işkenceyi bilmeyen var mı aramızda?

Nasıl bir dünya görüşüdür bu Allah aşkına! Tehcir yapildi ama… Ama ne? Hangi sebep masum insanları bile bile ölüme göndermeyi haklı kılabilir ki? İçinde biraz insanlık olan bu lafı söylemez, söyleyemez. En azından hiçbir şey söylemez, susar ve oturur oturduğu yere.

Tehcir gerçekten yapıldı. Tehcir esnasında masum kadınlar, çocuklar, yaşlılar öldü. İnsanlar yüzyıllardır yaşadığı topraklardan zorla gönderildi. İnsanların malına, mülküne el konuldu. Bütün bunların gerçekten olduğunu Hasan Pulur beyefendi bile inkar etmiyor. Eğer bağımsızlık istediler, o yüzden tehciri hakettiler deniyorsa, aynı muameleyi Kürtlere de uygulamak gerekmez mi? "Ya sev ya terket", günümüzde nerdeyse sağ-sol tüm partilerin ortak sloganı değil mi ? gerçekten bağımsız bir ülke olsak, yapardık da belki, kim bilir!

Hemen söyleyeyim, Ermenilere karşı da özel bir sempatim yok. Onların haklarını da savunmak haddime düşmez. Olaya sadece insancıl tarafından bakıyorum. Adına ne denirse densin, umrumda değil. Tehcir edilenler savaşacak yaştaki gençler değildi. Onların anneleri, bacıları, nineleri, dedeleriydi. Yani savunmasız kişilerdi. Ermeni çetelerinin Türkleri katletmeleri tehcir ile aynı kefeye konamaz, tehciri haklı gösteremez. Eğer Ermeni çeteleri gerçekten Türk hamile kadınlarının karnını oymuşlarsa o zaman gidersin, o hamile kadının karnını oyan çeteleri bulur, sende onların gözünü oyarsın. Kimse de sana neden yaptın demez bu durumda.

Her şeyi bir köşeye bırakın. Biz, zamanında Ermenilerin katlettiğini söylediğimiz kişiler için ne yaptık bu güne kadar? Andık mı onları bir kere olsun, bir anıt, bir taş parçası mı diktik? Uluslararası camiaya bunu anlatmaya mı çalıştık? Hiçbir şey yapmadık, unuttuk gitti. Ermenilerin sayesinde hatırladık sadece. Peki Ermeniler ne yaptı? Acılarını sabırla tüm dünyaya anlattılar. Üniversitelerde kürsüler kurdular. Birlik oldular ve başarı sağladılar.

İlkokul çocuklarının bile ağzında (ben ilkokula giderken de benim ağzımda vardı); tehcir yapıldı ama onlar da bizim ninelerimizi, dedelerimizi öldirmüşler, kadınlarımıza tecavüz etmişler, karnını deşmişler... Yani bile bile ölüme gönderilmeyi haketmişler. Artık bu söylemi terkedip, gerçekten bir şeyler yapma zamanı geldi. Önce acılara saygı duymalı, acılar içtenlikle paylaşmalı, daha sonra da bizim acılarımıza saygı duyulmasını beklemeliyiz.

Bu sorun başka türlü çözülmez.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

General Liman von SANDERS (Çanakkale'de 5'nci Türk Ordusuna komuta etmiş Alman Generali) Çanakkale'yi bir asker olarak anlatmak imkânsızdır. Çelikten, mânevi güçten, vatan aşkından bir insan yapısı ne demektir? Bu sorunun cevabı işte şu gösterişten uzak, mütevekkil ve sâkin Anadolu çocuğunun kendisi idi!... Tarih kitaplarında Türkler hakkında yazılı olanlar, hatta onlarla savaşanların anlattıkları gerçekleri ifadeden acizdir. Mutluluk Türklerle aynı safta savaşmaktır. Bu şerefi ömrümün sonuna kadar taşıyacağım. Taş üzerinde yatıyor, Güneşe, fırtınalara, soğuğa, yağmura karşı korunmasız siperlerde çamur ve toz içinde günler geçiriyor, fakat dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanlarıyla arslanlar gibi döğüşüyorlardı. Bu ne sessiz, gösterişsiz bir yurt sevgisi idi!... Allah adını yürekten tekrarla***** saldırganın üzerine atılıyorlardı. Düşmanları da onlara hayrandı. Yıllar süren silah arkadaşlığımız döneminde, kendisini öldürmeye, yurdunu elinden al

celal yilmaz 
 12.01.2009 1:30
 

Yazınız meseleyi degişik açıdan ele almış. Karşılıklı düşmanlıklar bitsin artık. Şairin dedigi gibi: Bir agaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak bu hasret bizim. saygı dolu sevgiler

latif100 
 06.01.2009 17:02
 

Zaten kopan gürültünün özünde yatan da bu değil mi? Bağımsızlık isteyen herkese ve her topluluğa, millete hadi güle güle demek, olmadı canına kastetmek. Zamanın da Ermenilere yapılan buydu önümüzdeki dönemlere Kürtlere yapılmayacağını kim garanti edebilir? Hoş yapılmıyor mu? Onca köy boşaltmalar ve zorunlu olarak büyük kentlere göç etmek zorunda kalan insanları görmedik mi? Görmüyormuyuz? Saygılarımla

Yıldız Nihat 
 31.12.2008 6:28
Cevap :
Ermenilerin terör yaratması, masum insanları tehcire göndermemizi haklı çıkarmaz. Onlardan ne farkımız kalır ki bu durumda ? Eğer Türk milleti tarih boyunca mazlumun yanında olmuştur, diyorsak, hatamızı da kabullenme büyüklüğünü göstermeliyiz. Ermeni konusu malumunuz Türk milleti için çok hassas. Gelecek tepkilerden çekinmiştim açıkcası. Yorumunuzu medeni bir şekilde paylaştığınız için teşekkür ederim.  01.01.2009 23:55
 

İnsanların çeteciler ile aynı kefeye konup tehcir edilmesi elbetteki doğru değil. Ama Allahınızı severseniz bu soykırım iddiaları ile bizi sıkıştırmaya çalışanlara bir bakın. İddia 1915'e ait. Biz gelelim 2008 yılına. Hala bugün İsrail Filistin de yüzlerce insanı kadın çocuk demeden katlediyor. ABD Irak'ta büyük kıyımlar yapıyor. Tüm Avrupa bu katliam ve soykırımları izliyor. Şimdi bu iki yüzlü toplumlar tatmin olsun diye özür zamanı mıdır? Önce bugün yaşanan soykırımları nasıl engelleriz buna bakalım, sonra tarihteki yanlışlar tartışılır. Kendimizi aşağı ve barbar görmekten vaz geçelim artık. Türk insanını katleden hangi devlet resmi olarak özür dilemiştir. Asıl vahşi ve barbar olanları görüyoruz işte Filistin'de, Irak'ta. Bunu kabul etmek, toprak ve tazminat vermek demektir beyfendi. Olayı basite almayalım. Saygılarımla...

Murat Yazmacı 
 30.12.2008 11:40
Cevap :
Bu topraklarin bir karisini bile kimse elimizden alamaz. Yapilan bir yanlis icin ozur dilemek veya "acilarinizi paylasiyoruz" demekle toprak kaybedilmez. Aksine, hem yapilanin yanlis oldugunu dusunup hemde sanki dogru yapmisiz gibi rol yapmak dogru degil. Rol yaptigimiz icinde kendi kendimize "karsi tarafa koz vermedik", saniyoruz ama dunya kamuoyu bunu inandirici ve icten bulmuyor. Acilari paylasmak insani bir duygudur. Hicbir davada delil olarak kullanilamaz. Tehcir edilenlerin el konulan mal-mulkleri icin tazminat vermek gerekir mi ? Istemesek de uluslararasi mahkemeler vasitasiyla eninde sonunda tazminat vermek zorunda kalacagiz. Zaten gecenlerde bir Ermeni Vakfi'na tazminat odemeye mahkum olduk bile. Bizim hala tutarli bir Ermeni politikamiz yokken Ermeni lobileri, haril haril kendilerini dunyaya anlatmaya calisiyorlar senelerdir ! Yorumunuz icin tesekkur ederim.  31.12.2008 17:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 2562
Kayıt tarihi
: 28.12.08
 
 

1992 yılından beri yurtdışında yaşıyorum. Moskova Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü mezunuyum. Mosk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster