Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '07

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
7285
 

Erol Köse'nin kadın sıralaması

Erol Köse'nin kadın sıralaması
 

Dün gece, geç saatlere kadar televizyon karşısındaydım. İlk önce "Şarkı söylemek lazım"a takılıp kaldım; sonra da "Uçankuş"un 'merak ettiren' alt yazılarının peşine düşüp, magazin aleminde turladım. "Şarkı söylemek lazım", bu hafta arabesk ve Türk sanat müziği dallarında belirlediği şarkılarla, pek fena sayılmazdı. Ama, o yarışmayla ilgili şu sonuca vardım: kimse, birbirinin 'gerçek' anlamda kim olduğunu, ne görev yaptığını, en son hangi cümleyi söylediğinin farkında değil. Bilmiyor. Sadece, birbirlerine laf yetiştirmeye çalışan kalabalık bir kadro var ortada. O kadar. Ne jüri, ne ses eğitmenleri, ne yarışmacılar, yaptıklarını ne için yaptıklarını bilmiyorlar. Kavga-dövüşle durumu idare edip, gürültülü bir şekilde programı bitiriyorlar. Müzik anlamında da ortaya koydukları hiçbir şey de yok ne yazık ki...

Tv düşkünlüğüm olsa, 'şarkıcılık' yarışmaları içinde, Bülent Ersoy ve Ebru Gündeş'li "Popstar Alaturka"yı tercih ederdim. O yarışma da, hem müzik ön planda, hem de Bülent Ersoy'un pulları var! Tek bir pul parçasına kendi bedenimde tahammül edemeyen ben, Bülent Ersoy'un puldan gözükmeyen halini seyretmeye bayılıyorum. Diğer programda ise, dövüşelim, ratingi tavana uçuralım diye kıyasıya bir belden aşağı vurmaca oyunu oynanıyor. Ki, hiç sevmem, bir anlamda veremem bu gibi davranışlara. İnsanların belden aşağı vurmaları şu demektir: zekam, uslüp sahibi olmama izin vermiyor. Beni, yerlerde gezen algı düzeyimle ve şuursuzluğumla kabul ediniz.

Niye edelim ki?..

Her neyse, dün gece, 'bir geceliğine, tv kuşu-muallak kuşu'nun en çok dikkatini çeken şey, Erol-Ajlan Köse çiftiydi. "Birbirinden çoktaan ayrı düşmüş, görüntüden prangayla bağlı bir çift daha" dedim, onları görür görmez.

Neden mi?

Anlatayım: Erol bey ve eşi, bir ödül törenine katılmışlar. İkisi de pek şıklar. Ajlan hanım, 'kocamı Gülşen'den ayırdım, silikon da taktırdım, bakınnn" diyen bir gece-fantazi- elbisesiyle arz-ı endam ediyor. Ediyor etmesine de, yüzünde tuhaf bir sırıtış var. Fakat, kısa bir süre sonra, bu sırıtışın nedenini anlıyorsunuz. Çünkü, o geceye Gülşen de katılmış ve aynı mekanı paylaşıyorlar. Ortada da bir ödül var ve ödülün sahibi, Erol bey ve Gülşen!

Yani, kabul edelim ki zor bir ödül gecesi. Derken ödül töreni başlıyor, sıra Erol Köse-Gülşen ödülüne gelince, Gülşen mekanı jet hızıyla terk ediyor ve bu duruma şaşkınlıkla bakan Erol bey, karısına dönüyor ve "Kaçtı" diyor, ödülü alıyor. Hem de şu cümlelerle: Müyap, kainatta bile yan yana gelemeyecek markaları ve insanları biraraya getirecek bir güce sahip. Ama kaçmak güçsüzlerin işidir. Ya hiç gelmeyecekti ya hiç kaçmayacaktı. ben o'nun ödülünü almam, yapımcılar iletir onun ödülünü! Bu ödülü, sevgili eşim ve kızıma armağan ediyorum!

Tam bu cümlelerin şokunu atlatmaya çalışırken, tören çıkışı, tekrar bir açıklama yapma gereğini görüyorlar. Erol bey "o şarkıların sözlerine bir bakın, hep ikinci kadın ağzından yazılan şarkılar" derken, Ajlan hanım da, yine o slikon taktırıp, seksi olunabileceğini düşünen kadın edasıyla şunları ekliyor: Yani bu ödülü aslında ben aldım. Çünkü o şarkılar bana yazılmış. Değil mi ama? Hıh hıh hıh!..

Şu açıklamaları okuduktan sonra, ilk önce, içten bir "ıyyy" dedim ve bir çiftin, kameralar önünde neden çirkinleşme ihtiyacı duyabileceğini düşündüm.

Oysa ki, ne yaşanmışsa yaşanmıştır. Bitmişse de bitmiştir. Bir insan, vakt-i zamanında özel şeyler yaşadığı bir insana, neden belden aşağı vurmak ister?

Bir zamanlar kameralar önünde, "Gülşen'e aşığım" diyen bir erkek, hayatından geçen ya da kalan kadınları, neden sıralayarak kategorize etmek ister?

Ayrıca, Erol bey, Ajlan hanımla barıştığı zaman, ikinci kadın Gülşen oluyorsa, Gülşen birinci kadınken, Ajlan hanım kaçıncı kadın oluyordu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kadın-erkek ilişkilerinin bu derece gözler önüne serilmesi çok hoş bir şey değil. Medyatik insanların, çeşitli ticari nedenlerle, sırf gündemde kalmak için aile kavramını rencide edecek davranışlarda bulunmaları topluma da kötü örnek oluyor. Ben sık sık TV izlerim. Bu tip magazin programlarını da çoğu kez üzülerek izlerim. Üzülmek için değil tabii, toplumumuzun nereye gittiğine bakmak için. Saygılar, sevgiler.

Mustafa Mumcu 
 01.05.2007 21:01
Cevap :
Merhaba Mustafa, dediğin gibi, gidişatımızı izliyoruz aslında ekanlarda... Ve çok da iyi yerlerde değiliz ne yazık ki:( Umarım, bir gün, mahremiyetin, hayatımızdaki en önemli değer olduğunu anlayabiliriz. Özel yaşam, özeldir. Fakat sürekli aksini seyrediyoruz. Sevgiler!  04.05.2007 10:58
 

Aynen katılmaktayım size...ve hatta son yazdığım bloğun da bu ikinci kadınlık meselesi ile ilgili olması hoş bir tesadüf olmuş:) yazınızı okurken ohh deyip rahatladım desem inanırmısınız...sevgiler..öz.

özgün 
 01.05.2007 17:18
Cevap :
Merhaba Özgün, yazımı okuduktan sonra, derin bir 'ohh' çektiğine sevindim. Seyrettiklerimiz karşısında o kadar çok şaşırıyoruz ki, elimiz, kolumuz bağlanıyor, tıkanıp kalıyoruz. Sıkıntına tercüman olduysam ne mutlu bana. Sevgiler!  04.05.2007 10:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 1392
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

29 yaşında ve yengeç burcuyum. Her sabah 'flu' gözlerle dünyaya merhaba dememi sağlayan 5 numara göz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster