Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1062
 

Erol Yarar'ın ''yararcı'' islamı... Ve gerçek islam...

Erol Yarar'ın ''yararcı'' islamı... Ve gerçek islam...
 

Abdestli kapitalizm!...

İmgesel gücü yüksek, güzel bir tanımlama ki, kökleri Tanzimat'a dayanan ... Ve de Osmanlı'da toprakta bireysel mülkiyetin, batı marifetiyle başlatılmasıyla, resmen ortaya çıkan!... Ve modern zamanlarda, İslamın özünden sapmış bir çizgiyle sarmallaşarak günümüze gelmeye çalışan!...

Doğal skandallar ülkesinde ve peşpeşe yaşanan utandırıcı şaşkınlık verici siyasi olay kesitleriyle, korku ve endişe verici ve sanki farklı bir polis devletine doğru yola çıkılmış izlenimi veren bu günlerde, ilginç bir tartışmanın da kapısını aralayan!...

Dün akşam, karşıt görüşlerin çarpıştırıldığı bir programda, ''İslamiyetle burjuva ilişkisi'' eksenli, bir tartışma gündeme getirilince, ( biraz geç kalarak tartışmayı yakalasam da, ) görüş bildiren her iki tarafın konularına oldukça vakıf olmaları, siyasi ve ideolojik tabuların yıkılmaya çalışıldığı bu özellikli(!) günlerde, üzerinden özenmeden geçilen islamla ilgili bir tartışmanın da, beyaz camda başlamasına neden oldu!...

MÜSİAD'ın kurucusu ve eski başkanı, iş insanı Erol yarar ile , kendini yalnızca, ''müslüman'' olarak tanımlayan, düşün insanı ve yazar İhsan Eliaçık'ın görüş bildirip, İslamı tartıştığı program, hem ilginç, hem bilgilendirici ve düşündürücü, hem de keyif vericiydi.... Ekranlara bağlanmış sayısını bilemediğim binlerce insan, belki de hiç bilmedikleri ya da duyamadıkları bir konuda da en azından, ön bir bilgi sahibi olma şansını yakaladılar!... Ve birçoğu, pek bilmedikleri bir konuda bir hakikata yaklaşıp, uzaklaştılar!...

Konuşmalar ''İnfak'' odaklıydı... Ve bunun anlamı da, müslüman kişinin, Allah'ın mülkü olan (Leh'ul mülk) bu dünyada bir emanetçi olarak, yaşamı boyunca, maddi ve manevi gücünü, Kuran'da, Bakara, Fatır , Sebe sürelerinde, belirlenmiş olduğu şekilde(!) tasarruf etmesiydi... Yani, manevi paylaşımın yanısıra, mallarının ya da parasının'' ihtiyacından'' geriye kalan kısmını da, gizli ya da açık olarak, Allah yolunda ve dolayısıyla onun kullarının genliği için, insanlık yolunda kullanması demekti!...

Ve burdan yola çıkılarak, islamın var olan reel durumu karşıt iki görüş tarafından değerlendirildi. İslamın dünyadaki olması gereken yeri ve hedefleri de bu tartışma içinde farklı şekillerde yorumlandı...

İhsan Eliaçık'a göre, ''İslam, abdestli kapitalizm üretmek için, var değildir!... Bu gün dünyayı yönetenler, islama ve islam dünyası topraklarına, 'kendi kurdukları bu düzene 'boy abdesti aldırma ve meşrulaştırma rolü vermiş durumdadırlar!...

Peygamberin ölümünden sonra islamla ilgili önemli yanlışlar yapılmış; halife Osman devrinde yapılan fetihlerin etkisiyle emirler, debdebeli bir yaşama geçmişler; saraylar, köşkler, konaklar yapılmaya başlanmış, hizmetçiler tutulmuş, altın ve gümüş biriktirilmeye başlanmıştı!... Hz.peygamber, Hz.Ebubekir ve Hz.Ömer döneminden hızla uzaklaşılmaya başlanmıştı.!.. Bu işlere girmeyen, ölürken bile yokluktan kefenini bekleyen bir tek sahabi vardı: Ebu Zerr el Gıfari!... O bir gün bunların hesabının sorulacağını söyleyerek bu islam karşıtı gelişen süreci dışlamış ve yoksulluk içinde ama şeref ve gururuyla, gerçek bir müslüman olarak bu dünyadan göçmüştü!... Ve bu yanlışlar islamda bir sapma ya da bir tür yabancılaşma olarak bu günlere bir şekilde gelmişti!... İslam bir ritüeller dini, bir tapınak dini haline getirilmiş, hak dini olmaktan bir şekilde çıkartılıp, özü öldürülmüştü!... Halbuki islam, ilk olarak, sahabenin; yani İslam peygamberinin yanında olan yol arkadaşlarının, tüm yaşam biçimini değiştirmişti!...

İhsan Eliaçık, bir yazısında şöyle diyordu:

''Çünkü Kur’an ilk olarak muhataplarının eşyaya, mala, mülke bakışını değiştirmek istiyor

Çünkü Kur’an Rablık, ilahlık, tanrılık meselesini bunlarla ilişkili görüyor. Bu açıdan Kur’an’ın “Allah” dediği şey sırf teolojik, zihni, soyut, felsefi bir fenomen değildir. Tamamen “praxis” yani pratik, eyleme, amele, hayata, sokağa dönük yüzü vardır. Mü’min insanda hayatın akışı içinde varoluş, oluş, arayış, tavır alış, duruş, cephe açış olarak ifadesini bulur. Bu nedenle içinde tarihin, insanın, hayatın ve tabiatın sesi gelmeyen Allah ve din söylemlerinin içi boş ve koftur.

Çünkü Kur’an Rabbin, tabiatın, yerin, göğün, suyun, toprağın, buralardan rızık çıkaranın, doyuranın, besleyenin, bütün mülkün sahibinin Allah olduğunu ısrarla hatırlatıyor. Kimi insanların kalkıp da bunlardan istif ederek öteki insanlar üzerinde rızık verici konuma gelmelerini, bundan kendilerine pay çıkararak adeta “Rezzâkcık” pozlarına bürünmelerini şiddetle reddediyor.

Firavun ne diyordu? “En büyük Rabbiniz benim!” Yani rızık veren, maaş veren, topraklarımda, sulama kanallarımda, her yana yayılmış mülkümde (ülkemde) sizi çalıştıran, doyuran, besleyen benim… İlginçtir nüzul sırasına göre tarihten ilk örnek verilen kişi de yine Firavun (Müddessir; 74/15-16)… Bu noktada “Rabbimiz Allah” demenin ne demeye geldiğini düşünün artık …

''İslam ilk önce sahabenin, “eşyaya, varlığa, mala, mülke” bakışını değiştiriyordu. “Lehu’l-mülk” (Mülk Allah’ındır) anlayışına ulaşıyor, kendini mülk karşısında emanetçi olarak görüyor, “Bu benim” demekten haya etmeye başlıyordu. Üzerinde fazla mal ve mülk bulundurmayı “yük” hatta “ateş” olarak görmeye başlıyordu. Bundan bir an önce kurtulması gerektiğini düşünüyor ve ilk iş olarak malını mülkünü dağıtıyordu.''

Akşamki programda da, Kuran`ın infak kavramına bakışını anlattı. dünyayı yönetenler ve onlarla bu ölçekde işbirliği yapanların, bu aşamada Kuran`dan "abdestli kapitalizm" çıkarmaya çalışdıklarını söyledi!... İslamın özünde buna izin vermediğini ve onun düşüncesine göre, müslümanlarca buna izin verilmemesi gerektiğini!... Kırkta bir oranında zekatın Kuran'da yer almadığını, sonradan ortaya çıkarıldığını vurgulayan İhsan Eliaçık, Kuran`a göre İnfak olarak manevi desteğin yanısıra, madden, insanın ihtiyacından arta kalanının yoksullara ve ihtiyacı olanlara ayırımsız vermesi gerektiğini belirtti...

Erol Yarar ise İhsan Eliaçık`ı , sol düşünceden yola çıkmış, islami o çizgide yorumlamış kişilerle dolaylı olarak kıyaslayarak, İslam Sosyalizmi yaratmakla suçladı!.... Müslümanların zengin olması gerektiğini altını çizerek söyledi!....

Erol Yarar, Peygamberimizin ve sahabenin hayatından örnekler vererek zekat verdikleri sürece zenginleşmenin haram olmadığını ifade etti. Fakiri de, zengini de takdiriyle tanrının yaratttığı konusunda israr ederek, bir lokma ekmek ve bir hırkanın bize yutturulmuş bir zoka olduğunu vurguladı!...

Zekatını veren kişilerin, birikimlerini istedikleri gibi kullanabilecekleri konusunda ısrar etti ve karşıtını, islamı sosyalistleştirmekle, komünistleştirmekle suçladı...

İhsan Eliaçık'ın islamla ilgili temel görüşlerine kökten karşı çıkarak, onun tümüyle farklı bir açıdan islama yaklaşımına kendince gerek olmadığını da belirterek, nasıl bir islami çizgide olduğunu da göstermiş oldu...

12.kasım.2009 / Tarabya,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4494
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster