Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
814
 

Ertuğrul Özkök'e açık mektup

Ertuğrul Özkök'e açık mektup
 

Sayı Özkök,
Yazılarınızı elimden geldiğince takip etmeye çalışan okuyucularınızdan biriyim. Bu çerçevede cumartesi günü yazdığınız "Bardakoğlu haç çıkarabilir mi?" başlıklı yazınızı da okudum.

Soru işaretiyle biten cümleler bilirsiniz ki daha çok olumsuzluğu anlatmaya çalışırlar. Yazının devamından da anlaşıldığı gibi bu başlıkla, Papa camiye girip huzur duruşu yaptığı halde, "Bardakoğlu bir kiliseye gidip haç çıkaramaz" demek istiyorsunuz.

Evet söylediğinizin bir bölümü doğru. Bir din adamı veya Diyanet İşleri Başkanı olması bir tarafa, sıradan herhangi bir müslüman dahi haç çıkaramaz. Çünkü haç, günümüzde bütün inanç sistemlerinin ortak bir değeri değil, sadece Hıristiyanlıkta büyük önem taşıyan bir dinî figürdür.

Haçın Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesini sembolize ettiğini hepimiz biliyoruz.

Söylediklerinizin yanlış bölümü, yazınızda "Papa kıyama durdu, onun bu jesti hepimizin hoşuna gitti" cümlesiyle anlatılan olaydır. Bu durumda siz sanki Papa'nın Hıristiyanlık dışında sadece İslâm'a mahsus bir davranışta bulunduğu varsayımından hareket ediyorsunuz.

Oysa Tanrı inancına sahip herkes, o yüce varlığın huzurunda bir saygı duruşunda bulunabilir. Papa da bunu yapmıştır. Zaten bir Hıristiyan olarak yaptığı klasik bir ritüeli tekrarlamıştır. Bu şekilde Müslümanlığın herhangi bir rüknünü yerine getirmediği gibi, Hıristiyan inanışına ters düşen İslamî bir davranışta da bulunmamıştır.

Bu şartlarda Diyanet İşleri Başkanını bir teste tabi tutacak şartlar da maalesef oluşmuş sayılamaz.

Siz gönlünüzden Ali Bardakoğlu'nun bir kiliseye gidip istavroz çıkarmasını arzu ediyorsunuz. Bu davranışın iki taraf arasında yakınlaşmayı sağlayacağını düşünüyorsunuz. Ama Diyanet İşleri Başkanı'nın böyle bir şey yapması bir tarafa, Vatikan tarafından hiç eleştirilmeyen Tempo dergisinin kapağındaki resim için bile başkanlığın nasıl bir açıklama yaptığına dikkat çekerek olayı kınıyorsunuz.

Resmi görenler hatırlayacaklardır, Papa ellerini açmış dua ederken, Ali Bardakoğlu Haç'ı öpüyordu. Sizce bu resimde iki tarafa eşit muamele yapılmış mıdır sayın Özkök?

Ben bunu soruyorum ama, yazınızdan olayı sizin eşit şekilde gördüğünüz anlaşılıyor. Sanırım temeldeki yanlışlık da buradan, yani dinî terimleri, değerleri, sembolleri, inanç sistemlerini, aradaki farkı iyi bilemediğinizden kaynaklanıyor.

Düşüncenizin temel mantığını da empatiyle açıklamaya çalışıyorsunuz.

Empatinin ne olduğunu bir sosyolog olarak siz çok daha iyi bilirsiniz. Bir olay, bir durum, bir davranış karşısında, kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup düşünmesi, yani aynı duyguyu yaşamaya çalışmasıdır empati...

Takdir edersiniz ki bu sadece bir anlık durum, bir davranış düzenlemesinden ibarettir. Yoksa herhangi bir bilgi ve meslek adına kendinizi başkasının yerine koyamazsınız ki...

Siz kendinizi bir matematikçinin yerine koyup problemleri hemen çözebilir misiniz? Bir askerin yerine koyup savaş stratejisini belirleyebilir misiniz? Bir futbolcunun yerine koyup gol atabilir misiniz? Bir kadının yerine koyup çocuk doğurabilir misiniz? Bir pilotun yerine koyup uçak kullanabilir misiniz?

Sanırım kendinizi Papa'nın yerine koyup âyin yönetemeyeceğiniz gibi, Ali Bardakoğlu'nun yerine koyup haç da çıkaramazsınız.

İslâm'da tartışılması gereken zihniyet meselesine gelince:

Sizce medeni iki din adamının kolayca yapması gereken şey, birinin Müslüman olduğu halde Hristiyan gibi, diğerinin de Hristiyan olduğu halde Müslüman gibi davranması... İlk bakışta çok insanî ve çok da kolaymış gibi görünen bu hususun hayata geçmesi maalesef o kadar kolay değil.

Eğer aksi olsaydı, tarih boyunca ne haçlı seferleri düzenlenirdi, ne bugün dünya bir kaos içinde olurdu.

Sanırım siz "Netice de bunların ikisi de din değil mi? İkisi de Tanrı'ya inanmıyor mu? Aşağı yukarı birbirinin aynı sayılır. Üstelik Papa da benim dediğime yaklaşan bir tavır sergiliyor. Biz de zaten İsa'ya da Musa'ya da inanıyoruz. Ne var yani, elele tutuşup barış ilan ediverseler... Bardakoğlu elini uzatsa bu iş olacak gibi ama, diretiyor" diye düşünüyorsunuz.

Sayın Özkök, temelde tek bir din vardır. Tek bir Tanrı olduğuna göre bu da çok doğaldır. Zamanla gelişen ve değişen inanç sistemlerini Allah peygamberleri vasıtasıyla bir kitap eşliğinde insanlara göndermiştir.

Hz. Musa'ya kadar bu normal akışı içinde gelmiş, fakat sonra Hz. İsa'nın peygamber olarak İncil'i getirmesine bir grup insan karşı çıkmış, yeni peygamberi ve yeni kitabın kurallarını tanımayacağını bildirmiştir. Hatta Hz. İsa'yı da öldürmeye yeltenmişlerdir. Bunlar Yahudilerdir.

Bir grup ise doğal olarak yeniliğe ayak uydurmuş ve Hz. İsa'yı peygamber; getirdiği yeni kuralları içeren İncil'i de kutsal kitap olarak benimsemiştir. Daha sonra Hz. Muhammed, Kur'an'ı Kerim'i getirince, bunların içinden bir grup eski inançlarında direnmiş, Hz. İsa'dan ve İncil'den vazgeçmeyerek, Kur'an'a ve Muhammed'e karşı çıkmışlardır. Bunlar da Hıristiyanlardır.

Bir kısım insanlarsa yeni peygambere ve yeni kitaba gönül vererek dinin son şekli olan Müslümanlığı benimsemişlerdir.

Sizin de belirttiğiniz gibi Müslümanlar, önceki bütün peygamberlere, dolayısıyla Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya inanmakta ve onları peygamber, Tevrat ve İncil'i de kutsal kitap olarak kabul etmektedirler. Ancak Yahudiler Hz. İsa'yı ve Hz. Muhammed'i, dolayısıyla İncil'i ve Kur'an'ı, Hıristiyanlar da Hz. Muhammed'i ve Kur'an'ı asla kabul etmemişlerdir. Zaten problem de buradan kaynaklanmaktadır.

Son zamanlarda üzerinde çokça durulan Dinlerarası Diyalog'un mantığı, peygamberleri ve kitapları farklı olsa da aynı Tanrı'ya inanan sistemler arasında ortak bir nokta yakalama çabasıdır. Ve bildiğiniz gibi bu çabalar çok ağır sonuç vermekte, arzulanan noktaya kolay varılamamaktadır.

Bu mesele halledilmiş olsaydı, belki sizin empati örneğiniz daha çok işe yarayabilirdi.

Sonuç olarak empatisini geliştirme zorunda olan yalmızca Müslümanlar değildir. Aynı şeyi Hıristiyan, Yahudi, hatta ateist olduğunu iddia edenler de yapmalıdır. Bir Müslüman bir anlamda eski bir yahudi ve eski bir hristiyan sayılır. Ama Yahudi ve Hristiyanlar hayatlarında asla Müslüman olmamışlardır.

Bu gerçek bile kimin empatisini geliştirmeye ihtiyacı olduğunu açıkça ortaya koymuyor mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yanlış anlaşıldı gibi bir izlenime kapıldım, benim yorumum size değildi, yani karşılıklı bir jest yapılacaksa aşırıya (Haç cıkaracak kadar) kaçmadan yapılmalı anlamında ifade etmiştim :) Saygılar.

Hakkani 
 05.12.2006 22:58
 

Ancak şunu açıklığa kavuşturmak istiyorum, Papa secd etmedi, Papa abdest kılmadı, Papa Allah(cc) evinde kıyama durdu, müslüman alemine ve cami'lerine saygısını gösterdi. Bana göre Diyanet işleri Başkanımız Vatikan'a gidip oradaki kilisede haç çıkartmadan saygı duruşunda bulunabilir. Dinlerin höşgörüsü ve barışı adına. Saygılarımla.

Hakkani 
 05.12.2006 16:07
Cevap :
Ben de aynı şeyi söylüyorum. Diyanet İşleri Başkanından bir kilisede saygı duruşunda bulunması veya dua etmesi istenebilir, o da bunu yapar. Ama haç çıkarması teklif edilemez. Bu empati değil bir nevi din değiştirme olur.  05.12.2006 22:31
 

Bir kez daha okudum yazinizi, degerli Ahmet Bey... Ve bir cephelesme sezer gibi oldum... Hemen bugün olacak diye birsey yok. Dedigim gibi, maalesef ben bir süre burada olamayacagim. Dönünce devam edebilmeyi cok isterim... Uygarliklar, dinler diyalogu diyoruz, ama hep uygarliklar, dinler catismasini konusuyoruz. Ve uygarliklar barbarca yok ediliyor bugün, dinler karalaniyor... Alman dememek lazim, Hristiyan dememek lazim, Gotthold Ephraim Lessing'in zamaninda bizim MEB'in dünya klasikleri arasinda cikan "Bilge Nathan" kitabini okumak lazim (Sizi degil, Papa'yi, Özkök'ü ve onlar gibileri kastediyorum). Uygarliklarin, dinlerin nasil uzlasmasi gerektigi, Lessing'in o kitabinda yazili. Bu konuya mutlaka yine dönecegim. Tarzinizi sevdim.

pirmete 
 05.12.2006 0:54
 

Yazınızı okudum ve izninizle katılmadığım noktaları belirtmek istiyorum,öncelikle bu Papa'nın kıbleye dönerek huzur duruşuyla camide dua etmesi, bahsettiğiniz gibi "klasik bir ritüel" değildir ve bu jest gözardı edilmemelidir, dolayısıyla pek tabi sayın Özkök'ün bu jeste karşılık olarak sayın Bardakoğlu'nun kilisede haç çıkartmasını istemesi doğaldır, zaten kendisi de ayini yönetsin demiyorAyrıca Tanrı Hz. Musa'dan Museviliği tüm dünyaya yaymasını istemiştir,ancak bu dini kabul eden Yahudiler kendilerini "seçilmiş millet" olarak gördüklerinden,Musevilik tüm dünyaya yayılmadı, bunun üzerine Tanrı Hz.İsa'yı yeryüzüne göndererek, Hristiyanlığın tüm dünyaya yayılmasını istedi,zira bu durum misyonerliğn çıkış noktasıdır,ayrıca tek din vardır diyerek dinler arası dialoğu baştan engelliyorusunuz,bu durumda şu soru sorulmalı:Acaba kimin gerçekten empatisini geliştirmeye ihtiyacı var;yaptığı jestlerle empati kurmak somutca istediğini belirten Papa mı,sizin gibi düşünen Müslümanların mı?Saygıyla

Arek 
 05.12.2006 0:32
Cevap :
Sayın Mazman, Katkınız için teşekkür ederim. Yazıda katılmadığınız noktalar olması ve bunu belirtmeniz hem normal, hem güzel. Bunları medeni iki insan olarak açıkça konuşabilmeliyiz ki, diyalog sağlanabilsin. Papa'nın camide dua etmesini elbette bir jest olarak görüyorum ve bunu gözardı da etmiyorum. Ama bunun karşılığının Bardakoğlu'nun haç çıkarması olduğunu da sanmıyorum. Hıristiyanlar Tanrı'nın huzuruna durup hiç dua etmezler mi? Bunun camide olmasıyla kilisede olması arasında fark yok ki. Bir müslüman da kilisede rahatça dua edebilir. Musevilik ve Hıristiyanlık hakkındaki görüşlerinize, burada konu dinler olmadığı için değinmiyorum. Tek bir Tanrı varsa tek din olması gerekmez mi? Aynı dinin versiyonlarını yorumlarken bile anlaşamayan insanlara, Allah bile bile farklı farklı dinler gönderip onların birbirlerine karşı çıkmalarını ister mi? Tek din inancı diyaloğa engel değil. Empati insan olarak davranışımıza yön vermek için yapılır, din değiştirmek için değil. Teşekkürler...  05.12.2006 10:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 952
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster