Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
1760
 

Eş seçiminde evrimin rolü

Eş seçiminde evrimin rolü
 

Kadın ve erkek eş seçerken, o ana kadar biriktirdikleri yaşam deneyiminin, doğuştan gelen genetik özelliklerinin, ve içinde oldukları sosyo kültürel yapının birlikte oluşturduğu birikimlerin etkisinde kalırlar. Çevreyle olan etkileşimimizi beynimiz ve vücudumuz sağlar. Zihin, vücut ve çevre. Bu üçü arasındaki karşılıklı ilişki sonucu kararlar alıp uygularız. Her türlü davranışlarımız, iki türlü zihinsel beyin bölümünün ortak çalışmasının eseridir. Düşünen beyin ve Duygusal beyin. Limbik sistem diye adlandırdığımız duygusal beyin, her türlü duygusal durumlardan sorumludur.

Aşk, nefret, sıkıntı, merhametli olmak, sevecen ve empatik olmak, öfke korku vb gibi. Sayılamayacak çok duygulanım durumunları, beynin duygusal merkezlerinde hazırlanıp vücudun sergilemesine bırakılır. Tüm duygu durumlarımız için ortak çalışma yapılır. Beynin duygusal merkezleriyle, diğer bölümlerine dağılmış bir kaç devre sistemi ve pre frontal korteks(alın bölümünde yer alır, akıl yürütme geleceği planlanma ve uygun kararlardan sorumludur.) eş güdüm halinde, birbiriyle anlık bağlantılar yapar. Beyin devrelerinin bağlantı yerlerinde kimyasal mediatörler salgılanarak, vücut, zihinsel durumdan haberdar edilir. Vücudun salgıladıklarından aynı şekilde ilgili beyin bölümleri bilgi alır. Zaman zaman duygulanım ve düşünceler birbiriyle içiçe geçer. Rasyonel karar aldığımızı sandığımızda bile duygusal sistemin etkisini farkederiz Yada tam tersini. En eski beyin bölümü olan organsal sistemi, sürüngenlerler ve öncelleriyle paylaşırız. Otomatik tepkilerimiz le organlarımızın çalışması ve üreme içgüdüsü ve korunma içgüdüsü gibi ilkel hayatta kalma güdülerine, beynin evrimsel gelişmişlik düzeyi arttıkca yenileri ilave olur. İnsan olduğumuz için en gelişmiş beyin bölümü, en yeni olan neokorteks (yeni dış kabuk) bölümüdür. En yakın akrabalarımız Primatlardan daha büyük bir alanı kaplar. Neo korteksin duygusal sistemleri denetlediği bölümü Pre frontal korteks dir. Gelişimi uzun çocukluk dönemi boyunca devam eder. Sinir devrelerinin tamamlanması bazen 18- 20 yaşlara kadar sürebilir. İnsanın kendi kararlarından sorumlu olduğu yaş olması nedeniyle hukuki ve sosyal sorumluluğumuz da 18 yaştan itibaren başlar. Evlilik gibi, bireyin hayatında önemli olan kararın, en erken bu yaş ve sonrasında alınması, hem yasa hem de biyolojik gereklilliktir. Ötesi bu bağlamda tartışılmalıdır.

İnsan biyolojik olarak doğaya ait olduğu kadar, kültüre ve topluma da ait dir. Doğanın geçmişte, toplumun üzerinde yaptığı biyolojik düzenlemeler, ilk yerleştirildiklerinden bu yana devam edip gelir. Şüphesiz değişimlerle ve her seferinde türün geleceğinin hesabını yaparak. Bireyin kendi yaşam deneyimi ile birlikte, türüne ait evrensel davranış kalıpları her çeşit davranış kalıplarını, eş seçimi dahil belirler. Kadın olsun, erkek olsun, evliliğe karar verme hem toplumunun gelenek görenekleri ile ilgili olarak, hem o zamana kadar ki kişisel deneyimlerin birikimi etkisiyle, hem de cinsel seçilimin oluşturduğu davranış biçimleri olarak şekillenir. Hatta bence eş seçiminde, evrimsel geçmişin izleri daha baskındır. Pleistosen çağında, avcı toplayıcı atalarımız eş seçiminde belirli bir değer ortaya koydular. Bu değer olası adaylar arasından, doğurganlık, üreme yaşı, sağlıklı olma hastalıklara direnç gibi kriterlerden oluşuyordu. O çağın erkekleri, doğurma sayısı fazlalığını dikkate alırken, hep türün yaşama şansını çoğaltma ilkesinden hareket edecekti. Cinsel seçilimin baskısı bu yönde olacaktı. Öylede oldu. Erkekler arasında yapılan istatistikler, büyük çoğunluğun, kadının çocuk doğurma kapasitesinin simgesi durumuna gelen, cinsel mesajlar taşıyan, kalça, göğüs ölçüsü, bel inceliği, yüz simetrisi, genç olma, tüysüzlük büyük gözler hatta dolgun alt dudak gibi özelliklere önem verdiklerini gösteriyor. (Güzellik yarışmalarında seçilenler en iyi örnektir.) Bunlar karşı cinste, beğenilen özelliklerin türün geleceğini garantiye alması için evrimin, davranışlara seçilim yoluyla baskısını göstermiyorsa nedir? Avcı erkek, kendisinin avdan getirdiği ete, eşi olacak kadından, bitki toplama becerisini eklemesini bekler.Çünkü kendisi av partilerinde dışarda vakit geçirmektedir. Hangi bitkinin nerde yetiştiğini bilmekle, kadın, yiyecek ekonomisine katkısını, beğenilme ve seçilme mükafatıyla alır. Günümüzdede benzer bir durum vardır. Erkekler, eğer kültürün şovenizmiyle, tersi davranmıyorsa, hep çalışan, para kazanan kadını tercih ediyorlar. Kadın dışarda çalışmasa bile, evinin ekonomisine bir şekilde katkı sağlaması bekleniyor. Dikiş bilmek, örgü örebilmek, tasarrufla yemek yapmak gibi. Hep söylenir "aş artmaz, aşlık artar". Bu savurgan olmamayı tembih eden söylem, eş seçiminde avantajlı olması istenen kadının eğitiminde yer etmiştir. Tıpkı eski bitki toplama becerisinin avantajı gibi. Ben bile çalışıp para kazandığım halde, eskilerin bu değerlerle yetiştirdiği, annemin sözüne uyarak, her yemeğin malzemesinden çaldım. Çoğu sonradan çöpe gitsede.

Kadın eş seçiminde, erkekte neyi hedefler?

Yine aynı argümanı ileri süreceğim, Pleistosen döneminin kadını, avda başarılı erkeği seçmiştir. Kendisinin ve çocuklarının beslenmesine değerli bir gıda olan et'i ilave etmenin yolu olarak. Bu seçim baskısıyla, erkeğin anatomisi değişmiş, kasları güçlenip gelişmiş, atletik yapıya evrilmiştir. Fitness salonlarında erkeklerin ağırlık çalışması yaparken ki ter dökmelerini seyrederken, hep bunu hatırlarım. Kadınlar yumuşak estetik hatlara, ince bele ve düzgün kalkık kalçalara, sahip olmaya çalışırken, erkekler, güçlü pazu ve kas geliştirmeyle meşgullerdir. ( Güçlü pazu ne işe yarayacaksa, günümüz iş hayatının avcılığa hiç benzemeyen ofis ortamında). Erkek avclığın kazandırdığı bir çok özellikler edinmiştir. Vahşi yırtıcılarla boğuşmak zordur. Eskiye göre güçlensede fiziki olarak yetersizdir. Milyarlarca yıl avcı olma özeliğiyle keskin ön dişler güçlü yırtıcı pençeler ani hızlanma ya uyarlı metabolizmalara sahip yırtıcılarla mücadele zordur. Çare beyin büyümesine eşlik eden alet icat etmektir. Elleri artık bunu yapmaya uygundur. Erkek, beyin gücünü devreye sokmak zorundaydı. Zorunluluklar her zaman değişimi getirir. Avcı erkek değişime uğradı böylece. Beyni büyüdü. Zekası gelişti. Ekip halinde iş görebilme kapasitesi arttı. (avı yakalamak ortaklaşa yapılabildiğinden). Yaratıcı olmak zorunda kaldı. Alet yaptı. Risk almayı öğrendi. Daha macera perest oldu ve evinden daha çok uzaklaşmaya başladı. (iyi av peşindekoşma, uzaklara yolculuğu gerektiriyordu). Bütün bunlar, yani zeki olma, strateji kullanma, ortak hareket etme, kurnaz olma, başarılı olma, işbirliği ve yaratıcılığa ve tekniğe yatkın olma gibi özellikler günümüz kadınlarının erkekte, erkek simgesi olarak kabul ettikleri özellikler bütünü olarak olarak kalıcılığını muhafaza ediyor. İşinde başarılı et yerine para getiren, bunu sadece karısına ve çocuklarının faydasına sunarken, sosyal ortamını da düşünen cömert, zeki yetenekli ve kurnaz (stratejik düşünme anlamında) erkek, kadınlar tarafından elde edilmeye çalışılır. Bu özelliklere sahip erkeklerin, kadınların ilgisini çekmesi doğaldır. Neticede kadının ilgisinin nedeni, bu tür erkeğin iyi eş iyi baba adayı olmasından kaynaklanmaktadır. Fiziki yapıda yukarıdaki tarife uygunsa, böyle erkeğe sahip kadına söylenecek en iyi şey aman nazar değmesin olacaktır. Zira bu tür erkeği bulmak artık kadınlar için pek kolay değil .Kadınlar arası rekabet, bu özellği barındıran erkekleri bekarlar kulübünde fazla bekletmiyor. Çekip çıkarıyor. Erkek soluğu nikah masasında alıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilgilendirici yazınız için çok teşekkürler !!..

G.Çoban 
 02.05.2010 5:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1104
Kayıt tarihi
: 24.03.10
 
 

Gaziantep 1948 doğumluyum. Çocuk Doktoruyum Evrimsel Biyoloji ile ilgileniyorum. Populer bilim ve tı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster