Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
626
 

Esad, Davutoğlu'nun "tampon bölge" ısrarına cevap verdi

Esad, Davutoğlu'nun "tampon bölge" ısrarına cevap verdi
 

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkesinde insani yardım amaçlı tampon bölge kurulması fikrinin "gerçekçi" olmadığını söyledi. Esad, bazı Türk yetkililerini ise "cahil" olarak niteledi.  Ayrıca Esad, Türkiye tarafından savunulan "güvenlikli bölge" fikrine de karşı çıktı.

"Bazı Türk yetkililerin cahillikleri yüzünden geri adım mı atacağız?" diyen Esad, Davutoğlu'nun, Suriye'nin düşmanlarıyla bir olup bu hasimane tutumunu  kınadı.

Buna rağmen Davutoğlu, BM'ye çağrıda bulunarak, bir an önce Suriye'nin kuzeyinde (yani, Türkiye'nin güney sınırında)  "tampon bir bölge kurulmasını istedi.

Geçmişte de Irak'ta , ABD tarafından önceleri "tampon bölge", sonraları  bilinen Barzani yönetimi'nin kurulması, AKP iktidarını kesmemiş olacak ki, Türkiye'nin güneyinde de aynı tür bir yapılanma için ısrarcı oluyor.

Davutoğlu'nun bu "tampon Bölge/devlet" kurulması ısrarına balıklama dalan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande , (herhalde 'tampon' kelimesinin Fransızca bir kelime olmasından!) hemen bu konunun,  New York'ta yarın (30.08.2012) gerçekleştirilecek olan BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşulması gerektiğini dile getirdi.

Rusya, Çin ve İran'ın bunu istemediğini, böyle bir düşüncenin Suriye'yi bölmek anlamına geldiğini çok iyi bilmesine rağmen  Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun hangi akla hizmet ettiği de pek anlaşılamamaktadır. Çünkü, ABD, "tampon bölge Türkiye'yi parçalar" tezini savunmaktadır. Anlaşılan o ki, yakın bir zamanda kabak yine Türkiye'nin başında patlatılacaktır.

"Tampon Bölge" kurulmasını istemekle "taraf" olan dış siyasetimiz, böylece  tarafsız" politikasından ayrılmış, emperyalistlerin dümen suyuna kapılarak gelecekte "savaşçı bir  millet " olmaya aday olmuştur.

Zaten başbakan Erdoğan "Taraf olmayan bertaraf olur" sözüyle  de bunu ispatlamıştı.

"Tampon Bölge/devlet" in Fransızcada,  "birbirinden kuşkulanan iki devlet arasında bulunan başka bir devlet" anlamına geldiğini de bu arada belirtelim. (TDK-Türkçe sözlük)

*

AKP'nin 2002'de hükümeti kurması sürecinde  ABD ile varılan anlaşmayla, "askeri indirime gitme", "silah alımında yavaşlama", "komutan kademesinde azaltma", teröre (PKK) habersiz müdahele, PKK'nın yasallaşması, Kuzey Irak'a operasyon yapmaması ve oradaki kukla devleti tanıması, Kıbrıs davasında israrcı olmaması..vb. (bunun için bak: www.luckynotes.com/2007/06/gul-powelin-gizli-anlasmasi-2823.html)  ile zaten rengini de belli etmiş, ABD'den yana "taraf" olmuştur.

Böylece de geleneksel Türkiye dış siyaseti bozulmamış, fakat eskisine oranla çok daha fazla (darbelerden bile daha çok)  zarar görmüştür.

Eskiden elini ABD'ye veren Türkiye, bugün kolunu da kaptırmış durumdadır.

Emperyalist güçlerin çıkarları için  savaşan bir ülke haline gelmemiz, her şeyden önce bağımsızlık ve demokratik yapımıza büyük bir darbe indirmiştir. Bundan böyle, kapitalizmin dev uluslararası güçleriyle  rekabet etme yarışına da katılmış olduk.

Ancak, çağımızda bu yarış, "var olma" veya "yok olma" şeklinde geçmektedir.  Kaybedenler, kesinlikle kazananların kuklası olmasını da kabul etmek zorunda kalacaklardır. Başka da hiçbir çıkış yolları yoktur.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra devleşen kapitalizmde, ekonomisini geliştiremeyen ülkeler, savaşın hemen ertesinde gelişmiş ülkelerin "kuklası" olma durumuna düşmüşlerdir.  Nato'ya girmekle Türkiye daha 1950'lerde "kukla" olmayı kabul etmiştir.

Bugün, filmin geri sarılmasından başka bir şey  yaptığımız da yoktur.

NOT: Bugün, Zafer Bayramınızı  kutlamayı çok isterdim, ama elimde olmayan sebeplerden dolayı kutlamaların iptal edilmesini sadece kınamakla yetinebiliyorum. Anlaşılabilmem dileğiyle!...

Alaettin Morgül / 30.08.2012 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bağımsız tarih okuyucuları şunu rahatlıkla görüyordur Sayın Davutoğlu Büyük Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihlerinde gelmiş en akıllı ve en bilgili devlet adamımızdır. Gönül arzu ederdiki bu büyük akıl İttihatçılar, hürriyetçilerden önce bu memlekete hizmet verseydide(gerçi meşhur Ali paşamızı unutmamak lazım)şu küçük topraklara sıkışıp kalmasaydık. Ulus devletçilik 3. dünya ve güçsüz devletler ideolojisi bununla ancak bu millete bu kadar ihanet edilebilirdi. Biraz büyük düşünün Davutoğlu geçen sene şu sözü söylemişti 1911 bizim balkanlardan atılma, kovulma yılımızdı 2011 yılıda geri dönüş yılımız olacak!!! Bu sözde bağımsız düşünebilen insanlar için ibret vardır!!! İdeolojik yaklaşımınız çok saçma demişsinizki natoya girerek kukla olmayı kabul ettik, peki girmeyipde sovyetlerin bize girmesini bekleseydik???

Abas 
 03.09.2012 19:57
Cevap :
Sayın Abas, izninizle şunu söylemeliyim ki,derinlemesine içine girmeden dışarıdan aktarılan bilgilerle tarih analiz edilemez. saygılarımla.   03.09.2012 23:45
 

ve artık çok geç...gibi sanki...

nedim üstün 
 30.08.2012 8:01
Cevap :
Evet, "çok uslu", pardon "çokuluslu" bir devlet olduk diye övünebiliriz artık!...  30.08.2012 11:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1040
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster