Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
638
 

Esat’ın ve Erdoğan’ın muhalifleri…

Esat’ın ve Erdoğan’ın muhalifleri…
 

Suriye devlet Başkanı Esat, kendisine isyan bayrağını açan kalabalıkları şiddet kullanarak durdurmaya çalışıyor. 

Doğru yapıyor, yanlış yapıyor. 

Bizim sadece bir insan olarak bu konuda ancak bir fikrimiz olabilir. 

Bu fikrimizi de açık seçik ifade edebilme özgürlüğümüz olabilir. 

Bu özgürlüğün ötesinde bize, bizlere ve hepimize ne düşer?.. 

Suriye Devleti’nin işlerine karışmamak, toprak bütünlüğüne saygılı olmak… 

Ama AKP Hükümeti, bildiniz gibi, esiyor, gürlüyor. 

Dillerindeki söylem basittir, yalındır: 

- Muhaliflere karşı şiddet kullanılması doğru değildir. Esat derhal “reformlar”ı yapmalı ve ülkesine demokrasi getirmelidir. 

Reform sözcüğünü tırnak içine aldık. Nedeni kısaca şunlar: 

1.- Reformdan ne kast edildiği açık değildir. Ama yaşadığımız tecrübeler, bu talebin özünün, emperyalist güçlerin [ABD ve AB] reform maskesi altında kendi sömürü mekanizmalarını Suriye’ye yerleştirme stratejisi olduğunu bize söylemektedir. 

2.- Suriye bağımsız ve üniter bir devlettir. Reform yapılması, yapılmaması, yapılacak reformların içeriklerinin tespiti ve ölçüsü gibi konularda verilecek karar sadece ve sadece Suriye Devleti’nin yetki ve egemenlik alanı içindedir. Yabancı ülkelerin bir ülkeye “reform yapacaksın, ” biçimindeki dayatmaları emperyalizmin somut bir saldırısıdır. 

3.- Her devlet, kendisine isyan eden topluluklara karşı kendisini koruma yetkisine sahiptir. Bu devletin dışında yer alan güçler ya da kişiler bu konuya sadece insani gerekçelerle yaklaşabilir, düşüncelerini ifade edebilir ve en çok gelişmeleri protesto edebilirler. Bu ölçünün dışına taşacak olan dayatmalar ve hele hele askeri müdahaleler, insani yaklaşımın çok dışında ve müstakil bir saldırı hüviyetindedir. 

Ama bizim adımıza irade oluşturan ve “dış politikada ABD ve AB’nin taşeronluğunu üstlenmiş olduğu” ana muhalefet partisi tarafından dahi ifade edilen Türk Hükümeti, meseleye bu pencereden bakmaya oldukça uzak durmaktadır. 

Esasında bu bakış, eskilerin deyimi ile, “eşyanın tabiyatına uygundur…! 

Çünkü Hükümeti oluşturan siyasi partinin benimsediği tüm stratejiler ABD ve AB patentlidir. Doğal olarak Türkiye’nin Suriye politikası da bu damgayı taşıyacaktır. 

Bu konuda bir çelişki ya da terslik yoktur. 

Sorun, bu politikaların niteliklerinin Türkiye halkı tarafından halen tam olarak anlaşılamamış olmasındadır. 

Hükümet, Suriye devlet başkanı Esat’ın muhaliflerine karşı şiddet kullanmasını şiddetle kınamakta ve bu davranışı bir dış müdahale nedeni olarak değerlendirmektedir. 

Ama aynı Hükümet, kendi halkının kendi yönetimine karşı gösterdiği en küçük bir muhalefete karşı en sert müdahaleyi gerçekleştirmekten çekinmemektedir. 

Hükümet’in başı, kendisini eleştiren bir vatandaşa; 

- Ananı da al git, diyebilmekte… 

Üniversite öğrencilerin en masum protesto eylemlerini biber gazları ile bastırıp, “muhalif” öğrencileri zindanlara gönderebilmektedir… 

Suriye için talep edilen [tırnak içindeki] özgürlük talepleri, hudutlarımızın içeriye gelindiğinde biçim değiştirmektedir. 

Başbakanımızın dilindeki özgürlüğün içeriğinde, yine O’nun ifadesi ile, “ileri demokrasi” söylemi vardır… Demokrasinin en gerisini uygulamakta ısrarcı olan bir Başbakan’ın, ileri demokrasiden ne kast ettiğinin takdiri ise, Türkiye halkı’nın bilincine arz edilmiş, çözümlenmesi gereken bir gerçektir. 

Gün ola, hayır ola… 

farukhaksal@superonline.com 

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ: 

www.soruyusormak.com 

www.dnm-ler.com 

www.kitlecizgisi.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sayin yazarimiz hala avam tabakasinin kullandigi "ananida al git" lere takilmis. oysa sayin basbakanimiz bunu 5-6 yil once soylediginde bir provakatore soyledigini gayet iyi biliyor. kisacasi aciz yazarimizda acikca provakatorluk pesende. cok uzuldum cooook.... yanlis yoldasin sayn aciz yazar efendi... yol yakinken cikar at gozluklerinide gercekleri gor etrafinda....

Konya Yunak 
 17.08.2011 23:36
 

Sarkozy demişsiniz ya? Sui misal emsal olmaz. Daha kötü liderler var olduğu için bizimkilerin zorbalıklarına şükür mü etmeliyiz? Bu mu sizin demokrasi anlayışınız? %50 oy alan herkesin kendini Tanrı saymasını mı savunuyorsunuz? Ülkedeki bu çarpık mantık artık ülkenin en az %50sinde en ufak bir vicdani/ahlaki endişenin ve özün kalmadığının korkunç delili! yazık, çok yazık!

Ögeday 
 17.08.2011 3:49
 

Enfes yazı, fazla söze ne hacet? Öz, net, anlaşılır, tutarlı ve daha önemlisi HAKLI.

Ögeday 
 17.08.2011 3:45
 

kesinlikle katiliyorum,ama gun gelecek herkes yaptiklarinin hesabini verecek

Ozgur Deniz 
 16.08.2011 19:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 909
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 451
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster