Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Ahmet Güüreşçioğlu

http://blog.milliyet.com.tr/alinail

03 Mayıs '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
4530
 

Eşcinsel Aşk

Eşcinsel Aşk
 

Babam, bağnaz bir insan değildir. Ama tutucudur.

Ben; akla, imandan daha fazla önem veririm; oysa babam için iman daha değerlidir. Ben; felsefeyi tasavvuftan daha çok severim; o ise, tersini.

Siz de takdir edersiniz ki, hal böyle olunca, tartışma kaçınılmaz olur. Aslında onunla tartışmak keyifli bir iştir. Çünkü bu hararetli sohbetlerin çoğunda yaratıcı ve doyurucu bir sonuca ulaşmışızdır. Ama söz konusu olan şey cinsellik olduğu zaman, babamla bir senteze varmak pek mümkün değildir.

Ruhumun şehvetin yörüngesinde olduğu günleri geride bırakmış bir insan olarak, izninizle, bu konuyu biraz açmak istiyorum. Bilirsiniz; insanlar cinsel kimliklerini seçme lüksüne sahip değildirler. Buluğ çağına geldiklerinde, kendilerini, neyse öyle buluverirler. Dolayısıyla, cinsel kimlik, bir tercih değil; kaderdir. Bu yüzden, ben, cinsel "tercih" sözünü ayağı yere basan bir kavram olarak görmüyor; onun yerine cinsel "kimlik" demeyi tercih ediyorum.

Bu metnin konusu olmadığı için, nedenlerine değinmeden belirtmeliyim ki; benim en sevdiğim filozof Sokrat’tır. Ama ne kadar ballandırarak anlattımsa da, babama, Sokrat’ a saygı duymayı bir türlü öğretemedim. İlk başlarda buna bir anlam verememiştim. Çünkü önyargısını benden gizliyordu. En sonunda, Sokrat’la arasına giren şeyin, eşcinsellik olduğunu kusmak zorunda kaldı. Hoşgörü konusunda gönlü geniş bir adam olmasına rağmen, toplumun yargılarına kendi özgür vicdanını kurban ediyordu. Bilinçdışının siyasi dengelerini korumak için adeta çırpınıyor; Sokrat’ı ahlaki açıdan eksik görürken; Aristo’yu eşcinsel olmadığı için yüceltmekten geri kalmıyordu.

İnanamıyordum. Çok içerlemiştim. Ama belli etmedim. Geri adım atmaya da hiç niyetim yoktu. Çünkü ortada, insanın insanı istismarı yoktu. Üstelik bana göre Sokrat, Aristo’dan daha kâmil bir insandı. Ne pahasına olursa olsun, babamın gardını düşürmek istiyordum. Hemen ardından ölümcül darbeyi indirecektim. Ama nasıl?

İnsan bazen arayıp ta bulamadığı şeyi burnunun dibinde görüverir ya; benim ki de öyle oldu. Artık, onu, kendi iman noktasında köşeye sıkıştırıp alaşağı edebilecektim. Hazırlığımı yaptım ve kendisini ziyarete gittim. Çok heyecanlıydım. Beni görünce sevindi. Onun sevinci beni de sevindirdi. Yumuşadım. Bu yüzden; saldırmak, onu fikren yıkmak yerine, ikna edici bir konuşma yapmaya karar verdim ve Davut Peygamberin başına gelenleri anlatmaya başladım.

Hikâyeyi o da biliyordu; ama yine de beni dikkatle dinliyor; başını sallayarak onaylıyordu. Davut Aleyhisselam’ın gözünden kıskandığı komutanlarından birisinin karısına nasıl âşık olduğunu; kadının direnmesine rağmen onu nasıl baştan çıkardığını; bununla da yetinmeyip, verdiği bir emirle komutanı nasıl öldürttüğünü, bir bir anlattıktan sonra: "Davut'a gösterdiğin anlayışı neden Sokrat’a da göstermiyorsun? Onun gibi yüce bir insanı, cinsel kimliğinden ötürü neden aşağılıyorsun?" diye sordum; hemen ardından şunu ilave ettim: "Baba, lütfen artık Sokrat’ı kınamaktan vazgeç. Çünkü Tanrı, kınayanları, kınadıkları şeyle imtihan etmeden canını almaz." Babam şoke olmuştu. İçten içe benimle gurur duyduğunu biliyordum. Daha fazla üstüne gitmedim. İzin alıp yanından ayrıldım.

Resim:www.djayo.net' den alıntıdır.

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Temelinde inanç,din faklılığımız olduğundan birbirimize fikir kabul ettirme gayretimiz anlamsız.Sadece son söyleyeceğim;Allah'ın son olarak gönderdiğini iddia ettiği,diğer kitaplarının kemaline erdirdim diye nitelediği Kuran'ı ve gönderdiği son peygamberi Hz.Muhammed'e tam iman noktasında ayrılıyoruz.Allah zekaları kullarına kendi inisiyatifiyle taksim ediyor ve ben kapasitemi kabulleniyorum ve onun iradesine teslimim.Sorgularım zamanında çok oldu ve bilgim arttıkça cevapları buldum ve kalbim mutmain.Ardığınız tüm cevapları bulmanız dileğiyle bayramınızı tebrik ediyorum.

selma alp 
 20.09.2009 19:14
 

Hadisleri saf dışı ediyosunuz peki ayetleri?...Davut peygamberle ilgili kaynağınızı da açıklamamışsınız.Ayet ve hadis kabul etmeyen birinin başka kaynağını hiçbir samimi müslüman kabul etmez.Her peygamberin Allah katında derecelerine göre ayrı bir yeri vardır elbette.İbrahim peygamber Halilullah,Hz.Muhammed Habibullah vs.Ancak hepsi günahlardan korunmuştur.Öyle de olmalı ki her haliyle inananlara örnek olsun.Bizim ayrıldığımız nokta,sizin onları sadece Allah'ın emirlerini inananlara ileten sıradan biri,postacı gibi görmeniz.Şunu atlıyosunuz getirdiği emirlerle tezat düşen bir peygamberi kim ciddiye alırdı.Peygaberlerin hepsi Allah'dan aldıkları emir ve ilham ile"İNANDIKLARI GİBİ"yaşadılar.Nefisleri ile ictihat etmediler.Her zaman kontrol altındaydılar.Yanlışa düşecekleri vakit hemen uyarıldılar gerek melekler vasıtasıyla gerek bizatihi Allah tarafından.Birde şu noktada ayrılıyoruz,Allah'ın has kullarına,bir nevi onların iradesi dışı verdiği ikramı olan"HİKMET".devamı var

selma alp 
 20.09.2009 14:23
Cevap :
Bakın Selma Hanım, sizinle benim aramda çok önemli bir fark var. Zihniyet farkı. Siz Kur'an dışındaki kutsal kitapların içeriğini mutlak olarak inkar ediyorsunuz. Ama bunu bilim kabul etmez. İlahiyat bilimi de kabul etmez. Bu bağlamda Davut Peygamberin hikayesi Musevi ilahiyatında geçer. Bir diğer fark da siz ümmetiyle başa çıkamayınca onların tümünü birden imha etmesi için Tanrı'ya dua eden ve kavmi yerle bir olan Lut peygamberin bu tercihini bir günah olarak kabul etmiyorsunuz. Ben ise günah olarak görüyorum. Siz dogmalara ve hamasete teslim oluyorsunuz, ben ise bu tutumu reddediyorum. Yorum yapma ihtiyacı hissediyorum. Benim dinim bana, sizin dininiz size. Artık bu doğrultuda yorumlar yazarsanız yayınlamayacağım. Saygılar. Ali Nail.  28.09.2009 23:26
 

Yine Kuran'da;"Kuşlar da ona icabet ederler,hepsi onun nağmelerine katılırlardı.".."Onun mülkünü kuvvetlendirmiştik.Kendisine hikmet ve açık konuşma,güzel konuşma vermiştik."(Sad;38/19-20) Bir konu da var ,yazınızda kullandığınız şu cümle;"Tanrı,kınayıcının kınadığı şey başına gelmeden kınayıcının canını almaz."Bu söz Hz.Muhammed'e ait öyle değil mi.Beyan etmenizi beklerdim.Bilmeyen çok insan oluyor ve size atfediyorlar.

selma alp 
 18.09.2009 14:13
 

Müslümanın inancında baz aldığı kaynaklar Kuran ve sahih hadislerdir.Hiçbir ayet ve hadiste bu söylediğiniz yer almıyor.Lütfen kaynağınızı açıkça beyan edin.Allah'ın insanlığa her bakımdan örnek olsun diye gönderdiği peygamberlerin tamamı günahlardan korunmuş seçilmiş insanlardı.Ayette:"Onları emrimizde doğru yolu gösterecek rehberler kıldık."(Enbiya:73).."Onlar bizim katımızda seçilmişlerden ve hayırlılardan idiler."(Sad:47).."Hepsi de salihlerdendi."(En'am:85).."O peygamberler Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir.O halde sen de onların gittiği doğru yolu tutup onlara uy,o yoldan yürü."(En'am:90).Şimdi soruyorum size;Bu kadar açık şekilde Kur'an'da istisnasız bütün peygamberlerin herzaman doğru yol üzere Allah tarafından görevlendirilip korundukları beyan ediliyorken bu iddianızı neye,hangi kaynağa dayandırıyorsunuz.Açıklayın bizde bilelim.Ben Kur'an ve hadis kaynaklı olmayan hiçbir kanıtı inandırıcı bulmayacağımı baştan belirtiyorum.

selma alp 
 18.09.2009 14:03
Cevap :
Size katılmıyorum! Kavmiyle başa çıkamayınca onları helak etsin diye Tanrı’sına niyaz eden ve ettiren Lut Aleyhisselam ile, ne pahasına olursa olsun ümmetine sahip çıkan ve Tanrı’sına onları topluca helak etmemesi için gece gündüz yalvaran Muhammet Aleyhisselamı bir mi tutacağız. Bundan hiç ders çıkarıp ibret almayacak mıyız. Bağcıyı dövmek için değil, üzüm yemek için, yani anlayış kazanabilmek için hiç sorgulamayacak mıyız. Kutsal kitaplar, ne iktisat, ne de tarih kitabıdır. Sizin sahih dediğiniz hadislerin de dörtte üçü sahtekarlar tarafından uydurulmuş ve iktidarlarına alet edilmiş sahte hadislerdir. Muhammet, sağlığında, Ebubekir yıldız gibidir ama Muaviye haindir diyebilir miydi. Kendinden önce ölen sahabileren bazılarının cenaze namazını kıldırmamış, soranlara da o münafıktı demiştir. Acaba yüz yaşına kadar yaşasaydı daha kaç sahabinin münafık olduğu ortaya çıkacaktı? Yıldızları seçmek bize düşer. Bu da anlayış kazanarak olur. Risk alıp sorgulayarak olur.  20.09.2009 0:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 1201
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1998
Kayıt tarihi
: 13.09.06
 
 

1956 yılında doğmuşum. Tanrı Bilimi Eğitimi aldım. 78 kuşağından olmanın verdiği şevkle olsa gere..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster