Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
5533
 

Eşek arısının yuvası

Eşek arısının yuvası
 

Çok çok güzel bir çocukluk yaşadım. Bahçesinde portakal, mandalin, kayısı, muşmula, limon, erik, muz ve zeytin ağaçları olan, Antalya'nın tipik, ahşap, iki katlı konak gibi evlerinden birinde geçti ilkokul çağım.

Tabiî böyle bir evde kediler, tavuklar olmadan olmaz. Kısacık da olsa mutluluk kaynağımız olan dağ tavşanımızı da saymadan geçemem. Kafesinin altını kazarak özgürlüğüne kavuşmuştu da, boynumuz bükük kalmıştı.

Bir de sahip olamadığımız, ama evlerimizin bacalarını sahiplenen leylekler vardı. Zaten bu blogu yazmama neden olan, sevgili blogdaşım Haluk Seki'nin son yazısında anlattığı leylekler ve ne yazık ki yavaş yavaş kaybolan diğer canlılardır. Haluk beyin bloguna yorum yazdım, verdiği karşılık için sözümde durarak bu blogu yazıyorum.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=120661

Onca ağacın, çiçeğin içinde - portakal, yasemin, fûl öyle güzel kokarlardı ki- elbette arılar olmadan olamazdı. Bir aile dostumuzun evinde 4 çocuk eşek arısı kovalayacağız diye kenarda yığılı duran yorgan, yatak, yastık ne varsa yere indirmiştik.

Aramızda arı tarafından sokulmayan çocuk yoktu hiç. Tedavisi de çok basitti; arının soktuğu yere kesilmiş bir diş sarımsak sürülür ve oyuna kaldığımız yerden devam ederdik. Eşek arısından sakınırdık kendimizi. Sanırım diğer arılara göre daha büyük olduğu içindi sakınmamız.

Zaman geçti, eski evlerimizi terkedip yeni evlere taşındık. Portakal çiçeği kokularını, bahçemizin orta yerinden akan arığı - Antalya'da neredeyse her sokağın, her evin arasında arıklar vardı- leylekleri, kedileri, arıları anılarda bıraktık.

Şu anda oturduğumuz eve taşındığımız yıl salonda minik arıcıklar gördüm. Pencereyi açıp dışarı çıkmalarını sağladım. Sonrasında pencereyi ve oda kapısını kapattığım halde yine minik arıcıklara rastladım. Yine pencereyi açıp dışarı çıkardım hepsini. Bir anlam verememiştim aslında odaya nasıl girdiklerine. Kısa bir süre sonra yine odadaydılar. Bu kez bir dedektif titizliğiyle peşlerine düştüm. Gün içinde sık sık salonun kapısını açıp nereden girdiklerine bakıyordum. Veee, sonunda yakaladım! Eski tip, yere yakın paneli olan klimalardan biri vardı salonda. Dış ünitesi balkondaydı ve bağlantı için duvar delinmişti doğal olarak. Eşek arısı yavruları oradan çıkıyordu salonuma. Dedektifliği balkonu gözleyerek sürdürdüm. Anne eşek arısı belirli aralıklarla yuvasına geliyor, bir süre kalıp çıkıyordu.

Buraya kadar her şey normal. Zaten eşek arıları duvar kovuklarına yuva yaparlar. Beni şaşırtan şu oldu; evimiz bir site içinde ve yakın çevremizde yanılmıyorsam 6 tane var aynı siteden. Bu sitelerin her birinde 11 ya da 12 apartman var. Ayrıca şehrin bir başka yerinde de aynı sitelerden var. Yaklaşık 120 apartman ediyor hepsi. Bu sayıyı daire sayısıyla çarpınca 120 x 25 = 3000 daire eder. Birbirinin aynı onca balkon...Küçük bir çocuğun bile zorlukla bulabileceği bir balkondaki yuvasını bulabilen bir eşek arısı...

Bu olay karşısında eşek arısına karşı neler hissettiğimi anlatamam sizlere. Yuva ve elbette ki içgüdü kavramının ne demek olduğunu, serçe parmağımın yarısı kadar bir eşek arısından bir kez daha öğrenmiş oldum. İşte bu yüzdendir ağaçlara, kuşlara, böceklere, çiçeklere olan sevdam. Onlar genetik kodlarına işlenenin dışında hiç bir şey yapmıyorlar. Hiç kimseye bilerek zarar vermiyorlar. Yaşamımızda vazgeçilmez bir süs gibi duruyorlar bütün güzellikleriyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

inanın okurken kıskandım bizim şimdilik bir şansımız yok hertarafımız beton duvarlarla örtülmüş öyle ki bir tutam temiz havaya muhtaç olur hale geldik:=).

Kırık Kalem 
 22.07.2008 15:16
Cevap :
Daha da kötü günler gelmesin de, buna razıyız:) Belki de sizin çocuklarınız leyleği, arıyı ders kitaplarından görecekler...Sevgiler...  22.07.2008 15:41
 

arıyı doğal düşman olarak görüyor insanoğlu onu gördüğü yerde 'aha arı!' diye kafasına geçirecek bir şey arıyor hemen. onları sinirli böcekler sanıyoruz halbuki doğal yaşamın dengesinde çok önemli bir yerleri var. yalnız çocukluğumda yaşamıştım bazılarının arı sokmasına karşı reaksiyonu daha kötü oluyor iki üç gün çıkmıyor yataktan. dikkati elden bırakmamakta fayda var galiba. sevgiler, güzellikler hep sizinle olsun.

seringel 
 21.07.2008 12:26
Cevap :
Çocukluğum hep bahçe ve sokakta oynayarak geçtiği için böcü börtüden hiç korkmam:) Alerji konusunda ise haklısın sevgili Okan. Yine de insanlardan daha az zararları olduğunu düşünüyorum arıların. Sevgiler...  21.07.2008 16:02
 

Beni kırmayıp bu blogu yazdığınız ve günlüğümü referans gösterdiğiniz için teşekkür ediyorum sevgili dost. Arılar yuva yapacak yeri çok iyi bilirler, çünkü önce bir keşif kolu gönderirler, güvenli bir kuytu bulurlar. Buldukları güvenli kuytu kendilerini yağışlardan, sıcak ve soğuktan koruyacak bir yerdir. Eşek arıları kendilerine referans seçtikleri çevre oluşumlarını bozmadığınız, kendileri için tehlike olmadığınız zaman asla saldırmazlar. Çünkü her saldırı gereksiz yere bir "asker arının" ölümü demektir. Ha, bir de oğul verdiklerinde önlerine çıkmayacaksınız. Asker arılar yeni koloniyi korumak için acımasızca saldırırlar. Ne yazık ki iç içe yaşadığımız yaban hayat bizden uzaklaşıyor artık, ne eşek arıları, ne leylekler ne de diğer kanatlı dostlarımız kalmadılar. Kaldıysalar bile çok eksildiler. Bir şeyler ters gidiyor, anlamıyoruz... Anladığımızda ne yazık ki çok geç kalınmış olacak. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum değerli dost.

Haluk Seki 
 20.07.2008 23:07
Cevap :
Bugünlerde bir raslantılar zinciridir, gidiyor:-) Dün National Geographic'te konu bir tapınağın çıkış yolundaki arılardı. Kulaklarınızı çınlattım emin olun. Tapınağa çıkanlar sessizce çıkarsa arılar oğullarında duruyorlardı. Gürültü yaptıkları anda öyle bir saldırdılar ki, yaklaşık 15 kişiyi hastaneye kaldırdılar. Özellikle ikisi yüzlerce kez sokulmuştu arılar tarafından. Biri bizim evin kapısında gürültü yapsa biz de tepki vermez miyiz?:-) Balkonumdaki yuvanın yerini görseniz, nasıl bulduğuna şaşardınız. Tabii koruyacak yuvasını. Sevgi ve saygımla...  21.07.2008 16:10
 

Herşey iyi güzelde arkadaşım o arı soktuğu zaman çok can yakıyor o zaman nasıl seveceğim o arıcığı ben canım yanarken değil mi ama,bu arada hayvanları çok seviyorum ama zararlı olanları insanlarla irtibat sağlamasa iyi olur,,,,,,sevgiler canım,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 20.07.2008 14:09
Cevap :
Sevgili Alyoşa; insanı ömrü boyunca kaç kez arı sokar ki? Oysa ömrümüz boyunca arkadaşımız saydığımız insanlar sırtımızdan hançerliyor. Bunu da bir düşünün hele:) Sevgiler...  20.07.2008 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2073
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster