Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
9501
 

Eşimi çok iyi biri, ama beni dövüyor

Eşimi çok iyi biri, ama beni dövüyor
 

Bu sabah aklımda blog yazmak gibi bir düşünce yoktu hiç. Her sabah yaptığım gibi, gazeteleri okuyordum. Önce blogları okudum. Aydın Sevinç'in yazısını okuyup güldüm ve yorum yazdım, sabah sabah beni güldürdüğü için. Sonra diğer gazetlerin köşe yazarlarının konu başlıklarına baktım, okunmaya değer neler olabilir diye.

Birden gözüme Güzin Abla'nın başlığı ilişti;

Eşimi çok seviyorum, o iyi biri, ama beni sürekli dövüyor.

Ne düşüneceğimi şaşırıp yazının geri kalanını okumaya başladım. Bir yandan da okuduğum cümleyi tartıyordum kafamda. İyi biri, ama beni dövüyor. Şaka gibi değil mi? Yazının hepsini kopyalamayacağım elbette, merak eden bulur ve okur. İlk birkaç cümleyi okuyun istedim.

Güzin Abla, bak bu 3’üncü kez yazışım sana, tek çare sen kaldın...

Eşimin ailesi ile ilgili ve de eşimin bana şiddet uygulamasıyla ilgili yazdım sana ablam... Ben eşimi çok ama çok seviyorum eşim de beni... O çok iyi bir insan ama Güzin Abla hiç acımadan beni dövüyor; her yanım morluklar içinde kalıyor.

Sevmek ve dövmek... Biri bana açıklasın lütfen! Ya bende okuduğunu anlamama problemi var, ya da bunu yazanda psikolojik rahatsızlık var. Hani şu ünlü Stockholm Sendromu gibi. Hani kurbanın, kendini esir alana aşık olması durumu.

TRT 2 televizyonunda her pazar, saat 09.00 da harika bir program var; Ömür Dediğin. Mutlaka izlemelisiniz. Her bölümde halktan biri hayatını anlatıyor. 3 hafta önce, eşinin ölümünden sonra, eşinin işlettiği kahveyi işletmeye devam eden bir kadın hayatını anlattı. Eşinin evde ne kadar diktatör olduğunu, eve geldiğinde ailecek hazırol vaziyetinde beklediklerini, izin almadan kapı dışına çıkamadıklarını vs vs anlattı. Biz yolda bile yürüyemezdik çocuklarımla, bir yere gideceksek eşim arabayla götürür, dönüşte de alırdı dedi.

Beni en çok çarpan cümlesi ise şuydu kadının; Onun, ayakkabılarını koyduğu yeri bile severdim.

Onca baskıya rağmen bunu söyleyebilmek; alışmıştık artık, sıkılmak bir yana seve seve yapıyorduk her istediğini diyebilmek... Bunun adı ne diye merak ediyorum. Tıpkı Güzin Abla'ya yakınan kadın gibi; çok ama çok seviyorum, o da beni seviyor, ama morartana kadar dövüyor. Gerçekten bunun adı ne?

Sevgi; esirgemek, kollamak, dokunmaya bile kıyamamak demek değil midir? Eşinin gözünü morartıp, sonra o mor gözlere bakarak ' Seni seviyorum, ondan dövdüm ' diyen erkek var mıdır acaba?

Allah ıslah etsin diyeceğim son söz olarak...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dayağın hiç bir şekilde mazereti olamaz!!!...Erkeğin dediği olmadı pat tokat, karşı çıktı pat tokat..Hatta hiçbir sebep yokken sudan bahanelerle kadın döven erkeler var. Kadın esir, erkeğin hizmetçisi ya da stres topu değildir.Kadın Hayat arkadaşıdır eştir, güzel güzel ikna etmesini bileceksin .Zaten iki tatlı dil güler yüz yelkenleri hemen suya indirir.Her zaman erkeğin istediği olacak diye bir zorunluluk da yoktur.Dayak hayvanlara bile yakışmazken erkekten kat be kat güçsüz olan kadınlarımıza bu şekilde davranılması çok yanlıştır.Acizliktir..zaten evlilikte dayak oldu mu soğukluk başlar evlilik devam etse bile bi kere kadının kalbi kırılmıştır.Üstelik hem eşine maddi olarak yardımcı olan evin geçimini sağlamada destek olan kadınlarımız da var.Evin işi, çocuk,iş hayatı derken kendine bile vakit ayıramayan kadının istediği sadece tatlı dil ve güler yüz ve saygıdır.bu şekilde muamele hiçbir insan evladına yakışmaz.Madem Müslümanız diyoruz,dinimiz hoşgörü sevgi dinidir.

Özlem Özer 
 16.07.2010 18:01
 

biz toplum olarak biraz problemliyiz!erkek dediğin döverde severde er'dir o hani eskilerden kalma değişecek ama...inş.değişti gibide ama dayak yiyan kadın bence kendinden kaynaklanan durumdan dolayı yiyordur...halen bir dolu kadın var!sevgi incitmemektir...

suzan yasar 
 20.05.2010 23:58
 

Tülin hanım, Emeğinize sağlık. Seçtiğiniz hayat hikayeleri kısa ama,yansımaları çok uzun. Şükür bizde yok ama,o cümleye kulağımız çok aşina. Bana göre o olayın 2 boyutu var.Birincisi kişisel, yani MAZOŞİST kişilk yapısı.İkincisi toplumsal, o da,KADINI ERKEĞİN CİNSEL TATMİN ARACI OLARAK GÖREN ZİHNİYET(yetişme tarzı), AYNI ZAMANDA KADINI ERKEĞİNİN ÖFKESİNİ BOŞALTTIĞI BİR DEŞARJ ARACI OLMA GÖREVİDE YÜKLÜYOR.

sezar pan 
 04.08.2008 19:55
Cevap :
Kadınlar kolay kolay terk-i evlad-ı ayal edemiyorlar. Yuva kavramı kadınlarda daha önemli erkeğe göre. Evliliğin en başında bile hem ağlayıp, hem de gidiyorlar işte.  04.08.2008 22:46
 

"Karanfilim saksıda" manisi konusunda yazdıklarınız için teşekkürler.Ah Aksu ,o Aksu değil,perge O Perge değil. Karanlık Sokağın eski güzellikleri yok.Ama her şeyiyle bir Aksu gerçeği var. Duydun mu öğretmenimin kızı, benim ilkokuyucum selam sana ve yakınlarınıza. Ünal Şöhret Dirlik

Ünal Şöhret Dirlik 
 04.07.2008 22:50
Cevap :
Ünal ağabey, her zaman ilk okuyucunum. Bugün Aksu'dan geçerken kulaklarını çınlattım. Selamlarını da her daim iletiyorum. Esenlik dileklerimle...  06.07.2008 22:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2070
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster