Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '06

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
3202
 

Esir pazarı

Esir pazarı
 

Çift direkli Endülüs Armasını taşıyan kadırga,Efes Rıhtımına yanaştığı zaman,'Agora' Meydanının güneş saati, öğleyi gösteriyordu. Liman bir anda karışıverdi: ''Esireler geliyor.!..' ''Endülüs esireleri..!''

Allı,morlu,fıstıki ve ebruli şallara bürülü bir yığın körpe,paslı zincirlere dizili olarak rıhtıma indirildiklerinde,gürültü,daha da arttı..

En önde esircibaşı yürüyordu.Pazaryerine gelenlerin ise, haddi hasabı yoktu..Patlak gözlü esircibaşı,gözlerini son santimine kadar açarak kızlara kükredi. Gözdağı verirken,hep böyle yapardı : ''Asık surat istemem ! '' zöbek toplanmış zengin Efes'liler, Agoranın yüksekçe taş basamaklarından,esircibaşını dinliyorlardı: ''Eyyy,Küçük Asyanın asil Efes'lileri..Eyyy mukaddes Efes Beldesinin kesesi bol insanları... Endülüsün,Hint diyarlarının pırlantalarını,ayaklarınızın altına serpmek için getirdim.! '' Bu arada esircibaşı,zincirlerinden ayırdığı balık etli bir esireyi,kolundan tuttuğu gibi orta yere fırlattı: ''İlahlar şahidimdir ki,bu körpe,Tunus Beyinin gözdelerinden 'Benli Şehnaz' dan başkası değildir. Gözlere bakın gözlere!.. Bele bakın bele!..Otuziki dişinde,bir tek karıncalanma bile yok !..Lokman Hekimin ''Ye'' dediği işte budur!.. İster ye,ister dişle..Bizde çürük mal yok!'' Esircıbaşı,burda durdu.Boğazını temizledi .Gücünü toplayıp,haykırdı: ''Satıyorum..! Var mı arttıran?''

Ensesi kalın bir Efes'li parladı: ''Benden 2O altın'' Bir başka yerden birisi atıldı: ''Otuz altın !..'' ''Kırk altın..'' '' Var mı başka arttıran . Kırk altın. Var mı arttıran?!'' '' Kırk altın!..Gidiyor!..Yok mu başka arttıran ! Satıyorum!..Satıyorum!..Saaaattım !..''

''Al,helal olsun.Güle güle kullan.Maldan da anlarmışsın hani! '' Esircibaşı altınları alırken,esirenin yeni sahibine böyle iltifat ediyordu..

Esircibaşı; zincirinden boşalttığı esireleri, ortaya çıkarıp çıkarıp ,açık arttırmaya sokuyordu.

''Hele hele şuna bakın siz !..Bardağa dök de iç..Doymazsan, tependen aşağıya dök !..Şu topuklar,şu endam..Hele cilvesi? Cibilliyetinden üstün.. Çocuk yapar,çocuk bakar,çamaşır yıkar..Sopa atsan 'gıg' ı çıkmaz !..'' Bu arada bir Efesli çıktı ortaya: ''Dişlerini görmem gerek!..'' diyerek esireye yaklaştı..Elinde tuttuğu aynayla,esirenin ağız boşluğunu aydınlattı.Uzun uzun baktı..Sonra da yüzünü buruşturdu ve: ''Azı dişinin biri eksik !'' deyiverdi.. Millet kahkaha ile gülerken,birisi atıldı: 'Sen ne anlarsın güzelden,moruk!'' dedi.

Esircıbaşı lafa tekrar girdi bu sırada: ''Ne demişler,ne demişler? Pilavı üstünden,bulguru da dibinden kaşıklamalı demişler !..Tekne kazıntısının hali başkadır. Daldır kaşığını,hem miğden ,hem de bütün azaların bayram etsin!.. Bu tazenin fiyatı,5O altından başlar.Ve de bütün tahta kaşıkları kırdırır alimallah!..'' Esircibaşı,burada durdu.Bir iyice yutkundu.Boğazı kurumuştu.Bir desti şarabın yarısını ,döke döke içti..Şarapla ıslanan bıyıklarını eliyle sıvazladı ve gözünün birini kapatan o yuvarlak meşinin bağını düzelterek tekrar işe koyuldu:

''Elli altın..75 veren var.Evet..8O oldu..Yokmu başka artıran?..Son pişmanlık fayda yavaşesireye çevrilmişti bir anda.Esircibaşı,iyi para etsin diye sona saklamıştı bu parçayı.Halk,yavaş yavaş,halkayı daraltarak bu esireye doğru hayranlıkla yaklaşıyordu.Ve ortalık,müthiş bir sessizliğe bürünmüştü ki,bir ses duyuldu kalabalığın arasından.Sesi titriyordu:

''- Benden yüz altın..Ama,''tasarruf Bonosu versek kabul mü !?'' Ve meydan,bir anda, kahkaha ile o kadar sarsıldı ki,top patlamış sanıldı.Kimi,çimenlere sırtüstü yatmış gülüyordu boğulurcasına.. Esircibaşı da gülüyordu..Kızlar da gülüyordu..gülmeyen kimse kalmamıştı..Hızını alamayanlar , düşmemek için, birbirlerine tutunuyordu..

Ne gariptir ki , elinde bir tomar ''Bono''yu esircibaşına doğru tutan Hüsnü Efendi, çok ciddiydi,gülmüyordu..Denilebilir ki,gülenlere bile kızıyordu.Her şeyi,her şeyi bir anda 'sahi'' sanmıştı..

Olay,geçtiğimiz yıllarda Kuşadasında Efes Fastivalindeki bir mizansen sırasında geçti.O devirde Devlet, parasını sonradan şahıslara ödemek üzere bir ''tasarruf bonosu'' icadetmiş,maaşlardan kesilen para karşılığı verilen kuru kuru kağıtlardı.

Ve tarihi Antik Kent Efes; kuruldu kurulalı , böylesi bir kahkaha ve neşe seline, hiçbir zaman bulanmamıştı, kendisini kaptırmamıştı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hüsnü Efendi'yi kırdığınıza değdi mi yani; aşk olsun! Bu arada "insan yaşamış gibi yazar da, bu kadar geçmişide mi?" diye düşünüyordum okurken. Çünkü kategorisinin mizah olduğu kısmını kaçırmışım:)) Sevgiler, maviyle...

derinmavi.. 
 09.07.2007 21:59
Cevap :
Esir pazarları,bilinç altının aynaları.Nerelerden nereye geeldiğini gösterir bir insanlık dramıdır.Esir pazarı ha!Şimdi garip gelior.''Salı pazarı,cuma pazarı'' der gibi.Değil mi.Duygularınız için teşekkürler  10.07.2007 0:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 865
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster