Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '17

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
95
 

Eşittir ben…

Eşittir ben…
 

Deniz görmeden yaşamıyorsan, geçmişten yüklerin, inançsızlıkların, güvensizliklerin, kırgınlıkların ile dolmuş anıların varsa, inadına kusurlulara karşı kusursuz davranmaya çalışıyorsan, incinmiş ama incitmemek için çaba gösteriyorsan, suzluk ekli kelimelerden yazılmış anı paragrafların çok olduğu halde hala umutluysan, bir iki beyaz dolu kadeh tokuşturmasıyla keyifli sohbet etmeyi hayattan çalmak, mutluluk anı diye nitelendiriyorsan, bir fincan kahvenin içindeki abuk subuk şekillerden umutsal bir kaç hayalin oluyorsa, çim kokusu, kahve kokusu, üzüm kanı seviyor, yeşilde kaybolup, mavide huzur buluyorken bir göğsün üzerinde sevdiğinin kalp ritmiyle yaşadığını hissediyorsan, sen eşittir ben demektir. 
 
Acıları birbirine benzeyenler, aynı meydanda savaşan birbirinden habersiz savaşçılardır. Eskilerin yüküyle bükülmüş ruhunun iskeletine rağmen dışarıdan bakılan yüzü hep diktir, mutludur, güçlüdür, umutludur, mücadelecidir. Biz birbirimize benziyoruz işte. Eğrilerimizi, kırıklarımızı, çıkık ve çatlak sızılarımızı gizleme üstadıyız. Dudak kenarları yanaklara doğru esneme kalıbı içinde daima ve gözler gizli öznelerin hüznünü saklarken, hep gülücüğe eşlik etmeyi huy edinmişse rolümüzü başarıyla sergiliyoruz. Mutluyum diye bağırırken beden dili, ruh dilimiz ile çatışma halinde, ağır ağız dalaşı yapıyor besbelli.
 
Sevinçleri birbirine benzeyen insanların birbirinden habersiz küçük mutlulukları, derinlerde irice hüzünleri vardır kimsenin bilmediği. Gün gridir, karadır bulutlar ama bir su kenarında ışık oyunuyla gökkuşağı bulur onlar ve mutluluk formülü üretirler limitsizce. Şarkıları ortaktır. Sözleriyle dinler onlar şarkıları, müzikleri ile eğlenirler. 
 
Hüzünleri birbirine benzeyenler, bir  filmde anlatılmak istenen drama da, başkalarının sevinç gözyaşlarına da tepkisiz kalamazlar. Gözyaşları başkalarınınkiyle senkronize hareket etmeye alışkındır. Gülüşleri de öyle. Kimsenin gölgesi ya da kara bulutları, grilikleri olmayı istemezler.
 
Yalnız kalmak en çaresiz halinse ve kimseye söylemediklerini kendine ağız dolusu sayıp söverken, bağıra bağıra sessizliğinin içinde haykırıyorsan, seninle çok  benziyoruz demektir. Yalnız kadehli masalardaki sohbeti , eğlenmeyi, kahve içmeyi, seyahat etmeyi sevmiyorsan, haksızlıklara karşı yalnızca kendine kızıyorsan, aynadaki görüntün benim. Tercihlerinden dolayı yaşadıklarını kabulleniyor, kurban olduğunu düşünmüyorsan bensi birisin demektir. Bensi, benim gibi, benden, bana benzeyen, aynadaki görüntüm gibi yani.
 
Biliyor musun? Sırf bu benzerlikler yüzünden kimliğinin ve etiketinin önemi olmadan o yüce güç bizi bir araya getirdi ve getirecek. Eksiklerimiz var ya tam sandıklarımız, onları tamamlatmak için görevlendirdi bizi haberimiz olmadan.  Kiminiz arkadaşım olacak, kiminiz tanıdığım biri, tartıştığım, kızdığım, kabullendiğim, hüzünlendiğim, pişman olduğum, sevdiğim, eğlendiğim biri olacaksınız bana benzeyen benler olarak hayatımda olacaksınız daima ve sen aşk, bana en benzeyenim, biz şu andan itibaren ben ve sen olarak birleştiğimizi sanarken biz olarak ne yaşayacağımızı ne hissedeceğimizi, nasıl yürüyeceğimizi bile bile ilerliyoruz öyle değil mi?
 
Kendimi tanıyorum. Seni tanıyorum. Sendeyim ve sen bensin. Bu yüzden tamamlayanım olarak bendesin. Seçtiğimizi sandığımız bedenlerimizin zamanı geldiğinde görev yerinde olduğunu biliyoruz. Karşımda bir ayna gibi durmaya başladığın günden itibaren eksikliklerimi, lekelerimi, kusurlarımı bana fark ettirip, iyileşmeme sebep olduğun için teşekkür ederim. İyileşiyorsun görüyorum. İnsan kusurlarımızdan ve zihin hapishanesinden uzaklaşıp bizi özgürleştirmek adına benimle  birlikte mücadele ettiğin için teşekkür ediyorum. Varlığın için şükrediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fuar yormuş olmalı ki hayli geciktiniz. Hiç yabancı gelmedi, tanıdık bir yazı bu. Birileri yazmıştı daha önce sanki. Belki ben! Değil tabi. Niyetim emeğinize ortak olmak veya onu değersizleştirmek değil. Bizi anlatıyorsunuz, beni. Yani ağzı var olan dilsizleri. Aynam ol deriz, ayna olamayız. Yapma deriz başkasına ama biz yaparız. Hep bir hallı Turhallıyız kısacası. Bir davet gördüm yazınızda. Bir davet insanlığa. Bir davet silmeye. Kurmaya yeniden varoluşu. Parmak kaldırmıştım ama.... Saygılar.

Birkan Can 
 15.05.2017 20:59
Cevap :
Merhabalar, Epeydir sohbet etmemişiz. Fuar sonrası senaristlik ile ilgili projelerin yoğunluğu vardı yazı ekleyemedim ama kendi sayfamda bir iki yazım yayınlandı. www.nazanarisoy.com Bu yazıda ki amaç tamamen benzerleri bir arada buluşturmak, benzemediklerini düşünenleri hafifçe sarsmaktı. Davet ve dilek yerini buldu bu arada. Her şey yolunda.   16.05.2017 13:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 212
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster