Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
291
 

Eski Avrupa, yeni Türkiye.

Eski Avrupa, yeni Türkiye.
 

Eski Avrupa, yeni Türkiye.


Avrupa ve Türkiye,

Toklar acıkır, açlar doyar. Bu döngü hiçbir zaman değişmez. Ancak dünya sona ererse değişebilir. İnsanlık devamlı bir döngü halinde, toplumlar ülkeler ve milletler oluşumun ve değişimlerin içinde gelip gitmekteler. Aslında, doğrular devamlı değiştiği için doğruyu bulup uzun bir refah ve gelişmişlikte mümkün değil. Son ekonomik kriz de gördük ki, aylık yüzlerce bin dolar alan yöneticiler şirketlerini batırdı, hatta ülkeler kendilerini batırdı. Bunun nedeni eski bildiklerine güvenmekti ama bildiklerini zaman eskitip doğruları değiştiriyordu. Buna ayak uyduramayanlar acıkmak ve gerilemek zorunda kalacak.

Avrupa refah ve gelişmişlikle ilk defa son 200 yılda tanıştı. İnsanlık tarihinde Avrupa’nın izini son birkaç yüzyıl dışında göremeyiz. Oysa doğu medeniyetlerinin izi neredeyse insanlık tarihinin tamamını oluşturur. Avrupa’nın neden insanlık tarihinde eski bir yeri olmadığını anlamak aslında kolaydır. Avrupa şehirlerindeki işkence müzelerini gezince insan bunu daha iyi anlıyor. Oraları gören insanlar insanlığından utanır. Bizim Anadolu insanına bunu anlatamazsın bunun açıklamasını yapamazsın. İnsanları değişik şekillerde acı çektirerek öldürmeyi ve bunu alenen yapmayı sonra da müzelerde sergilemeyi açıklamak çok zor. Bu bize şunu gösteriyor, genetik yapıdaki ilkellik, insanlıktan uzaklaştırır.

Şu anda çok medeni, demokrasi, insan hakları gibi göründüklerine bakmayın. İnsanlık ruhunda şu vardır. Herşey iyi giderken genetik derinliklerindeki gerçekleri dışarıya çıkarmaz. Ama zora düşünce ve ortam uygun olursa gerçek yüzünü gösterir.

Bir kaç tane örnek vereyim; Amerikalılar kıtalarına gelince Kızılderilileri soy kırım yaptılar. Almanlar, Yahudileri yaktılar, Fransızlar Cezayir’in nüfusunun üçte ikisini yok ettiler, Avrupalı ve Amerikalılar Afrikalıları köle yaptı, yakın zamana kadar otobüse binemiyorlardı, bugün bile maçlarda seyirciler zencilere ırkçı tezahürat yapıyorlar, maymun gibi sesler çıkarıyorlar. Batı tarihinde insan yakmak vardır. Bir insanı canlı canlı yakmak. Şimdi kendi ülkemize insanımıza gelelim, savaşta adam gibi savaşırız. Tarihimize bakınca suç işleyenin kafası baltayla kesilir. En hızlı ve acısız ölüm bence. İnsan yakmak bizde yoktur. Mazlum ezmek yoktur. Osmanlı zamanında bile kölelik yoktu. Hele ki gemilerle toplanan zincir vurularak getirilen zenci kölelik hiç yoktu. Bizim liglerimizde birçok zenci oynar ama ırkçı tezahürat hiç olmamıştır. Ülkeler ekonomik olarak güçlüyken insanlık kavramını muhafaza etmek çok daha kolaydır. Ama zordayken bunu başarabilmek tamamen genetik insanlık şifrelerinde saklıdır.

Dünya’nın insanlık genetiği en güçlü milletinin bizler olduğuna inanıyorum. Batılı bir müsabaka izlerken iyi olan kazansın der, oysa biz zayıf olanı tutarız. Bu mazlumun yanında olma içgüdümüzden gelir. Biz bunu en güzel Osmanlı zamanında gösterdik Dünya’ya. Osmanlının insanlık felsefesi aslında çok açıktı. Tıpkı Mevlana gibiydi ‘’Ne olursan ol gel’’di. Sadece zamana ihtiyacımız var. Biz doğunun kapısıyız ve biz Türkler tarihimizle ve geçmişimizle gurur duymalıyız. Atatürk damarlarındaki asil kan derken bunu söylemek istemiştir.

 

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 416
Kayıt tarihi
: 19.04.12
 
 

Yazı aklın uzantısıdır... Bazen düşündüklerimi olduğu gibi aktaramıyorum kağıda. İşte o zaman, ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster