Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '10

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1048
 

Eski ben

İki gündür aklım hep geçmişe gidiyor nedense..Eski ben ile şimdiki beni karşılaştırıyorum ve açıkçası çok da memnun olamıyorum..Şimdi zihinsel olarak öğrendiğim herşeyi ben daha önceleri zaten uyguluyormuşum, onu farkettim. Mesela ilk araba almaya karar verdiğimde sürekli kendimi araba kullanırken görür, dışarıda araba kullanan kadınlara bakar ve kendimi onların yerine koyardım..Bir süre sonra da arabayı almıştım.

Sülanenin en delibozuk üyesiydim. Aklıma koyduğum herşeyi mutlaka yapardım, çok cesurdum, ailemizdeki bir çok ilki ben yapmışımdır.

Daha çok aynaya bakardım; hatta öyle abartmıştım ki otururken mutlaka ayna elimde olurdu ve ben direkt gözlerime bakardım, ta ki görüntü anlamsızlaşana kadar..

Daha çok gülerdim, öyle ki gülme sesimin sokağın başından duyulduğunu söylerlerdi (abartı tabi).Yarım saat gülmesem hasta olduğumdan şüphelenilirdi.


Yalnız başıma gezmeyi ve sokaklarda kaybolmayı severdim.
Evden çıkıp ilk otobüs hangisi ise ona binip giderdim,

Allahın sevgili bir kulu olduğuma yürekten inanır, O!nun beni mutalaka koruyup kolladığına güvenirdim.Çok daha özgürdüm..

İnsanların hepsini iyi olarak görürdüm ve "ben kimseye kötülük yapmadım ki başkası bana yapsın" diye düşünürdüm..

Son iki gündür kafama takılan soru şu; Ben ne zaman değiştim?.Eski cesaretimi ve güvenimi ne zaman kaybettim ki şimdi onu bulmak için bir sürü çalışmalar yapıyorum.


Ben gerçekten Allah a güvenmeyi ne zaman bıraktım?

Yaşadığım olaylar bir bir gözümün önünden geçiyor..Mesela ilk erkek arkadaşımdan ayrıldıktan sonra mı? Hayır diyor iç sesim.Belki fitili ateşleyen o olmuştur ama o zamanlar yine de güvenirdim. Yaşadığım herşeyin benim için bir ders olduğunu, iyi veya kötü öğrenmem gereken bişeyler olduğunu bilirdim..Acı çeksem de, " ben bu olayı neden yaşadım?" Diye kendime sorup araştırmaya ilk o zamanlar başlamıştım..

Abimle olan kavgalarımız mı? O da değil, onlar beni daha hırslı yapmıştı..Ona inat istediğim herşeyi yapıyordum..Belki de o öldükten sonradır, artık inat yapacağım kimse olmadığı için..

İkinci erkek arkadaşımdan sonra mı? Hani şu çok ama çok sevdiğim, yanında iken kendimi bulutların üzerinde hissettiğim, hiç konuşmadan bile anlaşabildiğim, yanında kendimi dünyanın en şanslı insanı hissettiğim..Aslında onu da çekim yasasını çalıştırarark çağırmıştım.. Gece gündüz ağlayarak dua etmiştim.. Ben onu çok seviyorum diyerek.Sonunda istediğim olmuştu ama istemediğim gibi bitmişti.Hayatımın inişe geçen zamanı, o zaman mıydı acaba?

Evet diyor iç sesim. Onunla birlikte hayata küsmüştüm, nasılsa hiçbir istediğim olmuyordu.

Ve bir de annem tabi ki. Hiç bir zaman mutlu edemediğim, onun istediği gibi bir kız evladı olamadığım annem.İşte o zaman bir karar vermiştim şimdi hatırlıyorum. "Madem ben mutlu olamıyorum, artık annemi mutlu edeyim bari" demiştim..Ondan sonraki 2 yıl hemen hemen hiç evden dışarı çıkmamış ve onları mutlu etmeye çalışmıştım..Ama bunun yanlış olduğunu sonradan anladım çünkü bir türlü mutlu olmuyordu. Ne yaparsam yapayım, annemi mutlu edemeyeceğimi anlamam, 3-4 yılımı aldı..

Daha sonra "madem onları da mutlu edemiyorum o zaman kendi istediğim şeyleri yapayım" dedim ama bu arada bir de baktım ki, hayatımda istediğim hiçbirşey kalmamış. Ben kendimi bir anlamda yoketmişim..

Ondan sonraki arayışlarımın temelinde aslında ne istediğimi bulma isteği vardı..Ben hayattan ne istiyordum? Beni heyecanlandıracak ve hayata bağlayacak bir tane bile istek bulamadım, ta ki NLP kursuna gidene kadar..Orada ben bu işi yapmak istiyorum diye ilk defa bir istek belirmişti içimde. Arabayı aldığım zaman ki heyecanı ilk o zaman hissetmiştim..
Biraz daha derine inince aslında bunu da kendim için istemediğimi farkettim. İstiyordum ama temelinde başka insanlara yardımcı olma isteği vardı. Yine tamamen benim için olan bir istek sayılmazdı..

İki gündür neden bunları düşünüp duruyorum? Çekim yasası ile ilgili bir sürü yazı kitap vs okuyorum baktım benim istediğim hiçbirşey yok..Oysa eskiden nasıl tutkulu bir insandım..Şimdi de istediğim herşeyi elde edebileceğimi biliyorum ama ne istiyorum?

Beni heyecanladıracak, yaşama sevinci verecek, hayatımı anlamlı hale getirecek bir istek..

Bu tarif ettiğim mutluluğu, sadece insanlara bişeyler anlatırken veya kendileri ile ilgili birşeyi farketmelerinde vesile olduğum zaman hissediyorum..O zaman gerçek isteğim bu mudur?

Büyük ihtimalle öyle ama niye hala bir yanım "başka şeyler de var "diyor. Yoksa sadece kendim için bişey istemek mi bana zor geliyor..Umudumu mu kaybettim yoksa? Ya da haketmediğimi mi düşünüyorum? Ya da, ya olmazsa mı diye korkuyorum? Ya da, ya da, ya da..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nazmiye, yazında kendime dair o kadar çok şey buldum ki.. Eğer bir hayalimiz yoksa, eğer tutkuyla istediğimiz hiçbir şey yoksa şu hayatta, bence biz yaşamıyoruz demektir. Ben o kadar karamsar olmaktan yana değilim. Sen de değilsin, biliyorum, olma da zaten. Mesela ben; şu hayatta iki şeyi çok yürekten istiyorum; 1. aşk.. 2. yazı yazmak. Bu ikisine dair hayallerim ve umutlarım olmasa, benim için hayat çok ruhsuz olurdu. Bunlar benim vazgeçilmezlerim.. İçimdeki boşluğun sebebini çok iyi biliyorum; çünkü başımı omzuna huzurla yaslayacağım, kalbim çarparak elini tutacağım, gözlerine aşkla bakacağım biri yok yanımda.. Ve ben bunu diliyorum tüm kalbimle.. Bir de, insanlara sevgi ve pozitif duygular yansıtacak yazılar yazabilmeyi.. Sen de iyi düşün, bence sezgilerinle biliyorsun sen asıl istediğinin ne olduğunu.. Kapa gözlerini ve düşün.. Sevgilerimle

Mor Okyanus 
 21.07.2010 16:04
Cevap :
İnsanın bir hayali bir hedefi yoksa hayat çok anlamsız geliyor..Haklısın canım karamsar olmadım hiçbir zaman. En kötü anlarımda bile hep tutanacağım bir şeyler bulmayı başardım çok şükür. Yazmak benim için kendimi keşfetmek için kullanmış olduğum bir araç. Ben asıl istediğimin ne olduğunu çok iyi biliyorum da o isteğime ulaşmak için ne yapmam gerektiğini bulmaya çalışıyorum. Bu bunalımlarım da bazen yolumu kaybettiğimi zannettiğim zamanlarda oluyor:)) Eninde sonunda her yaşanılan ve hissedilen beni amacıma bir adım daha yaklaştırıyor sanki..İnşallah hayallerin gerçek olur ve senin güzel kalbini hakedecek birisi çıkar karşına. bunu bütün kalbimle diliyorum. Diğer hayalini zaten gerçekleştiriyorsun ve çok da başarılı olacağını biliyorum..Herşey gönlünce olur inşallah. teşekkür ederim sevgiler...  21.07.2010 19:24
 

İnsanın farkındalığı ne kadar yüksekse, mutsuzluğu o kadar artıyor maalesef. Çünkü sen çok şey öğrenip bilip, farkındalığını artırıyorsun ancak çevren hala aynı ve yerinde sayıyor.... farkındalığı bu kadar yüksek birinin, farkındalığı gelişmemiş kişilerle aynı ortamda yaşaması da otomatikman bir "mutsuzluk" olarak ortaya çıkıyor....

A.Nilgün Aktaş 
 20.07.2010 14:39
Cevap :
Bir bakıma haklısın insanı yalnızlaştırıyor şu aşamada. Sanırım bir sonraki aşaması bu durumu da aşmak olacak. Belki de bir şeyleri eksik yapıyorumdur:)) Farkındalığımızı yükselttiğimiz halde farkındalığı daha az olan insanlarla da uyum içinde yaşayabilmeyi öğrenmek gerekiyordur belki de:)) Sevgilerimle...  20.07.2010 17:35
 

İçinizde 40 oda var, kapılarını birer birer açtıkça farklı birer "ben"le karşılaşıyorsunuz. Onların hepsi sizsiniz, hangi odada kendinizi rahatsız buluyorsanız, oradan çıkın ve bir daha girmeyin o odaya... Açılmamış odalarınızı da açmaya üşenmeyin, belki yapyeni hazineler bulur ve daha mutlu olur, ayrıca kişisel benlik keşfinizde bir odayı daha aydınlatmış olursunuz. Sıkıntılarınız geçici. (Falınız iyi görünüyor...) Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 19.07.2010 12:21
Cevap :
teşekkür ederim..Yüreğime su serptiniz:)) Değişimimiz bazen bizim algılarımızdan hızlı mı oluyor acaba diye düşünmeden edemiyor insan..Sonra da bir de bakmışsın ki bambaşka bir ben haliyle şaşırıyor insan:)) Selamlar saygılar..  19.07.2010 17:16
 

Selamlar Nazmiyeciğim, yazını anlamlı ancak biraz hüzünlü ve ümitsiz buldum. Çekim Yasası elbette var, batıda evren diye bahsedilen mefhumun "ALLAH" olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Hala bunu tartışmanın da abesle iştigal olduğu düşüncesindeyim. Biz hepimiz isteklerimizi çekim yasası kitabı çıkmadan önce de hayata geçirebiliyor ve mucizeler gerçekleşiyor diyorduk.... Bu yüzden Murat Hacıoğlu Bey'in yorumuna katılmadığımı belirtmek isterim. Sonra Secret kitabı çıktı ve biz bunun adının "çekim yasası" olduğunu öğrendik. İçinde bulunduğun durumun da bir süreç olduğunu düşünüyorum, geçecek. Ancak, bir söz vardır ya, çok bilen insan, mutlu olamaz diye.. Sen bilgiye çok önem veren ve durmadan birşeyler öğrenme isteği ile yanıp tutuşan bir arkadaşımsın. Fikrimce bu durum da seni biraz ümitsizliğe ve mutsuzluğa düşürmüş. İnsanın farkındalığı ne kadar yüksekse, mutsuzluğu o kadar artıyor ne yazık ki ? Çünkü sen çok şey öğrenip bilip, farkındalığını artırıyorsun ancak çevren hala aynı ve yerin

A.Nilgün Aktaş 
 19.07.2010 9:02
Cevap :
Teşekkür ederim canım..Göründüğü kadar hüzünlü ve mutsuz değilim:))) Belki de aklım başka bedenim başka yerde olduğu için görünce şaşırmışımdır:)) Geçici bi andı zaten geçti gitti...Sevgilerimle..  19.07.2010 17:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2260
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster