Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
738
 

Eski bir kitap...

Eski bir kitap...
 

PARA 1978 kapak resmi


Hayretle, iki ayı aşkın bir süre, burada yazmadığımı fark ettim, özlemişim... Yazmak için pek çok konu vardı aslında; CHP'de gelişmeler ve benim normal bir siyaset beklenti umutlarımın yeşermesi… Bursaspor'un şampiyon olması ve sevinç çığlıklarım… Yüreğimi gururla hoplatan, Manga… Gazze - adalete muhtaç, dünya onuru. İsrail saldırısı ve “Mavi Marmara” arkasında, benim cevaplayamadığım pek çok soru…Tam üç yıl üst üste yaşadığım saçma sapan lise giriş sınav stresi– bir OKS, iki SBS… Üç yüz kişilik bir salonda, sadece ve sadece yirmi üç kişi izlediğimiz müthiş piyano- viyola resitali.Piyano- Aslı Demirağ, Viyola- Barış Kerem Bahar.İki pırıl pırıl, yetenekli gencimizin gurur verici performansları ve yüreğimi burkan boş salon… Google hakkında, hayret ve şaşkınlıkla okuduğum söylentiler…

Zaman bulamadım diyeyim. Şimdi ise başka bir konuda yazmak istiyorum.

Dört yıl aradan sonra, tekrar okumak üzere, bir kitap aldım elime ve aklıma düşen sorular:Okuduğunuz kaç kitap aklınızda kalmıştır ve hiç olmazsa genel hatlarıyla anlatabilirsiniz ? Kaç kitabı, yakın akrabalarınıza ve arkadaşlarınıza, mutlaka, okutmak istemişsinizdir ve çocuklarınız için saklamışsınızdır? Cevabım;benim öyle kitaplarım var - ama az.

Bir kitabı, tekrar okumak isteğiniz ve diğerlerine göre, daha değerli kılan nedir? Okur ruhunun derinliklerine dokunabilmek...Okuru ağlatabilmek, belki de...Bunu başarabilmek için öncelikle, yazar, kendisi için yazmalı, kendini mutlu etmek için.Kitaptan elde edilen kazançlar, hedef olmamalı.Çünkü, hedef, para kazanmak olursa, yazmak bir sanat olmaktan çıkar ve bir zanaata, bir işe, dönüşür. En azından benim düşüncelerim böyle.

Dört yıl aradan sonra, tekrar okumak üzere, bir kitap aldım elime, demiştim. Ve işte bu kitap o az dediğim örneklerden bir tanesi.Romanın adı, PARA, Yazar Pierre Rey. 2006 yılında okumuş olduğum, 2005 yıl baskısıydı romanın.Kitabı okumama vesile olan bir arkadaşım, PARA romanının ilk baskısı, 1978 yılı olduğunu söyledi- Hürriyet Yayınları ve o baskıyı da okumamı önerdi.

1978 baskılı bir kitap ...yılı bile beni heyecanlandırmaya yetti. Bursa'da bir kaç kitapçıda sordum kitabı, yok...Şansımı internetten denedim.İzmir - Umut Kitabevi ve İstanbul- Sahaf Rİdvan'da, kitabın 1978 baskısından birer adet buldum, eksik sayfa olma ihtimaline karşı, her ikisini de satın aldım.

Kargodan gelen ilk paket, İzmir 'den, yüreğimi hoplattı...İçinden kapkara, konusu gibi kara bir roman çıktı...Tam bir tarih eseri...Sayfalar sararmış, minicik harf puntosu, sert karton kapak ve kendinden kaytan ayıraçlı...O an yaşadığım heyecanı anlatmam mümkün değil. Tarih16 Şubat 2010...

1978 yılında, tam 32 sene önce, basılmış bir kitabı, internet yolu ile satınalmak...İnanılır gibi değil...Müthiş bir şey bu.Bir tarih eserini, İnternet, aracılığı ile, sadece bir kaç tuşa basarak, temin edebildim.Benim gençliğimin, mucize, sayılacak icadın- binlerce bilgisayar ağını birbirine bağlayan global ağa - bugün kullanma mutluluğuna erişmiş bulunmaktayım.

Sanıyorum ki dünya tarihinin en güzel zaman diliminde doğmuşum ve yaşıyorum.60'lı yıllar...Her zaman doğduğum haziran ayı ve 1964 yılını çok sevdim...

Teknolojik gelişmeleri âdeta adım adım yaşadı bizim kuşak...Evimizde telefon olmadığı dönemi çok iyi hatırlıyorum. Randevularımızı bir gün önceden ayarlıyorduk...Oysa bugün, ilkokul çocukların ellerinde bile, mobil telefon var...

Daha sahici bir dünyanın çocuklarıydık biz...Zaman zaman, özlem duyuyorum o günlere...Evlerde, televizyonun olmadığı dönemi de hatırlıyorum çünkü.Bu satırları yazarken, üzülerek fark ediyorum, ailemde herkes bilgisayarını almış, meşgul ...Küçük oğlum oyun oynuyor, büyük oğlum "Lost" izliyor, takmış kulaklarını, eşim uzak bağlantıyla iş yerinin bilgisayarına bağlanmış çalışıyor, ben ise MB güncemi yazıyorum...

Nerede kalmıştım, ikinci kez okuyorum kara kaplı, PARA, romanını… ilgiyle, hayranlıkla, ilk kez okuyormuşum gibi...Bir romanın1978 ve 2005 baskıları arasında bu kadar fark olacağını tahmin bile edemezdim...Sanki apayrı iki roman. İlk baskıda, çevirmen Atilla Tokatlı, orijinal PARA romanına çok daha yakın üslup yakalamış sanki...Farklı havası ve ışığı var …2005 edisyonu ise tekrar düzenlenmiş ve bana göre ilk baskıdaki capcanlı üslup, daha kuru bir üslup ile yer değiştirmiş. Zaman zaman her iki edisyonu aynı anda okuyorum ve karşılaştırıyorum.Eşim hayretle: Hayrola, artık kitapları çift mi okumaya başladın, diye takılıyor. Tabii ki dışarıdan, elimde iki kitapla, kendimi aşmış bir şekilde, nasıl bir tablo oluşturduğumun farkında değilim.İlk defa böyle bir tecrübe yaşadım ve bunu hatıralarıma işledim.

Bu günlerde, elektronik kitaplar gündemdeyken, benim elimde eski bir kitap var. Bu durumdan heyecan duyuyorum ve mutlu oluyorum.Yıllarca, yıllarca geri dönüyorum.Eski kitaplara her zaman ilgi duymuşumdur, çocukluğum ve gençliğimin arkadaşlarıydı. Bir elektronik kitabı okuyabileceğimi hiç sanmıyorum.

Bir kaç gün önce, PARA, romanının 1978 baskısını okuyorken, yaşadığım nostaljiye, oğlumun bilgisayarından gelen bir şarkı eklendi ...Hotel California - Eagles. Bu şarkıyı beğeniyle dinlediğini, şaşkınlıkla tanıklık ettim.Benim gençliğimde çok sevdiğim bir şarkıydı...Kırmızı- siyah pikabımda, plaktan dinliyordum, ben...Bilgisayardan gelen seste o netlik yoktu... Gramofon dönemini yaşayan bir kuşağın temsilcisi olduğumu anımsadım, hüzünle. Gözümün önüne plak koleksiyonum geldi... içimden bir şey koptu âdeta...

Bir kez daha dünya tarihinin en güzel döneminde yaşadığımı düşündüm ve çocuklarım adına üzüldüm...

Satırlarımı okuyan herkesele bu güzel şarkıyı paylaşıyorum.

http://www.dailymotion.com/video/x21dc5_eagles-hotel-california_music

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Milliyet blogta genellikle kitap tanıtımları okuyorum. Bu yazınıza hayran kaldım. Neden çünkü 1964 doğumluyum ve aynı duygular içindeyim sizinle. Yoklukları da yaşadık, varlıkları da. Yazınızı okurken aklıma evimize telefonun bağlandığı ilk gün geldi. Çalarsa ne cevap vereceğim, nasıl konuşacağım korkusu, çocukluk işte. Şimdi bakıyorum da telefon heryerde. TV de Uzay Yolu dizisini hatırlarmısınız. Ellerinde telefon gibi görüntülü bir alet, o zaman ne kadar büyük bir hayaldi. Sağlıcakla kalın. Eskiye çok büyük özlem duysamsa da iyi bu zamanda yaşıyorum diye çok mutluyum. Selamlar.

ÖZNUR YILMAZ 
 01.07.2010 11:00
Cevap :
Merhaba Öznur Hanım. Teşekkür ediyorum.1964…Çok güzel bir yıl, rakamların dizilişi harika; 10 +10, yılın çift olması bir sıcaklık veriyor, 29 Şubatı da var, bizim doğmamız ( az şey değil : )) ben çok seviyorum 1964’ü. Biz hakikaten bugünün teknolojik gelişmelerini, âdeta adım adım izledik. Bu satırları, şu an size yazıyor olmak, bir hayâli gerçekte yaşamaktır…Harika bir şey!Bugünün gençleri, bu duyguyu asla hissedemezler.Saygılarımla.  01.07.2010 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1789
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster