Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3521
 

Eski bir portre: Fakir Baykurt

Eski bir portre: Fakir Baykurt
 

Şimdiki neslin çocukları, gençleri bilmez Fakir Baykurt’u, tanımazlar. Çünkü, gençler araştırmıyorlar, okumuyorlar, edebiyatla pek de fazla ilgilenmiyorlar. Benim yandaşlarımdan bile çoğu insan tanımıyor bu muhteremi. Ama biraz anlatınca eminim ki enazından çağrışım yapacaktır. Fakir Baykurt, Cumhuriyetin ilk "köy enstitüsü" mezunlarından olan çok değerli bir edebiyatçıdır, bir kalem adamıdır. Adı "köy romancısı" diye de bilinir.

Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt, 15 Haziran 1929'da Burdur Akçaköy’de doğdu, 11 Ekim 1999'da Almanya'nın Essen kentinde öldü. Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından ve edebiyatta gerçekçi yaklaşımı benimseyen Fakir Baykurt 1943'te Akçaköy İlkokulu'nu, 1948'de Gönen Köy Enstitüsü'nü bitirdikten sonra köy öğretmenliği yaptı. 1955'te Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdi; Sivas, Hafik ve Şafşat'ta Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. Demokrat Parti döneminde öğretmenlikten alınarak pasif bir göreve getirildi. 1958'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan ilk romanı "Yılanların Öcü" nedeniyle hakkında kovuşturma açıldı. 1960 askeri darbesinden sonra ilköğretim müfettişliğine getirildi. 1962-63 yıllarında ABD Bloomington Indiana Üniversitesi'nde ders araçları konusunda uzmanlık eğitimi gördü. Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın (TÖS) kuruluş çalışmalarına katıldı ve başkanlığını yürüttü. Türkiye Öğretmenler Dernekleri Milli Federasyonu (TÖDMF) genel başkanlığına seçildi. Türkiye çapındaki ilk öğretmenler boykotuna (1969) katıldığı için bir kez daha açığa alındı. 1971'deki askeri müdahaleden sonran uzun süre tutuklu kaldı. Milli Folklor Enstitüsü uzmanlığı, ODTÜ halkla ilişkiler ve yayın müdürlüğü, Kültür Bakanlığı danışmanlığı (1978) görevlerinde bulundu. 1979'da Duisburg'a gönderilerek Yabancı Çocuk ve Gençlerin Teşviki ve Bölges el Çalışma Kurumu'nda eğitim uzmanı olarak çalıştı. 1996'da emekli oldu.

Fakir Baykurt edebiyat yaşamına 1945’te yazdığı şiirlerle başlamıştır. Şiirlerini, toplumcu gerçekçi bir yaklaşımla yazdığı kısa öyküler ve köy notları izledi. Zamanın edebiyat dergi ve yayınları olan "Yeditepe, Yücel, Varlık, Fikirler, Kaynak, İmece, Yazın, Sanat Olayı, Cumhuriyet, Evrensel, Yön" yazılarını yayımladığı dergi ve gazetelerden bazılarıdır. Baykurt, 1955'te çıkan ilk kitabı Ç'de, Seçilmiş Hikâyeler ve Beraber dergilerinde yayımladığı öykülerini topladı. Sonraki öykü kitapları Efendilik Savaşı (1959), Cüce Muhammet (1964), Anadolu Garajı (1970), İçerdeki Oğul (1974), ile Yılanların Öcü (1959), Irazcanın Dirliği (1961), Tırpan (1970) gibi romanlarında köy yaşamını, köylünün bilincindeki ve bilinçaltındaki isteklerini, tepkilerini ve çelişkilerini yansıttı. Bunu yaparken halka mal olmuş deyiş özelliklerine ve deyimlere de yer verdi. Bir dönem göç sorununu ele alarak Almanya'daki Anadolu insanının değişim süreci içinde yeniden biçimlenmesinin getirdiği sıkıntıları, farklı bir kültüre uyum sağlamak için gösterilen çabaları çok boyutlu bir şekilde aktardı. Yapıtları edebi değerinin yanı sıra toplumbilim ve halkbilim yönünden zengin bir kaynak olarak da görülen Baykurt'un kullandığı dil doğal, yalın, şiirsel bir halk Türkçe’si olarak değerlendirildi. 1970 yılında kaleme aldığı Tırpan ile 1970 TRT ve 1971 TDK ödüllerini, 1973’te yazdığı Can Parası ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, Kara Ahmet Destanı'yla Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanan yazarın 1959’da yazdığı Yılanların Öcü adlı yapıtı 1961'de Metin Erksan, 1985'te Şerif Gören tarafından filme çekildi.

Fakir Baykurt’Un romanları, kitaplığıma koyduğum ilk kitaplardandır ve okumaktan çok büyük bir keyif almışımdır. Defalarca da televizyonlarda gösterildi. Kitaplarını çok kere okumama ve bu filmleri defalarca seyretmeme rağmen, hala büyük bir zevk ve ilgiyle izliyorum. Hep sordum kendime, neden bu kadar çok sevdim bu yazarın kitaplarını. Sonra da cevabını buldum. Ben kendimi buldum o kitaplarda. Köy yaşantısını anlatması kimseyi şaşırtmasın, bana hiç de yabancı gelmedi biliyor musunuz o karakterler, o yerler, konuşmalar, olaylar, aşklar, kavgalar, nefretler ve dayanışmalar.

Yazdığı seksene yakın kitabıyla tek başına bir "firma"ydı Fakir Baykurt. Türkiye gerçeğini en çıplak biçimiyle yazıya, edebiyata döken Baykurt, hepimizin muhaliflik kültürüne bir şeyler katmayı başarmıştı. Genel olarak sosyalist solun, sanatta toplumcu ve gerçekçi anlayışın, en çok da Türk edebiyatında "Köy Romanı" olarak adlandırılan akımın 80'lerden başlayarak gözden düşmesi, dahası aşağılamaya varan saldırılara uğraması, bu akımın en önemli temsilcisi olan Baykurt'u doğrudan hedefliyordu sanki. Romanlarına yansıyan muhalifliğini hayatına da taşımayı bilen Fakir Baykurt, biraz da bu nedenle Almanya'ya göçmüştü. Ancak mekanı neresi olursa olsun, o bu ülke gerçeklerinden, siyasi ve toplumsal mücadeleden hiç vazgeçmedi.

Fakir Baykurt 11 Ekim 1999 Almanya'nın Essen kentinde öldü. Cenazesi, 1977'den beri yaşadığı Duisburg'da düzenlenen bir törenden sonra İstanbul'a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yetmiş yıllık yaşamınının yaklaşık elli küsür yılını hikaye, şiir ve roman yazarak harcadı. Köy romancısı olarak tarihe geçti, birçok eseri filme çevrildi ve çok ödül aldı. İşte bütün eserleri ve ödülleri. Şöyle bir listeye baktım da bütün romanlarını okumuşum. Ne güzel.

Romanları : Yılanların Öcü (1954), Irazcanın Dirliği (1961), Onuncu Köy (1961), Amerikan Sargısı (1967) Tırpan (1970), Köygöçüren (1973), Keklik (1975), Kara Ahmet Destanı (1977), Yayla (1977), Yüksek Fırınlar (1983), Koca Ren (1986), Yarım Ekmek (1997), Kaplumbağalar (1980)

Öyküleri : Çilli (1955), Efendilik Savaşı (1959), Karın Ağrısı (1961), Cüce Muhammet (1964), Anadolu Garajı, (1970), On Binlerce Kağnı (1971), Can Parası (1973), İçerdeki Oğul (1974), Sınırdaki Ölü (1975), Gece Vardiyası (1982), Barış Çöreği (1982), Duirsbug Treni (1986), Bizim İnce Kızlar (1992), Dikenli Tel (1998), Toplum ve Eğitim Yazıları

Efkar Tepesi (1960), Şamaroğlanları (1976), Kerem ile Aslı (1974), Kale Kale (1978), Kaplumbağalar (1980),

Çocuk Kitapları, Topal Arkadaş, Yandım Ali, Sakarca, Sarı Köpek, Dünya Güzeli (1985), Saka Kuşları (1985), Şiir

Bir Uzun Yol, Dostluğa Akan Şiirler

Aldığı ödüller : 1958 Yunus Nadi Roman Ödülü (Yılanların Öcü), 1970 TRT Sanat Ödülleri (Tırpan), 1970 TRT Sanat Ödülleri (Sınırdaki Ölü), 1971 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü (Tırpan), 1974 Sait Faik Hikâye Armağanı (Can Parası)

1978 Orhan Kemal Roman Armağanı (Kara Ahmet Destanı), 1979 Tiyatro 79 Dergisi tarafından Yılın Oyunu Ödülü (Sakarca), 1980 Avni Dilligil Tiyatro Ödülü (Tırpan), 1984 Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü (Barış Çöreği), 1985 Alman Endüstri Birliği (BDI) Yazın Ödülü (Gece Vardiyası), 1998 Sedat Simavi Roman Ödülü (Yarım Ekmek), 1998 Yaşam Radyo Ustalara Saygı Onur Ödülü, 1999 Pir Sultan Abdal Derneği Ödülü

İşte böyle biriydi Fakir Baykurt. Tanımayanlara, okumayanlar ve tanıyıp okumak, kitaplarından enaz birini elinin altında, kütüphanesinde bulundurmak isteyenlere. Bu yazının son sözlerini de yazarın kendi sözlerine bırakacağım :

"Benim yazma yöntemim katımlıcılık diye özetlenebilir. Köylünün yaşamını da öyle yazdım. Düş gücüne de güvenirim tabii ama yalnız ona yaslanmam. Yazmak istediğim yaşamı elimle tutacak derecede tanımak isterim. Bugünkü yazarın görevi doğru yazmaktır, doğru bilgi vermektir, doğruyu dosdoğru göstermektir. Son dönemlerde belgesel kitaplara gösterilen ilginin nedeni budur. Okur doğru bilgi istiyor. Yazar insan doğru görmeli, dosdoğru görmelidir. Bundan uzaktan baktığım, karşıdan seyrettiğim, elimle yakalayamadığım durumları yazamam, buna cesaret edemem"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Tansel S. ÇAM: Rahmetli Fakir Baykurt', gerçekten tanımayan gençlere önerdiğiniz için teşekkür ederim. Sayın Baykurt'la uzun yıllar birlikte çalıştık. TÖDMF den başlayan ilişkimiz TÖS le devam etmişti. TÖS ün merkez yönetim kurulu üyesiydim. Baykurt başkandı. Birçok kararlara imza koyduk. Bana "BUBU" diye seslenirdi. Onun, bu yakıştırmasını, en azından ölümüme kadar, yaşatmak için mail adresim olarak kullanıyorum. Blogunuzda unutulmuş olduğunu zannederek şu kısa bilgiyi de hatırlatmamı mazur görün. " Sayın Baykurt son zamanlarında Türkiyeéye gelerek,İstanbul'daki kitap fuarında imza günü düzenledi. 1998 deki Milletvekili seçimlerinde de İzmirden sol bir partinin adayı olarak seçimlere girdi. Barajı aşamayan parti milletvekili çıkaramadı." Bir sene sonra da vefat etti. Sayın Çam, Sayın Fakir Baykurt'u tekrar yadetmek çok güzel. O sevecen, cana yakın, yüzünden gülücükler eksik olmayan, insan dostunu anımsattığınız için tekrarteşekkür ederim. Burhan Bursalıoğlu

32burhanbur 
 01.03.2007 12:28
Cevap :
BU konudaki fikirleriniz beni fazlasıyla memnun etti inanın. Fakir Baykurt'un yakın dostlarından mesaj almak çok güzel bir duygu. Bunun çin çok teşekkür ederim. F.Baykurt'un benim dünyamdaki yeri başkadır. Ama ben hala gereken ilgiyi ve sevgiyi görmediğine inanıyorum ülke genelinde. Eğer onun bazı eserleri film yapılmasaydı. Ne kadar tanınabilirdi ve eserleri okunabilirdi ? Bu da bir Türkiye gerçeğidir. Sevgilerimi gönderiyorum.  01.03.2007 18:12
 

Fakir Baykurt adına, edebiyat adına, unutturamadıkları kitapları adına size çok teşekkür ederim. Günümüzün post modern! dedikleri romanları yazan kentsoylu yazarların Fakir Baykurt'u okumalarını tavsiye ederim...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 05.02.2007 23:55
Cevap :
Edebiyatımızın ve Türk romancılığımızın kentsoylu yazarların eserlerine de ihtiyacı var ama "köy romancılarını" görmezlikten gelen yazarlara ve edebiyatçılarına ihtiyacı yok. Edebiyatımızın gelişmesine katkıda bulunan çok değerli yazarlardır Baykurt gibileri. Ama maalesef bugün, köşe dönmeciler, bal yalayıcılardan, sağ veya sol cenah destekleyicilerden, ikinci cumhuriyetçilerden edebiyatçı kabul ediliyor. Gerisi hikaye deniliyor. Tabirinizle yalnız bu kentsoylu yazarlar değil, siyasetçiler, toplumbilimciler, bilim adamları da Baykurt gibilerin eserlerini okusunlar ki, arkamızda neler olup bittiğini anlayabilsinler.. Yorumunuz için teşekkürler. Dostlukla kalın..  06.02.2007 10:05
 

Köy enstitüleri kökenli 200 kadar yazar, sanatçı vardır. Bu çok büyük bir sayıdır. Korkaklar kapatmasalardı enstitüleri, şu an İstanbul'un trafik sorunu olmazdı. Çünkü köyünü sevip geliştirmek isteyen idealist insanlar yetişiyordu oralardan. sağlıcakla kalın.

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 04.02.2007 14:24
Cevap :
Teşekkürler yorumunuz için. Sizin de dediğiniz gibi, çok sayıda değerli yazar, şair, fikir adamı çıktı köy enstitülerinden ve köylünün içinden, köylüyü ileriye kötürecek, kalkındırabilecek. ama dediğiniz gibi birileri gerçekten koktu, bu insanlar akıllanırsa ne olacak diye. Yazık  05.02.2007 12:58
 

Tam da ''Yayla''yı okurken, Fakir Baykurt hakkında yazmanız mutlu etti beni. Çok değerli yazarlarımız, sanatçılarımız,şairlerimiz var yeterince tanınmayan, okunmayan. Fakir Baykurt okumak, kişinin hayal dünyasını zenginleştirir, istediği bilgiyi net olarak görür, köy yaşantısını tanır, güzelliklerini cümleler aracılığıyla tadari keyfine doyamaz, öğrenir. Fakir Baykurt okumak farklılıktır, zenginliktir. Hala okumayan varsa daha fazla zaman kaybetmeden başlangıç yapmalıdır onu ve eserlerini tanımak için hızlı ve seri olarak. Selamlar.

Tuğba 
 04.02.2007 1:55
Cevap :
Böyle eşzamanlı denk gelmesi ne güzel bir tesadüf olmuş. Fakir Baykurt'u keşfetmenize de ayrıca sevindim. Ayrı bir hayat var romanlarında değil mi Baykurt'un. Ben tekrar, baştan, bir kez daha okumaya başladım. Yeni hayatlar, yeni mekanlar, yeni zevkler keşfetmek için. Ve okurrken kahramanları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçirmek için. Teşekkür ederim yorumunuz için.. Sevgiyle kalın.  05.02.2007 13:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2529
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster