Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
984
 

Eski defteri bulana veya getirene 100.000 YTL mükafat !

Eski defteri bulana veya getirene 100.000 YTL mükafat !
 

Bilinçaltı yaşadığımız her saniyeyi birebir kaydediyormuş. Bazılarınız için yeni bir bilgi olmayabilir bu, benim için öyle fakat. GEO dergisinde okudum. Yani 20 sene önce mahalleden geçen mısırcıyı, mısırın fiyatını, o gün ne giydiğini ve havanın nasıl olduğunu bile hatırlıyormuş insan aslında. Sadece bilinçaltındaki bu bilgileri bilince çağırmak kolay değilmiş.

Şimdi hepimiz bi sürü şey anlatıyoruz yaşadıklarımız hakkında. Ben başımdan geçen olaylara da çok yer veriyorum dilenci vapurunda. Bunları yazılı olarak bir yerlerde sakladığım için çok mutlu oluyorum. Çünkü ne zaman anlatacak bir şey kalmadı desem başka olaylar geliyor aklıma. Kuyudan su çekmek gibi, ben her hafta çektikçe yeni su geliyor yani. Bence bu güzel bir şey çünkü anılarımız yaşamış olduğumuzun bir kanıtı ne de olsa. Her ne kadar benim her anlattığıma inanmamak gerekiyorsa da.

Bizim okulda bir türkçe öğretmeni vardı. Gençti, kel kafalıydı. Annemi okula çağırıp "benim saçları senin oğlun döktü" demişti. Yalandı halbuki, ilk günden keldi kafası. Geçelim. Biraz değişik metodlar deneyen bir adamdı bu. Mesela kız istemeye gitmesinden, kıza ona vermemelerinden falan bahsederdi. Neden böyle yapardı bilmiyorum diyeceğim ama ben de MB de tam da onun yaptığını yapıyorum aslında. Bir farkla, benim saçlarım fırça gibi.

İşte bu Türkçe öğretmenimizin değişik yaklaşımı oldu. Sınıftan birisini seçti. Neymiş, o derste her olan biteni yazacakmış. Katip gibi. Seçtiği kişide Orkun. Çok hevesli, heyecanlı bir öğrenci kişilikti o zamanlar. Enerji maksimum. Parmak sürekli havada, sorumluluk sahibi, saçlar yandan ayrılmış falan. Neyse. Orkun yapar bu işi dedi. Sonra ne oldu, o defter, unuttuk gitti.

Bu gün aklıma geldi o defter. Hatta ben kimin tuttuğunu bile unutmşum. Elif'i aradım. O da feci inekti. Sen böyle böyle bir defter tutmuştun, duruyor mu o dedim. Ben tutmadım, Orkun'dur o dedi. "Ne yapacaksın ki sen o defteri" dedi. "Benle ilgili ya da benim dışımda da hatırlayamadığım ama hatırlamaya değer bir şeyler var mı merak ediyorum" dedim.

"Sen hocaya telefon numaranı verdiğini hatırlıyor musun" dedi. Çok şaşırdım, hiç hatırlamıyordum.

Meğer ben rahatsızlık yapıyorum diye bir öğretmen benim numaramı sormuş beni tehtid etmek için. (sıfır gibi bir şey verecekti herhalde) Not defterini çıkarmış ve "senin numaran ne" diye sormuş. Ben de 339 65 09 diyerekten telefon numaramı vermişim (hiç hatırlamıyorum) Ve bunu derken hiç gülmemişim ve gerçekten gafelte düşüp de öyle söylemiş gibi mal mal bakmışım. Tekrar sormuş elindeki defteri göstererek, tekrar telefonumu vermişim. Sonra da gitmiş öğretmen. Hep giderlerdi zaten. Elif'le telefonda çok güldük. Hatırlamıyor olmam da ilginç geldi. Mademki bilinçaltı bunları kaydediyor, birisi hatırlattığında hatırlamam gerekmez mi?

Sonrasında Orkun'u aradım. Veli Demir (Türkçe Öğretmeni) el koydu o deftere diye hatırlıyorum dedi. Şimdi Orkun'la defteri arayacağız. Bulamazsak Veli Demir'in peşine düşeceğim.

Ne kıymetli deftermiş. Öyle sanıyorum ki herkes için kendi bloğuda çok kıymetli olacak yıllar yıllar sonra. Şarap üretmek gibi yani. Hem Ferhan Şensoy'un bir lafı var. "Ana belleğin anasını bellemeyin" diye. MB'ye bir nevi harici hard disk muammelesi çekmek ne kadar doğru bilemiyorum. Fakat blog kelimesinin tanımında e-günce yerleştirildiğine göre sanırım ki yaklaşımım yanlış değil.

Bir de geçen haftaki dilenci vapurunun sonunda bir arkadaşla yorumlaşırken çok üzüldüğüm bir yanlış anlaşılma olmuştu. "Hayatta en komik durum, senin içine düştüğün durumdur" demiştim ben. Aslında kastım şuydu, gerçek deneyimler daha komik, okunası, samimi, paylaşımcı oluyor. Her ne kadar benim yazdığım hiç bir şeye inanmamak gerekiyorsa da, geçen aylardan ve yazılan yüz küsür blogdan sonra, bu işin daha iyi anlamaya başladım gibi geliyor bana.

Bir de şu defteri bulsam, ne güzel olacak.

Sevgiler.

K.

Not, Türkçe öğretmenim Veli Demir, yazdıklarıma sürekli düşük not vermek suretiyle beni yazmaktan soğutmuştu. Ola ki ismini google dan falan aratır da bu yazıya bir ihtimal ulaşır diye yazıyorum. Sevgili Hocam, verin defteri öpeyim elinizi de barışalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim de hafızam seninkine benziyor. Biri bir şey anlatıyor, yaşayan benim ama hatırlayan o. Bana da lazım o defterlerden. Hem de bir sürü. Sevgiler

Gülün içinden 
 17.08.2007 2:43
Cevap :
en iyisi blog yazmaya devam edelim de bari buradan sonrasını kurtaralım diyorum. nasıl fikir? :) sevgiler. k.  17.08.2007 10:17
 

Öğretmenin kel mel; ama duyarlı biriymiş ya.. Sen kalk o koca senenin olan bitenini yazdır... Vardır bir hikmeti bu işin, sakladığını sanıyorum defteri. Ben asla bir şeyin kaydını tutmam iyi ki nufus cüzdanları var yoksa yaşımı bile unutacagım...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 15.08.2007 10:27
Cevap :
MB ile birlikte kayıt tutmak bende de bir hastalık oldu. Öğretmen ileri görüşlüymüş diyorum ben de şimdi. Kimbilir elilnde kaç defter vardır ve onları nasıl değerlendirecektir. Çok güzel bir fikirmiş bence de. Sevgiler. K.  15.08.2007 10:41
 

Şişşştttt.... Hiç verir miyim o defteri sana... Unut gitsin... çünküüüüüüüüüüüüü................... o defter bana lazım... ... ama bak sana söz...ölünce yollatacağım... ... ... ... Bu arada bloguna rastlamaktan acaip mutlu oldum. Yüreğine sağlık...

Çiğdem ALTINÖZ 
 12.08.2007 17:44
Cevap :
Fotokopisini bile alamaz mıyım? Fakat çiğdem hanım, biz tanışıyor muyuz? Kusuruma bakmayın lütfen bunu sorduğum için. Sevgiler. K.  13.08.2007 9:53
 

O defter bir bulunsa, kim bilir senin hatırlayamadığın daha ne muzurluklar çıkacaktır. Umarım bulunur, sen de olan biteni yazarsın, biz de bol bol güleriz. Sevgiler muzur çocuk.

Nuray 
 11.08.2007 10:30
Cevap :
Merhaba Nuray Hanım, deffteri değil de hocamı bulma ihtimalim belirdi. Fakat kendisi defteri saklıyor mu merak ediyorum. Belki bir sürü defteri saklamıştır yani her sene 3 ayrı sınıfta defter tuttursa 20 sene de 60 defter olur. belki de kendisi bir şeyler yapmak isteyecektir defterle bilemiyorum. yaratıcı bir adamdı sonuçta. sevgilerimle. izmir de görüşmek üzere. k.  13.08.2007 9:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 705
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster