Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '06

 
Kategori
Dostluk
 

Eski dostlar müzesi...

Eski dostlar müzesi...
 

Geçen gün, çok değerli(!) bir arkadaşım yeni açtığı mekanına davet etti beni. ''Yolun düşerse falanca yerde, filanca mekan.. Mutlaka uğra'' dedi. Ve o cümlesiyle farkettim ki, ben bir mekan arayışında değilim! İnsan arayışındayım! İçinde insan olmadıktan sonra dünyanın en güzel mekanı olsa ne farkeder?!.

Ünlem koyduğuma göre bugün değerli olup olmadığından çok emin değilim anlamına geliyor galiba ama olsun! Ben de tam olarak bunu kastemiştim zaten! Arkadaşımın mekan önerisiyle, gerçekte ne aradığımı bulabildim ben çünkü! Korkunç bir gerçeğin farkına vardım! Aslında arkadaşım o kadar dolu değilmiş de, nedense ben büyük çabalarla onun içini doldurma gayretindeymişim diye düşündüm! Peki bu doldurma işlemi boşuna mıydı dersiniz?!. Tabii ki hayır! Hazır içini doldurmuşken, eski dost(!)larımdan oluşmuş müzede, müstesna bir rafa yerleştiriverdim kendisini bir biblo gibi! Ben, içinde yaşların pırıldadığı capcanlı gözlerimle bakarken ona, o donuk bakan gözleriyle, dolu dolu orda sonsuza kadar hep yaşasın diye!..

İşte böyle..

Hepimiz için sanırım aynıdır. İnsanlar bazen ayakta dimdik dururlar bazen de tökezleyip çömeliverirler yere! Koşullar veya etkenler ne olursa olsun hiç farketmez! Tek bir şey beklenir .. İnsanlar sorun yaşadıkları dönemlerde ilgiye ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Bu desteğin maddi veya manevi yollarla gelmesi de farketmez. İhtiyaç vukuunda, ihtiyaç duyulan şeyin sunulmasıdır tek önemli olan! Ve öyle dostları olur (olmalıdır) ki insanların, hani otobüslerdeki cam kırmak üzere asılmış çekiçler vardır ya? Onlar gibi tıpkı! Acil durumlarda uzatırsınız elinizi.. Arkadaşınızın çekici ile kırarsınız camları ve içinde sıkışıp kaldığınız enkazdan çıkmaya çalışırsınız..Biraz zorlanarak da olsa çıkarsınız ama!.Bu dostların üzerinde ''acil durumda kırınız'' şeklinde bir ibare olmaz mutlaka! Gerekmez de çünkü! Siz bilirsiniz ve hissedersiniz onların sizin yanınızda olduklarını ve her zaman olmaya da hazır olduklarını..

Ben düne kadar böyle olduğunu düşünüyordum ama bugün çok önemli bir noktayı farkettim!

Evet! İnsanlar bazen sorunlardan ötürü zayıf düşebiliyor! İnsanlar bazen tökezleyebiliyor veya içinde oldukları yaşam arabası, ters bir manevra ile tepe taklak gelebiliyor! Kalıveriyorsunuz o enkazın içinde! Paniktesiniz, telaştasınız..Ve belki de uzanacak bir yardım eline, bir dost eline en çok ihtiyaç duyduğunuz durumdasınız! Rağmen şanslısınız! Yara bere almamışsınız! sağınızdan solunuzdan kanlar sızmıyor! Hafifçe dönüyorsunuz.. Orda, elinizi uzatsanız tutabileceğiniz bir mesafede durduğunu görüyorsunuz o çekicin.. Bİrdenbire umutlanıyorsunuz! İçinde bulunduğunuz enkaz, daha da bir hafifliyor gözünüzde!

''Tamam!'' diyorsunuz..''İşte bu!''. ''İyi ki var!'' ''İyi ki burda!''...

Camları kırıp çıkmak için dostunuzun çekicinizin bulunduğu köşeye doğru uzanıyor eliniz.. Ama birden bir acı ile elinizi geri çekmek zorunda kalıyorsunuz! Çünkü kırılmış camlar batıyor einize.. Kesiklerden kan boşanıyor!..

Bir bakıyorsunuz ki, sizi asıl yaralayan, elinizin bu çekice uzanma çabası oluyor! O kadar badire atlatmışsınız, başınıza çöküvermiş tüm düzen! Ama gene de iyisiniz o ana kadar.. Çok fazla bir sorun yok! Biraz üzüntü, biraz panik, biraz korku.. Hepsi bu! Ama o çekiç yok mu o çekiç?!!

Onu tutmak için uzanırken, sağdaki soldaki kırık camlardan paramparça oluveriyor eliniz! Kan revan içinde kalıveriyorsunuz!

Üstüne üstlük, kendinizle giriştiğiniz büyük mücadelenin arasında, uzanmak için çabaladığınız çekiç yuvarlanıp gidiveriyor arka taraflara bir yerlere!..

Siz kanayan ellerinize bakıp kalıyorsunuz!..

İşte böyle..

Sonra da elleriniz iyileşince, içini özenle doldurduğunuz arkadaşlığı, doldurulmuş bir kuş misali ''Eski Dostluklar Müzesi''ndeki rafına yerleştiriveriyorsunuz..

Bu güne kadarki aldanmışlığınıza hayıflanmadan, bugünden sonraki bibloyu seyre koyuluyorsunuz..

Hayırlı seyirler..

 
Toplam blog
: 117
: 2206
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..