Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '09

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
821
 

Eski hıdrellez

İzmir’de yaşamak mı İzmir’i yaşamak mı?

Bir Hızır, İlyas (Hıdrellez) sonrası sokakları hiç dolaştınız mı? Sağa sola atılmış yarısı yanık ağaç parçaları, yanık araba lastiği kalıntıları, öbek öbek küller sağa, sola atılmış boş içki şişeleri, ağza alınmıyaçak kelimeler ile bu dağınıklığı toplamaya çalışan görevliler. Sadece on saat öncesinin hareketli dakikalarından eser yoktur. Halbuki on saat öncesi böyle miydi? Bundan yıllar önce İzmir böyle mi yaşıyordu Hıdrellez’i.

Size yaklaşık 40 yıl öncesinin bir hıdrellez gününü silik anılarım arasından aktarmak istiyorum.

Evimiz Nergiz tren yolu üzerindeki 1999 çıkmazında (Nergiz’in yeni çehresinde yok olan bahçeler arasında bu mahalle) iki katlı bahçeli şirin mi şirin bir yapı, güller, hatmiler, hanım eli yasemin çardak gülü ve nergiz kokuları birbirine karışırken mandalin, portakal ve limon kokuları mest ederdi herkesi. Tüm mahalle sakinleri bahçelerindeki masalarında yemeklerini yer sonrasında akşamların olmazsa olmazı çay keyfi başlardı ki gecenin geç saatlerine kadar sürerdi, evimizin önü oldukça geniş bir alan olduğundan mahallenin tüm geçlerinin ve çocuklarının buluşma noktası tüm kararların ve oyunların değişmez adresi, demir yolunun öbür yanı Nergiz Sineması ve son durağı istasyondaki dut ağaçları film seyretmek için bulunmaz mekan. Bazen’de çilingir sofraları kurulur ki sormayın gecenin ilerleyen saatlerinde topluluktan biri ben nağara atacağım diye tutturunca ayıp olur bize yakışmaz diye itirazları kabullenmeyince at bakalım ne olacaksa olsun, belli belirsiz bir ses ile çıkan hey herkesi şaşırtmıştı ancak.

-Ne bakıyorsunuz bizim nağaramız bu kadar olur.

Bir Mayısta başlardı yakılacak eşyaların toplanmasına tüm mahalle katılırdı, o gecenin heyecanı ta bir hafta öncesinden sarardı bizleri, akşam 5 gibi yemekler yenilir daha hava tam kararmadan meydanın ortasında ateş yakılır ve yavaş yavaş toplanmaya başlanırdı ilerleyen her dakika ateşin etrafı kalabalıklaşır şen şakrak gülüşler mahalleyi çınlatır oyunlar oyunları kovalayarak eğlenilirdi. Yağ parası, gaz parası toplamak, mani söylemek bu eğlencenin birer parçası bir yandan bahçelerin bir köşesine taşlar dizilerek evler yapılır, kağıttan kesilmiş bilezikler gül dallarına takılır dilekler dilenir ve sabahın ilk ışıklarıyla bu dilekler denizle buluşmak üzere narenciye bahçeleri arasından Bostanlıya doğru yola çıkılırdı.

Mahallenin gençleri ilk iş olarak her tarafı el birliği ile temizlerken ya yamanlara veya bir başka yere pikniğe gidilirdi.

Hıdrellez sabahı kayıkçıların denizden topladığı dilekler günlerce gazetelere konu olurdu.

Ya şimdi böyle mi sahilde içki içenler, nağara atarak gezenler, özgürlük adına kendini kaybedenler ve her şeyde ayırımcılığı ön plana çıkartmaya çalışan kişiliksizler.

ÖZLÜYORUM birbirine gülümseyen, selamlaşan ve karşılıksız yardımlaşmayı seven insanları özlüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 692
Kayıt tarihi
: 22.04.08
 
 

1956 Erzurum dogumluyum. 46 Yıldır İzmir'de yaşıyorum. Uzun süredir Milliyet blog'u takip etmekteyim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster