Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Gülşah Özcanalp Göktekin

http://blog.milliyet.com.tr/gulsah.goktekin

07 Eylül '15

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
253
 

Eski Kadınlar ve Anneannem

Zorluklar içinde büyümüş, hayatları hep mücadele içinde geçmiş, buna rağmen içinde öfke barındırmayan, yumuşak huylu eski kadınlar… Zikriyeler, Gülfenler, Maksudeler, Gülsümler, Vasfiyeler…

Bu kadınlardan birinin 85 yıllık koca hayatını kısa bir yazıda toplamak ve birtanecik Vasfiyecik’e ithaf etmek istiyorum. Malum bloğumun adı İçinden Taşanlar, ve şu anda içimden akın akın anneannem taşıyor…

Cumhuriyetin ilk yıllarında Karadeniz’de bir Çerkez köyünde doğum, küçük yaşta annenin kaybı, üvey anne ile birlikte geçen bir çocukluk ve ilk gençlik. Kendi ile evlenmek isteyen gencin kucağında ölmesi, hastalara bakım, yokluk gibi, içinde bulunduğumuz dönemde her biri ayrı travma olan ve o dönemde Vasfiyeciğin küçücük ruhu ile bahsi geçmeden atlatılan onlarca acı…

Çerkez usulü kaçarak bir Türk’le evlenme, çeyizsiz kuru odalar, 5 tane çocuk, büyükşehire göç…

Ankara’nın gecekondu semtlerinin birinde her yağmurda su basan, rutubetli küçücük bir ev… Bolca makarna ve salatadan oluşan, 5 çocuk tarafından talan edilen yer sofraları…

Türkiye’nin her yanında çimentodan katlar yükselirken inşaattan inşaata sürüklenen ve hep dışarıda olan bir eş… O inşaatlardan birinde güvenliksiz çalışırken düşüp vefat eden bir kardeş…

Çıkarınca ayrı giyince ayrı utanç veren kara çarşaflar… 40’ından sonra öğrenilen harfler, rakamlar… Hayatında hızla değişen bu kadar şeye rağmen değişmeden sıkıca sarındığı beyaz yaşmağın, değişime direnci olarak tepki toplaması… Ve Vasfiyeciğin tek direnci buydu, kentli kıyafetlere geçmemek…

Evlenip dört bir yana dağılan çocuklar… Gelinler, damatlar, torunlarla büyüyen bir aile... Bayramlarda kurulan koca sofralar, tüm eski kadınlar gibi günlerce pişirilen yemekler ile her gelenin tıka basa doyurulması…

Güzel mavi gözlerinden birini kaybetmesine, parlak beyaz teninin harita gibi dikilmesine ve aylarca hastane odalarında uyanmasına neden olan kötü bir trafik kazası ve henüz hasarları atlatılamamışken sinsice gelen yaşlılık… Güçten düşme, acziyet…

Tüm bunlara rağmen, hatırladığım hep tatlı sözler, güzel nasihatler, sanki hep açmışım gibi sürekli karnımı doyurma ve sanki hep yorgunmuşum gibi sürekli yatırma çabaları… Her zaman şükür ve “Bu kadar oldu ya!” cümleleri…

Senin ünlü sözün vardı ya “Ne övülmeye değersin, ne sövülmeye!”, sen benim için sadece övülmeye değersin. Adın gibi bol vasıflı anneannem, nur içinde yat…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 787
Kayıt tarihi
: 01.04.11
 
 

Felsefe, psikoloji, sosyoloji, tarih, strateji oyunları, kişisel gelişim ilgi alanlarım. Kişisel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster