Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
11239
 

Eski Şairler Örneğiniz Olsun

Eski Şairler Örneğiniz Olsun
 

Güzel sanatların içinde yer alan edebiyatın bir dalı da şiirdir. Yapılan ve resmi olmayan bir araştırmaya göre, Türkiye'de her üç kişiden ikisi şairmiş. Demek ki bu ülke insanı ya çok ızdırap çekiyor, ya da çok karşılıksız aşık oluyor.

1940 Kuşağı dediğimiz ve şiirde "İkinci Yeniler" diye bir görüş ortaya atan şairler çıktığı zaman, ondan önceki birçok şair şiir yazmayı bırakmıştı. Çünkü onlara göre yeni çıkan bu şairler şiir yazmıyorlardı. Yine onlara göre "Merdivenin basamaklarının tükendiği gördü" gibi dizeler şiir değil, yazanları da şair değildi.

Bir de 1980 yılından sonra ortaya çıkan şairler vardı. Bunların yeni temsilcileri hâlâ piyasada dolaşsa da, asılları ortadan silindi gitti. Silinmeleri kaçınılmazdı, çünkü yazdıkları şiirler divan edebiyatı gibi kimse tarafından anlaşılmıyordu. Kendi kafalarında bir "imaj" yaratmışlar, yazdıklarını ancak kendileri o "imaja" göre çözüyorlardı.

Bugün de bu tür dizelere rastlıyoruz. Vallahi ben ne demek istediklerini anlamıyorum. Hayır şiirin konusundan dolayı değil, dil yüzünden anlamıyorum. Taman, Türkçe yazılmış oluyorlar da "dize"yi bulamıyorum. Akılları sıra ağdalı sözler yazıp, dizeleri yarıda keserek, anlamsız dizeler kurarak, merdiven dizeleri deneyerek, en acısı da Türk dilinin içine ederek "anlaşılmaz" şairler olacaklar.

Yahu arkadaşlar etmeyin. Şiir en iyi bildiğiniz dili en iyi kullanma sanatıdır. Şiirde roman, öykü, makale gibi düşüncenizi anlatma zorunluluğu yoktur, ama duyguları en yalın ve güzel bir biçimde aktarabilme zorunluluğu vardır.

Sizler anlaşılan yeni çıkan edebiyat dergilerinin son on onbeş yıldır süregelen şiirlerini okuyup şair olmaya karar veriyorsunuz. O halde yandınız. Oysa biraz daha gerilere gidip, Türk dilinin büyük ustalarını okusanız, şiirin öyle ıkına sıkıla yazılacak birşey olmadığını, duygularınızı en anlaşılır bir dille aktarabilmemiz gerektiğini göreceksiniz. Hiç değilse yazdığınız şiiri sizden başkaları da anlar. Sizler eş dost "Ha gayret çok güzel olmuş" övgülerine aldanmayın. Büyük ustaları kendinize örnek alın.

İsterseniz bu büyük ustalar tarafından yazılmış güzel şiirlerde küçücük bir gezintiye çıkalım.

DELİKLİ ŞİİR

Cep delik, cepken delik,
Kol delik, mintan delik,
Yen delik, kaftan delik;
Kevgir misin be kardeşlik!

MACERA

Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.

RAHAT

Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin,
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;

Ölsem desene!

PİRELİ ŞİİR

Bu ne acaip bilmece!
Ne gündüz biter, ne gece,
Kime söyleriz derdimizi;
Ne hekim anlar, ne hoca.

Kimi işinde gücünde,
Kiminin donu yok kıçında.
Ağız var, burun var, kulak var;
Ama hepsi başka biçimde.

VATAN İÇİN

Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.

SERE SERPE

Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
Entarisi sıyrılmış, hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benimde yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!

Bu şiirler Orhan Veli'den. Anlamadığınız, dönüp tekrar okuma gereksinimi duyduğunuz bir satır, bir sözcük var mı? Yok değil mi? Devam edelim o zaman.

KIRIK KALPLER

Biz aşkla başı dönmüş iki çocuk
Bütün bir bahar o çiçek ben yaprak
Ya Rabbi ne güzel sevişiyorduk
Dünyayı aşktan ibaret sanarak

Kim ne karıştı ne istedi bizden
Göz mü değdi ne oldu bu sevdaya
Ayırdılar bizi göz göre yürek parçalaya

Aşktı bizdeki onlardaki mantık
Onlardan yana çıktı kahpe felek
Birer kalp bıraktılar bize kırık
Ömrümüzce gözyaşı döktürcek

YALNIZLIĞIM

Koskoca Tanrı gökler altında,
Beyler, paşalar saltanatında,
Birçokları sefalet katında,
Mecnun'u, Leylâ'sı vuslatında,
Kim yalnız değil ki hayatında?
Ya ölüler serviler altında?

Bu iki şiirin şairi de Cahit Sıtkı Tarancı. Yine anlamadığımız, eveleme, geveleme sözler yok değil mi?

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce kokuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlarda bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

Ne o büyülendiniz mi ne? E kolay mı? Okuduğunuz şiir ustalar ustası Atillâ İlhan'a aitti.

(Şiirin özgün durumu böyle, noktalamaları ve büyük harflerin sorumlusu ben değilim.)

ANI

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Nerdeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Var mı anlaşılmayan bir nokta? Melih Cevdet Anday usta anlaşılmayan Türkçeyi kullanır mı?

SESSİZ GEMİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol,
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu

Türk dilinin büyük ustası Yahya Kemal Beyatlı nasıldı?

AYŞE'NİN MACERALARI

O güzel Ayşe'nin ak gerdanında
Daima parlardı üç dizi mercan.
Bunu takan derviş durup yanında:
Kopsun, dedi, günah işlediği an!...

Uzun günler geçti, nihayet bir yıl
Bir günah işledi kanayıp kanı!
Ayşe eski Ayşe, yalnız o kızıl
Mercanlar sarmıyor ak gerdanını!

Bu da büyük usta Nazım Hikmet'ten. Fazla söze gerek var mı?

FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusiyle dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar,
O afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen;
Hulyasında ki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın?
Hâlâ, dağları karlı Erzincanda mısın?

Bu da Ahmet Muhip Dıranas'tan.

Türk şiirin büyük ustalarının örneklerini vermekle bitiremeyiz ki. Ama, şair olmak gibi bir amacınız varsa bunları okumak zorundasınız. Türk dilinin nasıl kullanıldığını öğrenmek bu ustalardan geçer. Elbette daha çok şair var. Onları arayıp bulmanız gerekecek. Yoksa ömrünüz, kendinizin yazıp, kendinizin okuduğu, başka hiç kimsenin anlamadığı bir yığın alt alta konmuş sözcüklerle geçecek, 80'li yıllarda çıkan birçok şair gibi adınız bile anımsanamayacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

şiir okumak yazmaktan çok daha zordur. kelimelere ses vermek; şiiri hem vezir hem de rezil edebilir. "kusura bakmayın" dediğim zaman söylemek istediğim şuydu; iyi bir okur olmayı önemsemiyoruz. iyi bir okur-şiiri okurken- iyi bir şiiri yeniden yazar. sağlıcakla kalın.

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 23.06.2007 18:26
Cevap :
İlginize teşekkür ediyor ve düşüncelerinize elbette katılıyorum. Dediğiniz doğru, şiiri okumak da büyük yetenek işidir. Örneğin çok güzel şiirler yazan Nazım Hikmet, şiir okumaya geldiği zaman çok başarısızdır. Bunun yanında Kuvâyı Milliye adlı destansı ve olağanüstü güzellikteki dizelerini seslendiren tiyatro sanatçılarının çıkarmış olduğu albüm, dediğiniz gibi şiirleri yeniden yaratmış gibiydiler. Her şey dilediğiniz gibi olsun. Sanat güzellik demektir, o nedenle güzellikler sizinle olsun.  24.06.2007 7:46
 

Yazmak bilmekten,bimek okumaktan,yaşamaktan,görmekten geçer. Şiir yazanın bu kadar çok olduğu bir toplumda niçin kitap satışları bu kadar düşük? Ama her zaman,her dönem, kendi süngüsünü çeker tarihe. saygılarımla

Arzu KARADAĞ 
 17.06.2007 17:33
Cevap :
Değerli dostum; şiir yazıyoruz ama okumuyoruz. Çünkü şiir dediğimiz şeyin sözcüklerin yan yana gelmesinden ibaret bir edebiyat türü olduğunu sanıyoruz. Bütün güzellikler sizinle olsun. İlginize teşekkür ederim.  23.06.2007 11:39
 

Attila İlhan olmalıydı. Düzeltiyorum.

ESAT SÖNMEZ 
 13.06.2007 21:45
 

lütfen kusura bakmayın ama iyi bir şiir okurusunuz. sağlıcakla kalın.

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 13.06.2007 9:35
Cevap :
Evet dostum. Hâlâ okurum. Çünkü şiir yazmak çok zor. Sevgiyle dolsun çevreniz. İlginize teşekkürler.  23.06.2007 11:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2112
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster