Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '15

 
Kategori
Çocuk Oyunları
Okunma Sayısı
8271
 

Eskiden, çocukken ne oynanırdı?

Eskiden, çocukken ne oynanırdı?
 

Çocukluğumuzda şimdiki çocukların sahip olduğu oyuncaklarımız olmadığından, icatlar ile beklide şimdi çocukların bulduğu oyuncaklardan çok daha keyifli oyunlar oynardık. Evde televizyon fazla izlenmez, bilgisayar, cep telefonu ve oyuncaklarımız fazla olmazdı. Bu da bizlerin hayal gücümüzü çalıştırır ve çok keyifli oyunlar çıkarırdık. Ben üç erkek kardeşim sayesinde erkek oyunlarına da zaman zaman katıldım, katılmadığım bazı oyunları da kardeşlerim oynarken keyifle izledim.

Çoraptan Top

Bu oyunu oynarken erkek kardeşlerim çok eğleniyordu. Çorapları iç içe geçirerek küçük top yapıyorlar sonra sandalyenin de ayaklarını kale olarak kullanarak futbol oynuyorlardı. Duvara bu topu fırlatıp tutarak yatağın üzerinde oynamayı çok severdi erkek kardeşim. Seyretmek o da çok keyifliydi. Ben bu topla onlarla yakar top, İstop oynardım.  Ben oynarken çorabın içine pamuk, singer gibi bir şey koyup ağzını bağlıyordum çünkü biz kızlar hassasiyetimizden dolayı çarptığı topun bir yerimizi acıtmamasını için tedbirli davranıyorduk.

İp Atlama

Tek başına olduğunda ip atlama oyunu da yine evde ve bahçe en severek oynadığım oyunlardan biriydi.  Elbette ip atlama oyunun da birçok çeşidi vardı. Atlama esnasında farklı hareketler yaparak atlama yaparak arkadaşımızla yarışırdık. İpi arkadan öne veya önden arkaya doğru farklı yönlerde çevirmek, iyi ayakla birden zıplamak veya ayakları tek tek kaldırarak atlamak, ayağın birini kaldırarak tek ayak üzerinde atlamak gibi hareketler yapardık. Birde çiftli ip atlama vardı bunu herkes yapamazdı. İki kişi bir ip ile atlar, iki arkadaş yüzleri birbirine dönük olarak yakın mesafede dururlar, biri ipi eline alır iki ucundan tutar ve ikisi birden ipin içinde kalacak şekilde ipi çevirmeye başlar bu şekilde atlarlar. Bununla ilgili arkadaşlarımız ile tekli veya ikili ip atlama yarışlar düzenlerdik.

İp oyunun birde kalabalık olduğumuzda oynardık. Karşılıklı iki kişi beş altı metre uzunluğundaki bir ipi çevirirdi. Sırayla ipin üzerinde atlayarak çıkılırdı. Bu oyunda birler, ikiler, üçler, dörtler… vardı. Atlayan her kişi sırayla ipin üzerinden ilk seferde bir kez zıplardı, sonra iki, sonra üç…. Yanlış atlayan, ipe takılan, yere düşen oyuncu yanar, kenara çıkar ve beklerdi veya yanan kişiler ip sallayanlar ile yer değişirdi.  En son oyunda kalan oyunu kazanmış kabul edilirdi.

Menekşe Mendilim Düşe

Çok kalabalık olduğumuzda ne oynayalım diye düşündüğümüzde oynadığımız keyifli bir oyundu bu da… İki gruba ayrılırdık ve örneğin 10 kişiysek 5 kişi olarak grup olurduk ve karşılıklı el ele tutuşurduk. Oyuna ilk başlayan grup, karşı gruba, hep birlikte “Menekşe medilin düşe (veya Menekşe mendilim dört köşe)” diye bağırır. Karşı grup buna karşılık “Bizden size kim düşe?” diye sorarak cevap verir. Bunun üzerine oyuna başlayan grup karşı gruptan bir kişinin ismi söyler. İsmi söylenen kişi, elini tutan iki arkadaşı tarafından bir iki kez ileri geri çekilerek hız alması için yaylanır ve karşı gruba doğru itilir. Bu esnada tam karşısındaki rakip iyi okuyuncu elleriyle sıkı sıkı engel oluşturarak oyuncunun engele takılıp kalmasını sağlamaya çalışır. Arkadaşlarının ellerini açamazsa o gruba katılır, ellerini açarsa içlerinden birini seçerek kendi grubuna götürür. Burada amaç kendi grubuna arkadaşlar alarak güçlenmek oluyor.

 

Halat (İP) Çekme

Halat çekme oyunu öncesinde yukarıdaki gibi bir oyun oyunundan sonra da oynanabilir. Bir önceki oyununda grubunun gücü istediği kişiye ulaşıldığında halat çekmece oynanır. Elbette oyuncu sayısı kimin kalabalıksa halat çekme oyununu onun kazanma şansı yüksek olur.

Diğer yandan bu oyun öncesinde bir başka oyun oynanmadan da oynanabilir; İp çekme oyunu arkadaşlar toplandığında iki gruba ayrılarak da oynayabilir. Bir grup lideri seçilir ve bir o bir diğeri sırayla grubuna kişi seçer sonra iki eşit grup ortaya bir çizgi çekerler ve karşılıklı ip çekilir. Çizgiyi hangi grup çekilerek geçerse o oyunu kaybeder.

Bu oyunda genelde yaş olarak birbirine yakın kişiler olduğunda oynanır. 

İp-Parmak Oyunu

Bu en az iki kişi tarafından oynanabilir. Elden ele ip, parmakta ip gibi adlarla bu oyunu söyleyebiliriz. İki elin parmakları arasında ip ile değişik şekiller  (kombinasyonlar) oluşturularak oynanınr. Arkadaşlardan biri ipi parmaklarının arasında çaprazlamasına estetik şekilde geçirir, dolar. Sonra diğer oyuncu benzer hareketlerle ipin şeklini bozmadan onun elinden alır ve yeni bir şekil yapar. İp, işin içinden çıkılmaz hale gelene kadar elden ele geçer, parmakları geçirirken çok dikkatli olmak gerekir, aksi takdirde ip karışır. Parmaklarını ipe doğru noktalardan geçiremeyen, ipin şeklini bozan veya ipi arkadaşından düzgün almayı başaramayan oyunu kaybeder.

Lastik Atlama Oyunu

Karşılıklı iki kişi lastiği bacaklarına geçirerek durur. Oyuncular sırayla gergin duran lastiğin üzerinden zıplayarak oynar. Oyun birçok aşamadan oluşur ve her aşamada lastik biraz daha yükseğe çıkar. Ayak bilek hizasında olunca “birler”, Dize yakın hizada olunca “ikiler”, Diz üstünde “üçler”, baldırlarda “dörtler”, Belde olunca “beşler”, göğüs anlıda  “altılar”, koltuk altlarında “yediler” gibi seviyelerde oynanır. Atlama esnasında yere düşen, lastiğe takılan, oyunculara tutunan yanar, kenara çekilir. Bu oyunu evde, bahçede, sokakta, okulda teneffüslerde de arkadaşlarımızla keyifle oynardık.

Üç Taş

Bu oyunu iki arkadaş sıkıldığımız her zaman oynardık. Bir kere kolay malzeme bulunuyor ayrıca da en sessiz sakin oyunlardan biri… Masada, sokakta, kaldırım kenarına tebeşirle (veya kiremit parçası ile) çizerek, toprakta, halı üzerinde, bahçede, misafirlikte, hatta yolculukta bile her yerde oynayabilirdik. Oyun için kağıt ve küçük materyallere ihtayaç oluyor. Bu oyun için küçük taşlar olabileceği gibi fasulye, nohut gibi bakliyatlarla olabileceği gibi kiremit parçası, bozuk madeni para ile de oynanabiliyor. Oyun oynanacak zemine bir kare çiziliyor. Bazen kareli halı veya böyle bir örtü bulabilirsek yatağın üstünde bile oynardık. İki oyuncunun üçer taşı oluyor. İki takımında taşları farklı renkte olması gerekiyor karışmaması için… Her oyuncu sırayla çizgilerin birleştiği yerlere taşlarını dizmeye başlar. Biri taşını koyar sonra diğeri yerleştirir, böylece üç taş yerleşmiş olur.  Elde taş kalmayınca taşlar sıra ile çizgi boyunca hareket ettirilerek oyun sürdürülür. Üç taşını aynı hizaya getiren oyunu kazanmış olur.

Beş Taş

Çocukluğumun en sevdiğim oyunuydu. Bu oyunu annemle de çok oynardık. Bu oyun iç kademeden oluşur.

Birinci kademede: Misket veya fındık büyüklüğünde beş taşı avucumuzun içine alıp havaya atıyorduk, havadaki taşları elimizin ters yüzüne düşmesine sağlar. Sonra, elinin üzerindeki taşları tekrar havaya atarak bu defa avuç içiyle tutar. Elin üstüne düşen taşları eksiltmeden (düşürmeden) avuç içine almak şarttır. Bunu yaparken taş yere düşerse yanılmış olunur. Diğer kişiye sıra geçer.  Öncelikle bunu başaran kişi oyuna başlama hakkını kazanır. 

İkinci kademede: Oyuna başlayan kişi beş taşını çok dağınık olacak şekilde yere atar. Taşını havaya atan kişi, taşı yere düşmeden taşı aynı eli ile yerdeki taşı toplamaya başlar. İlk önce birler oynanır. Yani taşlar bir bir alınır. Sonra ikiler taş havadayken bu sefer iki iki taşlar alınır, üçler taş havadayken taşın bir tanesi alınır, sonra üçü bir arada alınır, dörtlerde ise taş havadayken taşların hepsi birden alınarak oynanır. Kişi yanarsa yani taş o almadan yere düşerse, oyuna başlama esasını geçtiği için kaçta yandıysa sıra ona geldiğinde yine oradan devam eder. Dörtler de havadaki taş düşmeden dört taşı da toplayarak bir hamlede alan kişi oyunun üçüncü aşamaya geçilmiş olunur.

Üçüncü aşamada: Sol el ile köprü yapılır, beş taş sağ avuçta tutularak köprünün önüne bırakılır. Taşların birbirine değmemesi gerekir. Havaya taş atılarak sıra ile taşlar köprünün altından diğer tarafa geçirilir.

Dördüncü Kademede: Buna kamalar denir. Beş taş avuç içine alınarak havaya atılır. El ters yüz çevrilerek havadaki taşların tümü el sırtında tutulmaya çalışılır. Taşlar tekrar havaya fırlatılır, avuç ile kaç taş yakalanırsa o kadar puan kazanılır. Sonra oyun başa döner… Oyunun bu aşamasına gelen kişi tekrar birlerden oyuna başlar. Çok keyifli bir oyundu, annem öğretmişti bu oyunu bize ve annem ile oynadığımızda o yenerdi.

İstop

Bu oyunun hala oynanıyor olabilir fakat bizim dönemimiz kadar da çok oynanmıyordu. Biz hemen hemen hergün oynardık bu oyunu. Halka olurduk en az dört, beş kişi… Oyun kendi ismimizle oynanabileceği gibi isim seçilerek de oynanabilir. Daha şarıtmacalı olduğu için biz genelde çiçek, meyva gibi isimler bulurduk kendimize ve oyun boyunca bu ad ile çağrılırdık. Bir ebe belirlenir. Ebe gönüllü olmazsa çeşitli yöntemler uygulanarak seçilir. Halkanın ortasındaki ebe topu havaya fırlatır birin oyuncu ismini söyleyerek. Topu havada veya yere düşdüğünde tutmak için ebe koşar, bu esnada herkes olabildiğince ebeden uzağa kaçar. Ebe topu tutunca “istop” der ve sonra kimse kıpırdamaz, ebe kendine bir hedef arkadaşını belirler, topu ona fırlatarak vurmaya çalışır. Vurursa ebe o kişi olur, vuramazsa ebe yeniden ebe olur. Topu yeniden havaya atar baştaki olduğu gibi ve yeni bir isim söyler.

Voleybol

Grupça oynanan oyunlardan biridir. Arkadaşlar ile halka olurduk. Herkes oyunda topu düşürmeden tek pas ile havadan birbirine atar. Topu yakalayamayan veya arkadaşına atamayan oyuncu yanar, kenara çıkar. Oyun iki kişi kalıncaya kadar böyle devam eder. İki kişi kalınca final oynanır. Finalde karşılaşan iki oyuncudan hangisi kazanırsa oyunun galibi o olur. Bu oyunda mutlaka karşındaki kişiye top atmak gerekmez, çaprazındakine de top atılabiliyor.

Yakar Top

Karşılıklı mesafede duran takım üyeleri, diğer ortadaki takımdakileri top ile vurmaya çalışır. Ortada olanlar top kimdeyse vurulmamak için kaçarlar ama ortadan da çok uzaklaşamazlar.

Yılan

Gazoz kapakları ile oynanır. Genelde tebeşir veya kiremit parçası ile yılan şeklinde bir çizim yapılır. Amaç yılanın başına doğru gitmektir. Başparmağı ve işaret parmağı ile gazoz kapağı uzağa ittirilerek sonuna doğru gitmeye çalışılır. Çizgiden çıkan gazoz kapağından dolayı oyunca oyuna tekrar başlar.

İsim Şehir

Bu oyunu hala oğlumla ve yiğenlerim ile oynuyoruz. İsim, şehir, bitki, hayvan, eşya, ülke ve puan şeklinde bir kağıda yazıyoruz, sonra içimizden biri içinden alfabeyi sırayla sayıyor dur dediğimizde duruyor ve hangi harf ise o harfle ilgili istenen bilgiler stuna yazılıyor. Dakika tutulor örneğin 10 dakika dedik. Dakika bitince herkes kağıdını açarak gösterir. Eşi olmayan her kelime için 10 puan alınır, aynı kelime gelirse 5 puan alınır, bilemediği kelimelerde puan alamaz. Bundan dolayı kimsenin aklına gelmeyen isimleri yazmaya çalışmak gerekir. En çok puan toplayan oyunu kazanır.

Kulaktan Kulağa

Grupça oynadığımız güzel bir oyundu kulaktan kulağa… Evde, sokakta, misafirlikte oynardık. Arkadaşlar hep birlikte yan yana dizilirdik, en baştaki kişi yanındakinin kulağına sessizce bir kelime veya bir cümle söyler. O da anladığını aynı kelimeyi yanındakine söyler. Oyun son kişiye kadar böyle devam eder. Amaç, ilk söylenen kelime veya cümlenin değiştirilmeden son oyuncuya kadar aktarılmasıdır. En sondaki kişi söylenen kelime veya cümleyi yüksek sesle söyler. İlk kelimeyi söyleyen kişi yanlış olduğunu söylerse, sondan başa doğru herkes anladığını söyler ve en başta hatayı bayan kimse o oyunun sonuna geçer.

Son harften kelime devam ettirmece

Bu oyunda evde kardeşler arası oynadığımız keyifli bir oyundu. Bir kişi kelime yazar, onun son harfinden diğer kişi bir kelime yazar bu böyle en son kelime bulamayana kadar devam eder. Örnek, Elif, fırın, nane, ekim, mayıs, selam, müzeyyen, nal, lale, ezik, kalecik, kerim, mikser… Yani kelimenin son harfi yeni kelimenin ilk harfi olur.   

Adam Asmaca

Seçilen kelimelerin hangi alandan seçileceğine karar verilir. Örneğin, insan ismi veya hayvan ismi, film, şehir, ülke ismi denir. Ve seçilen kelimeler harf sayısı kadar kısa kısa çizgiler çizilir. Ebe olan harfler söyler kelimenin içinde varsa harf yazılır. Bilemediği harflerde adam kafası, gövdesi, kolları ve bacakları şeklinde çöp adam olarak çizilir. Şekil tamamlanmış ve hala bilinmemişse kişi kaybetmiş sayılır. Sonra o yazar diğeri ebe olur. On aşama şeklinde oynanır. Harf birden fazla var ise boşluklara tek tek yazılır.

Evet-Hayır

Bu iki kelime söylenmeden sorular sorulur. Sorulara mümkün, olabilir, katılıyorum gibi cevaplar verilir fakat aynı cevaplar tekrarlanamaz evet veya hayır denirse oyun kaybedilir. Bu hızlı oynanması gerekir ki yanlışlık olsun, süre tutulur. Örneğin 5 dakika içinde dedirtilemezse karışsındaki arkadaşa kazanmış sayılır.

Sos

Kareli bir kağıt alınır. Yatay, dikey olarak S ve O harfleri kullanılarak sos kelimesini elde etmeye çalışırlar. Bilen Sos kelimesinin üzerini çizerek devam eder.

 

Eş ve Zıt Kelime Oyunu

Sırayla kelime yazılır diğer kişi onun zıtını bulur. Bulamayan yanmış sayılır.

 

Çivi

Yağmur yağdıktan sonra oynadığımız çok keyifli bir oyundu... Bir çivi buluyorduk ve sırayla çizdiğimiz çizgiye ayağımızı koyarak çiviyi olabildiğince uzara fırlatarak saplıyorduk. En uzağa saplayan kazanıyordu. Tabi hiç çiviyi saplayamayanda oluyordu. Kolay gibi görünen aslında beceri isteyen bir oyundu.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluk gibisi yokmuş. Oyuna dalınca dünya yıkılsa umurumuzda olmazdı. Misketler, topaçlar, uçurtmalar, çelik çomaklar, saklambaçlar, uzun eşek, birdir bir, hazine arama, kovboyculuk ve hatta mini tiyatro gibi evcilik oyunlarıyla gün ne zaman biter farkına varmazdık.

Muharrem Soyek 
 05.06.2015 10:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 108
Toplam yorum
: 182
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 2203
Kayıt tarihi
: 15.01.10
 
 

Bu Blogda; Engelleri her şeye rağmen aşarak hayatı engelsiz yaşamaya çalışan; eş, anne, çalışan, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster