Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Murat GÜLCEK - Yakamoz35

http://blog.milliyet.com.tr/gulcek

20 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1967
 

Eskiden kadın olmak daha kolaydı

Eskiden kadın olmak daha kolaydı
 

Eskiden kadınlar sadece evde olur, yemek yapar, çocuk bakarlardı. Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışırdı ve çalışan kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa evine bakamıyacağı düşünülürdü, zaten kadın bekarken çalışıyor ise evlenince evinin kadını olurdu.

90’lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık çalışmak ekonomik olarak özgürlük istiyordu. Önce üniversite okumaya sonra çalışmaya başladı. Bu kadının hoşuna gitmişti. Çalışıyor, istediği gibi harcıyor ve geziyordu. Artık çalışan kadın evli olmak yerine bekar olup gününü gün etmek istiyordu. Yaşasın özgürlük…

Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yükseliyordu. Zirveye ulaşmıştı. Bir çok şirkette önce orta kademe sonra üst kademe yönetici kadın oldu. 90’lı yılların sonlarına gelindiğinde şirketler işkolik ve yalnız 30’lu yaşlarda kadınlarla doluydu. Bu çalışan kadına yetmedi, çıtayı biraz daha yükseltti. Artık hem evli hemde başarılı çalışan kadın olmalıydı.

Çalışan kadın etrafına bakındı. Başarılı, paralı koca adayları gözden geçirildi. Adaylardan kel, şişman ve kısa boylu olanlar hemen elendi. İnce ruhlu şaraptan anlayan, 14 şubatta müthiş süprizler yapabilen, kimsenin bilmediği yerlerde başbaşa tatillere götüren, yaşamayı seven ve bol bol espri yapanlar hemen kapışıldı.

Yurt dışından gelinlikler getirtildi. Otellerde muhteşem düğünler yapıldı. Maldivlere yada Baliye balayına gidildi. Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı. Gündüzleri toplantıdan toplantıya koşuştururken akşam yemeğinide düşünmeye başlamıştı artık. Akşam ne yenmeli nereye gidilmeli. Eşinin gömlekleri pantolonları ütülümü, kıyafetleri kurutemizlemeciye gittimi geldi mi? Marketten alınacakların listesini çıkar, iş çıkışında git al, eve gel, akşam yemeğini hazırla.

Çalışan kadın artık çok mutluydu. Gece yatağı sıcacıktı. Üzülünce derdini paylaşan, hastalanınca ona bakan, ağlayınca destek olacak bir omuza, gözyaşlarını silecek şefkatli ellere sahipti. 15 saat koşturmak kadına vız geliyordu. Etraf bu şekilde koşuşturan ev ile iş arasında çift vardiya çalışan kadınla doluydu.

Zaman hızla geçiyordu. Çalışan kadın 35’ine yaklaşıyordu. Biyolojik saati be-bek-be-bek diye uyarı vermeye başlıyordu. Evet çalışan kadın hemen çığlıklar atarak ‘bebekte yaparım kariyerde’ diye bağırıyordu. Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumcuların randevularını doldurdular. Çalışan kadınlar ajandalarına ve işlerin temposuna uygun zamanı seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya başladılar. 1-2 ay sonra güzel haberler sırayla gelmeye başladı, çalışan kadınlar hamileydiler.

Çalışan kadın hem hamile hemde güzel olmak istedi. Hemen diyetisyenlere koşulup özel hamile diyetleri alındı. Bol bol kivi yenmeye başlandı. Eskisi gibi börek, tatlı, turşu, erik aşerilmiyor;karpuz, kivi, mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden.

Çalışan kadın bebeğini eski usul büyütmeyecekti. Hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı, birçok internet sitesine üye olundu. Yoga ve anne-baba kurslarına yazılındı.

Çalışan hamile kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğinin gelişimini. 210. günden sonra bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinletilecekti. Ve sonunda mutlu gün geldi…

Çalışan kadın artık anneydi. 3-4 aylık izinden sonra öldürücü diyetlerle zayıflayarak işbaşı yapmıştı. Artık başarılı bir yönetici, iyi bir eş ve anne olarak 24 saat çalışıyordu. Bebek büyüdükçe sosyalleşmesi için çalışan kadın cumartesilerini çocuğuna ayırdı. Artık tüm anneler topluca etkinliklere katılmaya başladılar. Yaşgünü partileri, tiyatrolar, piyano dersleri, basketbol, tenis ve yüzme kurslarının biri bitip diğeri başlıyordu. Çalışan kadına buda yetmedi ve çitayı biraz daha yükseltti. O artık evinde katkısız sağlıklı ekmekler, reçeller yapmalı, organik gıdalarla vitamini bol yemekler hazırlamalıydı. Bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar. Evlerine ekmek yapma makinaları aldılar. Toplantı aralarında birbirlerine yemek tarifi vermeye başladılar.

Bakalım çalışan kadın çıtasını bundan sonra nereye yükseltmeye çalışacak.

Gelelim biz erkeklere… Bu süreç içerisinde çalışan erkek ise çıtasını hiç yükseltmedi.

80’lerde, 90’larda ve 2000’lerde hiç değişmedi. Hep bira içiyor, maça gidiyor ve tv izliyordu.

Not: Yazıyı okudum ve çok beğendim. Burada sizlerle paylaşmak istedim.

Kaynak: herice

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir yazıymış,kelimesi kelimesine doğru hepsi de.Erkekler değişmediği için kadının değişmesi ve gelişmesi aralarında uçurumlar açılmasına yol açıyor artık.Kadınımız geldiği yerde şöyle bir etrafına bakınca yanında kimseyi göremez oluyor maalesef.

shalimar 
 17.11.2007 18:47
Cevap :
Sizin bana katıldığınız kadar bende size katılıyorum.Beğeni ve yorumunuza teşekkür ederim.Sevgiler,selamlar.  18.11.2007 23:13
 

bu birazda kadının tercihi sonuçta. çocukta yaparım kariyerde şeklinde düşünenlerde var aramızda. ve hal böyleytken ikisini birarada yürütmek kolay olmasa gerek.

beenmaya 
 28.06.2007 12:55
Cevap :
Bencede öyle.Fakat mantık olarak düşünüyorum,belki bir erkek mantığı olarak bana kadınların yaptığının yanlış olduğu kanısındayım.Ne gerek var bu kadar çalışmaya ve yorulmaya :)) Teşekkür ettim yorumunuz için hoşçakalın.  29.06.2007 8:37
 

Anneannemin dönemlerinde, çok çocuk, kaynana, kayınpeder, kocanın kardeşleriyle birlikte yaşanan yaşamlar. Elde , dere kenarında, külle yıkanan çamaşırlar. Koca kazanlarda pişen yemekler. Toprak fırınlarda yapılan ekmekler... Evde mahalle ebesi yardımıyla yapılan ilkel doğumlar. Bugünümüzde de sizin anlattıklarınız... Ben karar veremiyorum hangisi daha zor?

Yeşim Özdemir 
 20.06.2007 10:44
Cevap :
Karar vermek çok zor yeşim hanım.Fakat o günkü zorluklar hep modern aletlerin olmamasından kaynaklanan zorluklarmış.Fakat günümüzde ki zorlukları kadınlar kendileri yaratmıyormu sizce.Yorumunuz için teşekkürler esen kalın.  20.06.2007 23:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 1022
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1008
Kayıt tarihi
: 25.04.07
 
 

İzmirliyim;Şehrimi ve ülkemi seviyorum.Yaşamayı seviyorum. Eğlenmeyi, eğlendirmeyi seviyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster