Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
543
 

Eskiden nasıldınız?

Eskiden nasıldınız?
 

Yarışları, yarışmaları hiç sevemedim.

Bundan sonra sevebileceğimi de zannetmiyorum.

Aday gösterilmekten, birilerini desteklemek zorunda kalmaktan, kazanma umuduyla dolup, kazanamamaktan ve buna üzülmekten nefret ederim.

Sırf bu yüzden tavla bile oynamam.

Yarışmalarda değişir insan, karşısındakini yenebilmek için hırslanır.

Kazanmak için strateji belirler.

Uygular.

Rakiplerinin zayıf noktalarını araştırır.

Bulur.

İnsanları buralardan vurur!

Kanatır!

İki kuruşluk, yarın unutulacak başarı uğruna,

Duygusal tatmin uğruna, fırsatını da bulursa, yerle bir eder, üzerinden geçer.

Darmadağın bırakır!

Neden saklar sporcular madalyalarını?

Başarı öykülerini, ölümsüzleştirmek için mi?

Rakiplerini nasıl bertaraf ettiğini hatırlamak için mi?

***

Yarışlar insanların yumuşak tarafı!

Doğumla başlıyor ve ölene kadar devam ediyor.

Öğrenim hayatında, sınıftaki arkadaşlarını geçebilmek için yarışıyorsun..

Ardından iş hayatı başlıyor.

Terfi için yarışıyorsun, prim için yarışıyorsun. İncir çekirdeğini doldurmayacak, kazandığında hiçbir şey hissetmeyeceğin tırı vırı ödüller için yarışıyorsun.

"Aferin" için, göze girmek için, zeki görünebilmek, diğerlerinden farklı olabilmek için yarışıyorsun.

Bu durum, yarışmalarda kullanıldığını fark edene kadar devam ediyor..

Sonra bırakıyorsun..


***

Başkaları ile yarışmaktan vaz geçip, kimilerine göre havlu attığın zaman, dayağı yemiş, kaşı açılmış ringin bir köşesine otururken, bundan sonra yarışmayacak olmanın, kaybetmenin verdiği huzurla kendinden geçmişken, yarışmayacak olduğunu düşünüyorsan;

Kesinlikle yanılıyorsun;

Neden?

Başkaları ile start almaktan vaz geçen insan, kendinle yarışmaya başlıyor da ondan.


***

Bu aşamada, "eski sen" ve "yeni sen" olarak ikiye bölünüyorsun..

"Yeni sen", "eski seni" hiç sevmiyor.

Alay ediyor, gülüyor ve hatta bazen aşağılıyor.

Yeni sen, eski senden daha akıllı olmak istiyor, daha zengin, daha karizmatik, daha uçarı, daha sexi, daha olgun, daha başarılı daha... Daha... Daha.... Yenisi sürekli "daha"sını istiyor.


***

Sonra, tesadüfen eski dostlardan biriyle karşılaşılıyor.

Dostun "eski seni" tanıyor. Yenisini bilmiyor.

Uzun uzun dinliyor.... Konuşma bittiğinde

Yüzünde kafasında ki ünlem işareti ile.

"Darılma ama bir şey söyleyeyim mi ?" diyor..

Yüzünü buruşturarak ekliyor.

"Sen eskiden böyle değildin"

Foto:http://www.taf.org.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Palandöken'de kayanları izlediğimde "Bu nasıl bir şey?" diyerek başladım ben de kayak yapmaya. Bir süre sonra "Yarışlara katıl" dediler, "Eğlenceli olur" dedim. Türkiye ikinciliği kupası kazandım. Gerçekten eğlendim. Yarışmak illaki hırs ve diğerlerini ezmeyi gerektirmez. Bu işin eğlenceli tarafı da var. Niye okuduğum tüm blog yazarları yarışmaktan kaçıyorlar? Niye bir kişi bile "Hadi yarışalım, kazananı kutlayalım" demiyor?

Nilgün Akad 
 02.07.2007 12:08
Cevap :
Kazananı kutlamayacağız diye bir şey yok. Yaptığım iş rakamlar üzerine kurulu, her sene bir önceki seneden daha fazla ciro yapmam, verilen hedefleri tutturmam, tutturamadığım zaman dertlenmem, beraber çalıştığım insanları da dertlendirmem gerekiyor. İş hayatım Veliefendi hipodromu ile aynı.Yarışmaktan, kapışmaktan, cebelleşmekten (İçimdeki Donkişot sağ olsun) hiç kaçmadım.. Hatta ben, insanların yapamayacaklarını söyledikleri ne kadar iş varsa, “ben yaparım” deyip. Ayağa fırlayanlardanım. Milliyet Blog benim, tenhadaki balıkçı meyhanem..Çok hareketlensin, müziğin sesi yükselsin istemiyorum. Durum bu...  02.07.2007 12:49
 

Yarışları ve yarışmaları sevmiyorum. Ve M.B. başlatacağı bu yarışta da yokum. Düşünsenize amma da kırgınlıklar yaşanır. Sen ona oy verdin bana vermedin...

Abla 
 01.07.2007 9:10
Cevap :
Yarışmaların kutuplaşmaları hızlandırdığını düşünüyorum. Kimseyi geride bırakmak adına, oturmuyorum klavyenin başına, Yazıyor olmanın felsefesinin daha başka.. Bu arada Oktay’ın hikayesini köşe yazıları kaleme aldığım yerel gazetede kendimce yorumladım..Tekrar paylaşım için teşekkürler.  01.07.2007 21:24
 

Blog habercime kayıtlı yazanlar ilginçtir MB yarışmasına temelden karşı, benim gibi. İlginç olan ben aynı düşünceleri paylaştığım yazılardan ziyade farklı tezler üzerine kurulu yazıları okumaya zorlarım kendimi. İyi de nasıl buldum MB habercime kayıtlı bunca yarışma karşıtını!... Tbr. Güzel ve etkili bir yazı. Ne ki yarıştırma-kapitalizm ilişkisi kurulmadan sanki bir tarafı eksik kalmış gibi geliyor bana Ali Bey bu yazı!. Bilmem siz ne dersiniz Sevgiler

ZAKKUM 
 30.06.2007 23:01
Cevap :
Haklısınız bir de o gözlükle değerlendirmek lazım. Saygılar.  01.07.2007 21:28
 

Sevgili Ali seninde söylediğin gibi doğumdan itibaren hayat bir yarıştır. yarışmak kötü değil, yarış eşit olsun, haksız rekabet olmasın, hakem tarafsız olsun...Sevgi saygılar..

Mehmet EREN 
 30.06.2007 21:10
Cevap :
İnşallah her şey amacına uygun olur  01.07.2007 21:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1092
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster