Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '17

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
70
 

Eskiden öyleydi ya şimdi...

(Geçen sayıdan devam…)

Eski günleri şöyle bir düşünüyor da insan…

Ekmek yapacağın unu elde etmek için, buğdayını çuvallar koyar, bu çuvalları ata katıra veya eşeğe yükleyerek dağların arkasındaki su değirmenlerine giderdik.

Gece kuvvetlice bir rüzgar esse, sabah erkenden kalkar dağlarda yıkılan çam arardık. Yıkılan çamın üstüne bir taş koydun mu o çam senindir artık.

Bazen evde bir kibrit bile bulunmazdı da komşudan esi (ucu yanan odun veya çıra)istemeye giderdik. Komşudan bazen tuz istediğimiz bile olurdu. Gece komşu gezmelerine elimizde bir tutam çırayla giderdik.

İç çamaşırımızın bellerine lastik yerine uçkur bağlardık

Yazın soğan yapraklarını kurutur saklar kışın yemek yapıp yerdik.

Maşrapa, sürahi ve bardak yerine su kabağından yapılmış yerel dilde alavırt dediğimiz kabı kullanırdık.

Yolculukta ya eşeğe, ata, katıra binerdik, ya da yaya yürürdük.

1957 Fethiye depreminde Fethiye‘deydim. Akşam depremi yaşadıktan sonra arkadaşımla pijamalarımızla çıktık sokağa. Pijamalarımızla meydanlarda dolaşırken sabah depremi oldu, her yer yıkıldı. Arkadaşımla ayağımızda pijamalarla köyün yolunu tuttuk. Yirmi kilometre kadar uzaktaki köyümüze giderken ne önümüzden ne arkamızdan hiçbir araç geçmedi, hiç motor sesi duymadan köye varıverdik.

Şimdi yollara bir bakıyorum da… 

Köyümüze ayda yılda bir seyyar sinemacı gelirdi. Filmleri, toprağa veya bir lata üstüne oturarak izlerdik.

Kumaşlarımızı, basmalarımızı köye gelen bezirgandan alırdık.

Bezirgan dedim de…

Bizim köyde dul bir teyzeciğimiz, köye gelen bezirgandan, kendisine fistan yapmak için birkaç metre basma almış. Teyzeciğimiz aldığı basmayı bir gün atıp kaybetmek için evinin yakınındaki derenin kenarına gitmiş. Elindeki basmayı tam dereye atacağı sırada komşusu teyzemiz kolunu tutmuş ve bu yeni basmayı niçin dereye atmak istediğini sormuş. Teyzecik:

-Ben dul, yoksul bir bayanım, bu basmayı fistan yapıp üstüme giysem, bu kadın bu yeni basmayı nasıl aldı, parayı nerden buldu diye laf ederler, ben el-gün içine nasıl çıkarım sonra demiş.

Atmasını engelleyen teyze de basmayı eline almış,

-Bu basmayı ben götüreyim, benim kocam var, sorarlarsa o alıverdi derim, demiş.

Basmayı alıp gitmiş.

Yaaa…

Haydi siz de eski yaşamınızla yeni yaşamınızı bir karşılaştırın bakalım…

Nasıl…

Her şeyimiz var ama hiçbir şeyimiz yok sanki…

Abdülkadir Güler, Sibel Güzel bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Recai Bey, görünmenize sevindim. Dilinize sağlık. Selam ve saygılarımı sunuyorum.

Abdülkadir Güler 
 28.03.2017 11:56
 

Fethiye depreminde Kaş'taydık. Evimizin duvarları çatlamış oluşan aralıktan gökyüzünü görüyorduk. Bahçeye çadır kurduk günlerce o çadırda kaldık korku ve heyecan içinde. Yazınızda adı geçen eskilere ait çok şeylere şahit oldum da ne günlerden bu günlere demekten kendimi alamadım sayın hocam, hürmetlerimle...

Yurdagül Alkan 
 17.03.2017 9:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 163
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 591
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Recai Şahin: 1941 yılında Fethiye- İncirköy'de doğdum. İlkokul köyümde, ortaokulu Fethiye'de okud..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster