Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
189
 

Eskiden tanırlarmış beni!

Eskiden tanırlarmış beni!
 

Gökyüzü gri, yağmur çiseliyor fakat hava soğuk değil.

Elimde çay bardağı ile kahvehanenin kapısının önüne kim bilir kim tarafından çıkarılmış iskemleye oturuyorum…

Kasketli yaşlı bir amca giriyor içeriye ardından uzun boylu bir genç, her ikisi de selam veriyor…

Hiç bilmediğim bir kentte hiç tanımadığım iki adamla selamlaşmak garip geliyor, aynı mahallede oturduğum komşularım düşüyor aklıma…

Bir sigara yakıyorum…

Bir pilavcı geçiyor, terk edilmiş sandığım ahşap evin camı açılıyor, menteşelerin çığlıklarını duyuyorum… Beyaz başörtülü bir teyze görünüyor kapalı güneşliklerin arasından;

“ İbrahim!”

Pilavcı başını teyzeye çeviriyor…

“ Annen nasıl oldu?”

“ İyi” diyor pilavcı İbrahim… Sesi, sanki annesi iyi değilmiş gibi çıkıyor!

“ Selam söyle” diyor yaşlı kadın… Pilavcı üç tekerlekli, camekânlı arabasının peşi sıra yürümeye devam ediyor…

Yedi sekiz yaşlarında iki çocuk koşarak geçiyor kahvehanenin önünden, çıplak ayaklarında, naylon terlikler…

Bu eski, ahşap evlerin zamana direndiği mahallede doğup, büyüdüğümü hayal ediyorum…

Sözde sevgililerim olmuş! İbrahim çocukluk arkadaşımmış! Beyaz başörtülü yaşlı teyzenin neredeyse elinde büyümüşüm… Gençliğim şu kapısının önünde oturduğum kahvehanede geçmiş, selam veren kasketli amca babamın bir arkadaşıymış, uzun boylu genç de zamanında yanımızda çırakmış… O yüzden selam vermişler bana!

Eskiden tanırlarmış beni!

&&&

Rüzgârın getirdiği şu derenin kokusu ne kadar tanıdık…

“Tarif et” derseniz beceremeyeceğim!

Dere… Erik yeşili aynı dere… Nazlı, gizemli, sakin… En derin, en kuytu, en çok neresi balık yapar bilirim de kimseciklere söylemem!

Hangi yıldı hatırlamıyorum, yaşanmamış bir gün; daha güneş doğmadan kalkmış, evdekiler uyanmasın diye parmak uçlarımda kapıdan çıkmıştım…

Çiğ düşmüştü çimenlere…

Dar bir patikadan yürümüş, bağların, bostanların arasından geçmiş, taş köprünün yanından, misinası siyah makara ipliği, mantarı tokyo arkası oltamı suya atmış…

Sahi o gün hayatımın en büyük balığını yakalamış mıydım?

&&&

Sigaram parmaklarımın arasında erimiş, çayım soğumuş…

İbrahim’in annesi iyileşse bari!

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sait Faik'in öyküleri gibi...Ne güzel. Esenlikler Ali Gülcü.

Erdal Ceyhan 
 25.02.2013 5:54
Cevap :
Teşekkür ederim Hocam, Selamlar...  25.02.2013 22:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1093
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster