Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '16

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
53
 

Eskiler

Soba kenarına sırallanıp uyukladığımız, leğende kağıt gemiler yüzdürdüğümüz, seksek oynayıp leblebi tozu başlıklarını kalemlerimize taktığımız günler nerede acaba? Ne güzel harcadık o günleri doya doya, güle oynaya. Şimdi kesemizde bir avuç kırıntısıyla avunuyoruz işte. Çocuktuk o zamanlar. Radyoda küçük insancıklar yaşar sanıp hoparlör deliklerinden el feneri tutardık korkmasınlar diye. Gizlemezdik ne yesek, bir'i paylaştıkça çoğaltırdık. Komşumuza gidebilirdik. Korkmazdık başımıza bir şey getirir mi diye. Annemiz evde yokken komşu teyze bizi evine alır, karnımızı doyurur, annemiz gelene kadar dışarının kötülüklerinden korurdu.

Evlerimizin kilidi komşularımızdı eskiden. Anaevine, memlekete giderken tavuklarımızı, köpeğimizi, ambarımızı, evimizi, ocağımızı emanet ederdik. Geceleri oturmaya giderdik. Yazları kapı önünde, kışları evlerde çaylar demlenir, çekirdekler çitlenir, anneler örgü yarışı yapar, babalar haber izler, çocuklar azar yeme korkusuyla gizliden gizleye fıkırdardı. Zaman dolu geçerdi o zamanlar. Yaz sıcağında yoldan geçene bir yudum su verilirdi. Kışın üşüyene çay... Azla çok olurduk. Sakınmazdık elimizdekini, kıskanmazdık, ona da verelim göz hakkı derdik. Ne pişirirsek komşuya da düşürürdük bir tadımlık. Fakirdik belki. Belki zor geçindirir evimizi, çocuklarımıza her istediğini alamazdık. Ama gönlümüz zengindi be. Huzur için koca koca evlere, arabalara, pahalı takılara, her istediğimizi yemeye, istediğimiz yerde gezmeye ihtiyacımız yoktu. Bir soba başında sobada ısıtılan ekmeğimizi yerken mutluyduk biz. Depresyon bilmezdik, carta psikoloji bozulur curta psikoloji bozulur bilmezdik. Akıllı telefonlarımız, yüz bin tane sosyalsizlik ağımız yoktu. Abisinin küçüklerini giyen, annesi ne yaptıysa onu yiyen, mutlu çocuklardık. Tarzımız kadar insan sayıldığımız günler değildi o günler. Arkadaşlarımız vardı canlı kanlı. Okul çantalarımızı attığımız gibi yanlarına fırlardık. Oyun oynardık, ama gerçek oyunlar. Yüzünü görerek, sesini duyarak, yeri geldimi kavga ederek... Masumduk. Her haltı öğrenmiyorduk klavye başlarında, saftık, duruyduk, çocuktuk o zamanlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef hiçbirşey Bir annenin ve babanın yerini dolduramaz.Onların değerlerini insan kendisi yaşayınca daha iyi anlıyor

the blueworld 
 24.12.2016 11:11
 
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 52
Kayıt tarihi
: 18.12.16
 
 

Öğretmenim ben:) ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster