Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '08

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
774
 

Eskinin oyuncağında da ruh vardı, oyunlarında da..

Eskinin oyuncağında da ruh vardı, oyunlarında da..
 

Çocukken ne güzel oyuncaklarımız vardı.
Plastikten arabalarımız vardı.
Telden araba yapardık.
Yollarımızı kendimiz yapardık.
Sürerdik arabalarımızı yaptığımız yollarda.
Yolların çizgilerini çizerdik kiremitle.
Olurdu bir güzel yol.
Kırmızı kiremitti yol çizgilerini çizdiğimiz taşlar.
Kovboyculuk oynardık.
Silahımız tahta parçalarıydı.
Kimimiz olurdu Kızılderili, kimimiz olurdu beyaz adam ve filmin sonu gelmezdi gece yarılarına kadar.
Çivi oynardık, çivi.
Hatırladınız mı?
Nede çok severdik çivi oynamayı.
Dört gözle beklerdik yağmur yağsın diye.
Islak bir yer bulur, bir V işareti yapardık.
Elimizde inşaat kenarlarında bulduğumuz bir çivi ve saplardık saatlerce çiviyi ıslak zemine.
Kim kimi sıkıştıracak.
Kim kurtulacak kıskaçtan.
Gazoz kapağı toplardık ve yutmacasına oynardık.
Ya kibrit kutularının arkalı önlü yüzlerini itinayla kesip oynadığımız “basma” oyununa ne demeli?
Ama hiç birisi misket oynamanın yerini tutmazdı.
Bir dolu misketim vardı..
Ve sabah başlayıp, akşam bırakırdık misket oynamayı.
Basket oynardık.
Potamızı kendimiz yapardık.
Demir çubuğu oval bir şekilde kıvırır, bir kepenge tuttururduk.
Olurdu güzel bir pota.
Ve topu demir çubuktan geçirmenin keyfine varırdık.
Boş bulduğumuz arsa da futbol oynardık, patlak, plastik bir topla.
Bayrak maçları yapardık, mahalleler arası.
Bahçelerdeki meyveleri çalmaya giderdik.
“Hadin beyler dalmaya gidiyoruz” derdik.
Ne de eğlenceli olurdu.
Rahmetli Ahmet amca azmı kovalamıştı bizi?

Bizim hiç olmadı allı, pullu oyuncaklarımız.
Biliyor musunuz?
Pille çalışan oyuncağımız hiç yoktu.
Ama bizim oyuncaklarımız şimdikilere beş basardı.
Bizim oyunlarımız da şimdiki oyunlara beş basardı.
Bizim “örümcek adamımız” yoktu.
Bizim “Süpermenimiz” yoktu.
Termiatörümüz de yoktu.
Bizim cicili bicili masal ve hikâye kitaplarımız yoktu.
Ama sinema önlerinde satılan “Teksas, Tommikslerimiz” vardı.

Bu gün koca bir oyuncakcı dükkânına girdim.
Kızıma oyuncak almak için.
Kızım oyuncak istiyor yılbaşı hediyesi olarak.
El mahkum.
Lakin bize hiç alınmazdı yılbaşlarında oyuncak.
Ödülümüz, bol meyve ve kuruyemişti.
Dört gözle beklerdik yılbaşlarını.
Meyve ve kuruyemiş yemek için.
Ama çikolatamız yılbaşlarında da olmazdı.

Kızıma alacak oyuncak bulamadım.
O cicili bicili oyuncaklar arasında alınabilecek tek bir oyuncak bulamadım.
Yaratıcılıktan uzaktı oyuncaklar.
Renkliydi, ama soğuktu oyuncaklar.
Keyfsizdi.
Ve ruhu yoktu oyuncakların.

Çocuk diyor ki “ne kadar da sıkıcıymış sizin çocukluğunuz”.
“Neden?” dedim.
“İnternet yok.”
“Çok kanal yok.”
“LCD televizyon yok.”
“Çikolata yok.”
“Nede sıkıcı bir hayatmış” diye düşünüyor.
Acaba öyle miydi?
Yok canım.
Hiç de sıkıcı değildi.
Aksine, şimdi daha sıkıcı hayat.
Değil mi?

Kızıma alacak oyuncak bulamadım.
Karar verdim.
Yarın akşam çıta ile uçurtma yapacağım kızıma.
En güzel yeni yıl hediyesi olacağına eminim.
Hafta sonu da uçurtmaya gideriz diye düşündüm.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uçurtma için daha erken değil mi? (mevsim olarak). En güzeli bez bebek dikmek ailecek :-) Size ailenize sevgiler.

Hakkı Uysal 
 01.01.2009 1:45
Cevap :
Olur mu Hakkı bey Antalya'da tam da uçurtma için elverişli havalar mevcut. Hele bu gün hava bir güzel anlatamam. Tiril tiril bir güneş masmavi bir gökyüzü ama biraz soğuk.  01.01.2009 11:19
 

Hele dışarda özgürce uçurtmanın peşinden koşmaya bi başlasın... Nihat bey, çivi deyince aklıma geldi. Çocukluğumuzda kalınca dikdörtgen bir tahtayı (önce çizerek) nizamî (!) bir futbol sahası haline getirirdik. Kenarlarını da çıtalarla kapatırdık, top kaçmasın diye (!). Stadımızın orta sahası, ceza sahası, penaltı noktası hatta kalelerin ağları bile olurdu. Oyuncuların bulunduğu mevkilere çivileri çakardık. Topumuzda duruma göre madenî 5-10 kuruşlar. Rakip oyuncular sırayla, parmak uçlarıyla topu rakip filelere gönderip maçı kazanmaktaki becerilerini gösterirlerdi. Çocukluğumuzda yaratıcılık vardı. Yeni yılda sevdiklerinizle sağlık, mutlu ve başarılı günler dilerim. Selamlar

İlyas Bayram 
 30.12.2008 10:58
Cevap :
Bahsettiğiniz futbol maçını tahta üzerlerine az yapmadık İlyas bey. Kuşkusuz çocukluk dönemlerimizdeki yaratıcılığa baktığımızda bu günkü çocukarın ne de şansız olduklarını düşünüyorum.  30.12.2008 11:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1098
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster