Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '08

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
1104
 

Eskişehir - Kathmandu(9)

Eskişehir - Kathmandu(9)
 

Artık Hint alt kıtasındayız. Hala Pakistan da olsak da bölge coğrafi olarak böyle adlandırılıyor. 40 yıl öncesine kadar buralar Hindistan toprağıyken, uzun süren bölünme tartışmaları ve pazarlıklar sonucunda Lahore, Pakistan tarafında kalmış. Bu yüzden şehir Hint kültürünün izleri ile dolu. Zaten sadece 25 km .ötede Hindistan sınırı var. Punjab eyaletinin başkenti Lahore on milyonu aşkın nüfusu ile Pakistan’ın en büyük 2. şehri.Trende tanıştığımız biri Lahore hakkında ‘ orada her şey serbesttir’ demişti. Quetta’daki el-kaide sempazitanı , aşırı tutucu toplum yapısı ile kıyaslayınca Lahore’un ne kadar modern bir şehir olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Gerçekten de Lahore üniversiteleri, uluslararası etkinlikleri, politik duruşu, tarihsel dokusu, sanat faaliyetleri ile ülkenin kültür başkenti-Pakistan’ın Kalbi- olarak kabul ediliyor.Taftan ve Quetta ile Lahore arasındaki ekonomik ve sosyal fark insanı şaşırtacak düzeyde.Tek fark bu değil tabii; trenden iner inmez bizi karşılayan sağanak muson tipi yağmur bundan sonra hem sıcak hem de rutubetli iklimde yol alacağımızı bize hatırlattı. Sıcakla boğuşmaya vücudum artık alışmıştı ama rutubet bana o kuru çöl sıcağını özletecekti…

İsfahan da tanıştığımız Kanadalı bir kızın önerdiği hostel e gittik. Sahibi orada yer olmadığını ama istersek ayni fiyata evinde bizi konuk edebileceğini söyledi. Çevrede yaptiğımız araştırma sonucunda bugun şehirde boş yatak bulmanın zor olduğunu , bulabileceklerimizin ise pahalı olacağını öğrendik. Çünkü bu akşam sufilerin ayini varmiş ve çevre illerden izlemeye gelen çok oluyormuş. Evde konaklama önerisini kabul ettik. İyi ki kabul etmişiz zira ev sahibi Malik akşamki gösterinin müzisyenlerini organize eden bir adammış. Bu sayede hiç de turistik olmayan bu mistik sufi dansçılarını izleme şansımız oldu.

Bu ayinin ilginç yanlarından biri ; neredeyse 400 yıldır(1650lerden beri) aralıksız olarak her Perşembe yapılmasıymış.Sadece savaş zamanında kısa bir süreliğine ara verilmiş.

Saat 9 gibi ayinin yapılacağı mekana gittik. Acayip dar bir sokakta, kalabalık ve seyyar satıcılar yüzünden itiş kakış yürünüyor. Sokak lambaları çok az aydınlatıyor, ortalık loş ama ortamda yabancı olduğumuz hemen göze batıyor yine tüm bakışlar üzerimizde. Önüne sağlı sollu dilencilerin oturduğu bir merdivenden çıkıp kapıya geldiğimizde iriyarı korumalar ayakkabılarımızı çıkarmamızı işaret etti. Girdiğimiz avlunun ortasında türbe gibi bir şey var , üstü kubbeli.bu yapının önünde kucuk bir boşluk bırakılmiş, çevresine insanlar bağdaş kurmuş.Birilerine basmamaya dikkat ederek bir yere çömeldik. Loş isiğa gözlerim alışınca etraftaki herkesin sigara içtiğini fark ettim. Derken sahneye dört tane perküsyon çıktı. Hafiften vurmaya başladılar.O sırada ortada yeşil kıyafetli bir adam belirdi, elinde kocaman kırmızı bir yelpaze.Sahne çevresinden başlayarak oturanların arasında dolaşmaya başladı.

Bundan sonrası rüya mı gerçek mi bilmiyorum :

<ı>yeşilli adamın yelpaze sallaması müziğe uygun ritimde , sanki dans ediyor gibi.Ritim yavaş yavaş hızlanıyor, ortada duman artıyor ve herkes kendini ritme kaptırıyor, kafalar vücutlar sallanıyor.Ortaya elinde boru gibi bir müzik aleti olan beyaz entarili , kırmızı fular takmış , upuzun saçları ve sakalları olan bir adam çıkıyor. Boruyu öyle bir sesten üflüyor ki tüylerim diken diken oluyor.Sahneye çıkan adamlar önceleri sadece kafa sallarken, müzik yükseldikçe tüm vücutlarıyla titremeye , çılgınca dans etmeye başlıyor. Vahşi bir kabilenin tapınma törenini izlermiş gibiyim, herkes kendinden geçmiş, gözler kapalı.ortada bir grup dans ediyor oturanlar kafa sallıyor arada bir boru sesi içimizi titretiyor, birkaç adam aşka gelip çığlık atıyor, diğerleri toplu olarak cevap veriyor.bir süre sonra artık kafalar o kadar hızlı sallanıyor ki sanki adamların iki kafası varmış gibi görünüyor. Ritim hızlanıyor, ses artıyor, birden bir patlama sesi ve elektrikler kesiliyor .ortalık zifiri karanlık sadece çekilen sigaraların ateşi görünüyor ama müzik hiç durmuyor , çığliklar devam ediyor.karanlıkta patlayan flaşlar dans edenleri kesik kesik aydınlatıyor.müzik olabilecek en hızlı tekno ritminde , dansçıların heryeri sallanıyor terleri etrafa sıçrıyor…tam o anda yelpazeci önümde beliriyor.Zaten heyecandan, artan ritimden, kalabalıktan o kadar terlemişim ki, gözlerimi kapatıyorum; serinlik! Yelpazenin sesi, bir kuşun kanat çırpışı gibi ritmik ve rahatlatıcı.yoksa bunlar benim kanatlarım mı…

Müziğin kesilmesiyle rüya aleminden çıktım.sabahın ilk ışıklarına az kalmıştı.bir moto-rikşa ayarlayıp eve yollanıyoruz. Biraz gittikten sonra arabayı polis mi asker mi olduğunu anlamadığım eli kalaşnikoflu , bereli adamlar durduruyor.el feneriyle içeriye bakıp bizi indiriyorlar. Bizi kaportaya yaslayıp üstümüzü başımızı ararlarken aklıma‘Geceyarısı Ekspresi’geliyor. O sırada pasaportumu gören polis birden elektrik çarpmış gibi geri çekiliyor. Hemen aramayı kesip arkadaşlarına bir şeyler söylüyor ve bizi gönderiyorlar. Hayatımda ilk defa Türk pasaportu taşımanın bu kadar etkili olduğunu gördüm. Başka seyahatlerimde bulunduğum Türki cumhuriyetlerinde bile ülkemize karşı böyle bir ilgi ve yakınlık görmedim.

Kaldığımız eve dönüp ev sahibine olayı anlattığımda ‘burada Türk Pasaportu her kapıyı açar, kılınıza bile dokunamazlar’ dedi !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dostum yazını bir belgesel tadında okudum ve kıskandım:) ben de bu yaz bir aksilik olmasa Küba'ya gitmeyi düşünüyorum. haaa denizkızınızı yerime öp emi....sevgi ve dostlukla...

Doğan Durgun 
 28.03.2008 23:17
Cevap :
çok teşekkurler... bende senin yazılarını ilgiyle izliyorum... küba harika bir yer , çook istiyorum orayı yaşamayı... ama yaz iklimsel olarak uygun olmayabilir gibi geldi, araştirdin mi? sevgiler  29.03.2008 11:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1126
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Diş Hekimiyim. Sebebini bilmiyorum; küçük bir çocukken motosiklet kullanmak, dünyayı gezmek bir d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster