Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2865
 

Eskişehir'in yeni insanları

Eskişehir'in yeni insanları
 

İlk kez 70'li yıllarda gitmiştim Eskişehir'e bir tren yolculuğu ile. O yıllarda Anadolu Üniversitesi kurulmamıştı henüz. Aklımda kalanlar, içinden Porsuk Irmağı'nın geçtiği, askeri havaalanının olduğu, ortanın biraz üstünde büyüklükte bir Anadolu kenti olması idi sadece. Ve bir de çiğ böreği...

Uzun yıllar sonra, 2003 kasımında sergim nedeniyle düştü yolum bu kez. İyi ki de düşmüş. Gençliğin yeni kenti karşıladı beni. Yaş ortalamasının 20, hatta 19 olduğu, cıvıl cıvıl, dinamik insanların yaşadığı ve enerjileri ile sizi sarmalayıp içine aldığı, Anadolu Üniversitesi'nin şehre damgasını vurduğu, Porsuk çayının ıslah çalışmalarının, tramvay projesinin ve sokaklarına heykellerin yapılmaya yeni başlandığı bir kentle tanıştım.

Eski bir kereste fabrikasının yeni düzenlemesi ile yaratılan Anadolu'nun dört bir yanından toplanan eski kapılar yine eski gemilerden çıkma eşyalar, dümenler, çapalarla restore edilen nargile evi, bar gibi birimler "DOORS" adı altında sunulmuştu. Özellikle de Erzincan'dan getirilmiş devasa kapı, bahçeye oturtulmuş hali ile muhteşemdi. Yine eski bir şarap fabrikasının ve bahçesinin restore edilmesi ile oluşturulan kısımlar ve HAYAL KAHVESİ'nde gençlerle birlikte canlı rock müziği dinlemek ve dansetmek harika idi. Eski sebze pazarının restorasyonu ile oluşturulan "HALLER GENÇLİK MERKEZİ", kenarına dizilmiş alışveriş birimleri, mantı, çiğ börek gibi Eskişehir'e has yiyeceklerin sunulduğu minik dükkanları, canlı fasıl müziği ile bozkır ayazında bile sıcacık ortamı ile sığınacağınız muazzam büyüklükteki avlusu ile beni karşıladı.

2003 kasımında çağdaş gezginler gibi duyumsadım kendimi Eskişehir'de. Yeni bir şehri, gençlerin beni saran enerjisi ile keşfederken, eski mekanların fonksiyonel bir şekilde yaşamaya devam etmesinden çok büyük haz aldım. Eskişehir'e gidip de Eskişehir'i ya da ODUNPAZARI'nı görmemek, benim gibi "eski evler aşığı"na yakışmazdı tabii. O yıllarda restorasyon çalışmaları başlamamıştı henüz. Rengarenk, cumbalı, iki katlı, ahşap oymalı balkonları ile eski evlerin ve eski daracık sokakların içinde kayboldum gönüllü. Kapı önlerinde dantel ören kadınlar, alışkın edalarla objektife gülümserken, beni de her ne hikmetse araştırma yapan üniversite öğrencisi sanmışlardı (!) Bu durum, 2003 Eskişehir maceramın en büyük ödülü idi tabii bana...

2006'da artık daha yakındı yaşadığım şehir Eskişehir'e. Ve yine gittim defalarca. O çok sevdiğim mekanlar yerinde duruyordu çok şükür. Hatta Doors'a bir de şarap evi eklenmişti. (Belki de ben yeni keşfetmiştim) Şömine başında, çıtır çıtır yanan odunların sıcaklığı ve aleviyle, sıcak kırmızı şarap keyfi, hele bir de dışarıda dondurucu ayaz varsa ve kar da atıştırıyorsa, bambaşkaydı...

Anadolu Üniversitesi'nin muhteşem kampüsü ve bahçesi, artık tamamen ıslah edilmiş olan Porsuk ve üzerinde gezinen tekneler, şehrin dört bir yanını kuşatan Nene Hatun, Yunus Emre ve daha bir çok heykeller, rengarenk, öbek öbek çiçekler, tramvaylar, evleri restore edilmeye başlanan Odunpazarı'nda, Osmanlı evi, minik sergi salonu, üniversite konukevi ile karşıladı bu kez beni Eskişehir...

Türkiye'nin her yerine ve tabii büyük merkezlerine "tren" gibi çok rahat, ucuz ve güvenilir ulaşımı ile Eskişehir'i hala görmemişseniz, gençliğin enerjisinden nasibinizi almamışsanız ve de muhteşem çiğ böreklerini yememişseniz ayıp etmişsiniz!

Aynı zamanda heykel sanatı ile uğraştığını öğrendiğim sayın YILMAZ BÜYÜKERŞEN, Anadolu Üniversitesi'nin Türkiye'nin sayılı üniversiteleri arasında yer almasını sağlarken, kenti de yaşanılası çağdaş bir kent ve GENÇLİĞİN CENNETİ haline getirmiş ve bu arada bence gelişmişliğin en büyük göstergesi olan eski dokuyu da korumuş.

Ne diyelim, darısı bizim idarecilerin başına! Ya da HER İLE BİR BÜYÜKERŞEN NASİP OLA....

(fotoğraf: "eskişehirliyiz biz" sitesinden alınmıştır)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gerek resimleriniz ve gerekse tablolarınız enfes bir fotoğraf ve resim aşığı olarak sizi kutluyorum ve 25 yıl önce resim yapmayı bıraktığım için kendime hala kızıyorum hemde çok kızıyorum fakat kemdimi fotoğraf çekerek avutuyorum. saygılar başarılar.

kemal bolattas 
 16.05.2007 23:21
Cevap :
Sevgili Kemal bollotas,fotoğrafla resim öyle içiçedirler ki aslında.Biri doğayı zabteder,diğeride taklit.Ve ikisi de farkındalıktır sadece,yalın bir anlatımla.Mutlaka iyi kalite,küçücük bir grenli suluboya kağıtlarından oluşan bir defter alın kendinize.Bir de pilot kalem.O defteriniz yanınızdan hiç eksik olmasın.Pilot kalemle (Suda dağılan cinsinden olacak ama) çizin,gölgeleyin..noktalayın..taklit edin doğayı..bazı yerlerine de su verin hafifçe..Hatta portreler de yapabilirisiniz aynı metotla..ben hiç bi şey bulamazsam,nikah davetiyeleri arkasına yaparım.Harika oluyor.Onlar grenli,iyi kağıtlardır..Nerdeyse kurs verdim,sazı alınca elime:))Beğenileriniz,yorumunuz için çok teşekkür ederim.Sevgiler..  16.05.2007 23:34
 

tam bir avrupa kenti oldu...üniversite yıllarımdan beri gider gelirim..hızlı ve olumlu bi değişim sözkonusu...bazı kentlerde bir deniz olsa iyi olacak dersiniz ya:))ben bunu ilk defa eskişehirde hissetmedim,bir deniz tutkunu olarak...Büyükerşenin gerçekten katkısı büyük...dileğinize katılmamak elde değil...sevgilerimle..

ahu aydınlıgil 
 30.04.2007 17:42
Cevap :
Sevgili meslekdaşım,dün yine Eskişehirdeydim.Gençler,Porsuğun kenarındaki çimlere sereserpe yayılmışlar..Nehirde motorlu tekneler gezinti yapıyor,insanları ile..Masal gibiydi,Eskişehir dün..Değerli yorum,katkın,paylaşımın için teşekkürler canım..  30.04.2007 20:49
 

Madem Eskişehirliyim bende yarum yazmalıyım diye geçirdim içinden. Ben ilk-ort-lise günlerimi geçirdiğim ve doğduğum şehir olan Eskişehir'in gelişimini dikkatle izliyorum. Ve benim kolejde okuduğum yılların küçük ve neredeyse taşra kasabası olan Eskişehir'in şimdi geldiği noktaya hayranım. Çiğ Börek demişsiniz onun asıl adı Tatarların "şır böreği"dir, çarşıda papağnadan alınan çekirdek, sabahları muazzam simit, kara kedi'de boza, yüzme havuzlu doğal sıcak sulu hamamlar benim aklma gelenler. Belkide dönmek lazım memlekete...

Savaş ŞAKAR 
 24.03.2007 8:51
Cevap :
Eskişehir'e dair sevgi ,beğeni ve içten duygularımla kaleme aldığım yazı,neredeyse bir belgesee dönüşmek üzere(!)Eskişehir beğenisini yorumlarla paylaşmak, beni çok mutlu ediyor. Belki bir gün,"şır böreği"yerken karşılaşırız Papağanda ..Sevgiler ve duyarlı yorumunuz için teşekkürler...  26.03.2007 11:11
 

Eskişehirde okudum, ve bir daha okuyacak olsaydım başka bir şehir aklımın ucundan geçmezdi.. Buda'dan bahsetmemişsiniz, belki de görmediniz (Doors'un yanında, gidilmeye değer bir yer).. Elinize sağlık..

Özzlem 
 23.03.2007 13:55
Cevap :
Buda'yı kaçırdığıma üzüldüm doğrusu..Ama bir dahaki sefere söz!!(Aslında laf aramızda yazımın amacı biraz da bu,yani kaçırdığım yerler hakkında kopya alabilmek!!) Yorumunuz için teşekkürler ve sevgiler..  23.03.2007 14:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2267
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster