Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '08

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
838
 

Eskişehir-Kathmandu (3) Tebriz

Eskişehir-Kathmandu (3) Tebriz
 

iran


Çok uzun zaman önce izlemiştim; duvarlar yıkılmadan önceki bir tarihte bir demirperde ülkesine gizlice kamera sokmuş olan bir ekip sokakta kamerayı çantasından çıkarıp çekime başladığında bunu fark eden insanlar birdenbire panik içinde kaçışmaya başlıyorlardı.

Çocukluğumdan aklımda kalan bu kısacık imge , totaliter ve baskıcı rejimlerde yabancıların hoş karşılanmadığı ve onlarla ilişki kuranlara ceza verildiği fikrini kafama yerleştirmişti. İran a giderken kafam bu tür önyargılarla doluydu. Sonuçta baskı ve yasaklar ile, hem de en sıkılarından olan ‘şeriat’ ile yönetilen bir ülkeye gidiyordum. Sınırdan geçen her kadın hangi dini inanışa sahip olursa olsun başını örtmek, vücut hatlarını ve tenini gizleyecek şekilde giyinmek zorundaydı. Erkekler şort ve çok kısa kollu bir şey giyemezdi. okuduğum kitaplar ve web sitelerinde uzun saçlı erkeklerin saçlarını gizleyecek şekilde kep takmaları varsa küpelerini çıkarmaları öneriliyordu.Alkolün yasak olduğunu zaten biliyorduk ama kolonya, hatta paket halindeki kolonyalı mendillerin bile tehlikeli olacağından söz edenler vardı. Sırf bu yüzden tutuklanmak

hatta kırbaç ile cezalandırılmak işten bile değildi. Düşünüyordum, acaba sokakta yürürken peşime sivil polis takılacakmıydı, fotoğraf çekebilecekmiydim, insanlarla tanışıp konuşabilecekmiydim….

Daha İran a girdiğim üçüncü günde birçok insanla tanışmıştım.Çayhanede sohbet ettiğim esnafın kültür düzeyine hayran olmuş, bir gece bir şeyler atıştırmak için gittiğim bir büfede masa altından bira içen adamlara ısrarlarına dayanamayıp eşlik etmiş, uzun saçlı, gitar çalan, rock dinleyen gençler ile tanışmış, akşamları sokakta yürürken birkaç defa genç kızların kıkırdayarak bana laf atması gibi kendi memleketimde hiç başıma gelmemiş tuhaf olaylar yaşamıştım !

Türkiye o taraftan oradakilere nasıl farklı görünüyorsa , İran da buradan göründüğü gibi değildi.

Bir ülke hakkında yazarken yeme içme kültüründen bahsetmeden olmaz. İran da yemek konusunda öğrenmeniz gereken şey iki kelimeliktir; ‘Çelo Kebap’’ bizim adana kebabımıza benzer tarzda pişirilmiş etin pirinç ile sunulması ile oluşur.Tabii bu pilav safranlı veya limonludur. Diğer bir et yemeği ‘Abguşt’ ise(ab=su , guşt=et) haşlama et, bezelye, patates , soğandan oluşur.bütün bunlar tokmak benzeri bir aletle üzerine etsuyu dökülerek iyice ezilir. Çok çok nefistir ki ben en cok bu yemeği sevdim. Seyyar satıcılarda satılan haşlanmış yumurta ile patatesi ‘nan’ (lavaş) içine dürüm yapılarak yenen ‘fast food!’ ise halk arasında çok yaygın. İran da nar ve kavun bol bulunan meyveler. Sadece bu işi yapan küçük büfeler buzlu kavun , nar suları ve muzlu süt satıyorlar. Her çeşit kuruyemişin ucuz olduğu ülkede badem ve fıstık ile yapılan harika tatlılar var. Bu arada öğrendim ki İran bizim antep fıstığı diye adlandırdığımız ‘Pistacio’ da dünya piyasasının lideri konumundaymış.

Nargile ve çay her an her yerde içiliyor. Çay, su bardağından biraz küçük cam bardaklarda kaşıksız olarak servis ediliyor.şekerli içmek isterseniz ortadaki kasede duran yamuk yumuk katı şekerlerle kıtlama yapacaksınız. Bazı insanların herhalde soğusun diye çayı çaytabağına döküp oradan içtiğini gördüm. Belirtmek istiyorum İran çayı gerçekten çok nefis!

Tebriz de tanıştığımız Sehend ve Can tam birer Türkiye hayranılar...Uydudan sürekli izledikleri Türk kanalları sayesinde mükemmel Türkçe konuşuyorlar. Bizdeki demokratik hayata çok özeniyorlar, büyük bir üzüntüyle hükümetin yeni bir kararla yakında uydu antenlerini yasaklayacağını anlatıyorlar.Zaten her fırsatta molla rejimini kötülüyor , hayatlarından hiç memnun olmadıklarını söylüyorlar.

Bir gün Sehend in arabasıyla bir saat uzaklıktaki Kandovan ve Maraghe ye gittik. . Maraghe Moğol istilası sırasında halkın gizlenip yaşamak için büyük bir tepenin içini oyarak evler yaptığı bölge.Gerçekten o kadar iyi kamufle olmuş ki, evler ancak yanına yaklaşınca fark ediliyor.

Kandovan ise Kapadokya benzeri coğrafi yapıya sahip bir bölge.Halk taştan oyulmuş evler içinde yaşıyor. Yerel turizm için önemli bir yer. Ülkenin her yanından , özellikle Tahran ve Şiraz dan gelen turlar olduğunu söylediler. Yerel halkın el dokuması kilimler envai çeşit baharat ve kuruyemiş sattığı bir çarşısı var.

Dönüşte arabanın benzini azalınca bir akaryakıt istasyonuna yanaştık. İran da benzinin ucuz

olduğunu biliyordum ama bu kadarını da beklemiyordum. Bir depo için sadece 5(beş) YTL. verince gözlerim yuvalarından uğradı. Bizim burada 2 litre bile alamayacağımız paraya tam bir depo dolusu benzin aldık. Bu memlekette benzin kelimenin gerçek anlamıda sudan ucuz !

İran da Tebriz den sonraki durağımız İsfahan .Görülmeye değer çok fazla şeyin olmadığı, kaotik şehir Tahran ı Kathmanduya kadar çok uzun bir yolumuz olduğu için pas geçmeye karar verdik. Yapacağımız 14 saatlik otobüs yolculuğu ile İsafahan da olacağız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okuyunca İranın şirinelerini(Yaşpasta) özlediğimi farkettim. Tahranı keşke es geçmeseydiniz.Bence Tahran İranın İstanbulu.Sevgimle.

Hatiice 
 27.02.2008 9:21
Cevap :
haklısınız ama hindistan ve nepal e daha cok zaman ayirmaktı pas gecmekteki amacım. burası yakın nasıl olsa ,vize de istemiyor atlar geliriz ayrıca diye dusundum..  28.02.2008 11:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1127
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Diş Hekimiyim. Sebebini bilmiyorum; küçük bir çocukken motosiklet kullanmak, dünyayı gezmek bir d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster