Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
3000
 

Eskiye, geçmişe özlem .

Eskiye, geçmişe özlem .
 

Kırklı, ellili yaşlara gelindiğinde geriye bakıp yaşantımızda istediğimiz yerde, istediğimiz insanlarla birlikte isek pek sorun yok gibi değerlendirilebilir. Eh işte yaşayıp gidiyoruz çok şükür der geçeriz. Hayatı her yönü ile kabullenmiş, maddi, manevi anlamda bir düzen içindeyiz birçoğumuz. Öyle ise; Eskiye duyulan bu özlemin sebebi nedir? Neden eski şarkıları dinlerken daha bir farklı hissederiz. Nostalji albümlerinin vitrinlerde ön sıralarda yer almasının sebebi nedir. Müzeleri, okulların kültür faaliyetlerine zorunlu katılımcısı öğrencilerin dışında, yaşları orta yaşın üzerinde olan insanlar daha sık ziyaret eder. Eski yapılar restore edilir, arkeologlar hayatlarının büyük bir bölümünde, toprağın altında üstü yıllardır örtülü yaşantılardan izler ararlar. Nedir bu merak, bu eskiye rağbetin sırrı... Eski dostlarımızı anarken neden özlemle, sevgi ile, saygı ile ya da pişmanlıklar, keşkeler doluveriyor düşüncelerimize. Eski oyuncaklarını biriktiren, en azından bir tanesini hala saklayanlar yok mu aramızda... Eski sevgilerde yaşadığımız o tutkulu, buram, buram sevda kokusunu getirmiyor mu bildik rüzgarlar.

Dudaklarımızda o eski buselerin tadını, tenimizde o eski sevdalı dokunuşların ürpertisini neden hissediyor ve aynı gizli mutlulukları yaşıyoruz tüm mahrem sırlarımızı saklayan düşüncelerimizde. Yıllar öncesinde yaşadığımız kızgınlıkların, haksızlıkların, hatta acıların bitirdiği beraberlikleri bile anarken ‘’ Güzeldi, iyi ki yaşamışım’’ dedirten ne? Yerine, yenisini koyamamış olmak mı acaba? Yoksa, sorguladığımız hayata bakış açımızın değişiminin getirdiği yeni, ama’’ keşke, şimdi ki aklım olsaydı’’ deyişlerin yaşlılığın popüler sözcüğünü pek sevdiğimizden mi ? Siz ne dersiniz? Nerede o eski …. Siz hangisini özlüyorsanız, onu yazın noktalanmış boşluğa. Evet, hayatımızda dünlere özlem var. Öyle, kavuşulması mümkün ayrılıkların hissettirdiği özlem değil bu. Başka birşey. Bizim için önemli olan, ruhumuzun tüm gel gitlerine, iniş çıkışlarına girmiş, acı tatlı hatıraların içinden seslenen bir şey bu. Bize tek bir kelime söyletiyor… Neredesin? Kimine göre, geçmiş geçmiştir, dönüp bakmak, aramak gereksizdir. Kimi, o zamanları tekrar yaşama özlemini ‘’Keşke o günlere dönebilsem ‘’ diyerek belirtir. Zamanın hızlı akışı bizleri sele kapılan bir dal parçası gibi sürükler oldu. Bu akış içinde her şey farklılaştı. Teknolojinin gelişimi elbette hayatımıza büyük kolaylıklar getirdi. Ama, farkına varamadığımız, varmamıza fırsat vermeden çok şeyi aldı, götürdü. İnsan ilişkilerinde gelinen nokta hiç de olumlu değil. Komşuluk öldü başın sağ olsun diyoruz şimdilerde. Sevgimizi hangi kamera ya da ses kayıt cihazı kayıt altına alıp ileride şantaj malzemesi olarak kullanacak diye düşünürken nasıl yaşayabiliriz. Sözün senet olduğu günlerden, senetlerin, çeklerin karşılıksızlıktan havalarda uçuştuğu mahkeme koridorlarına geldik. Aile ilişkilerimize de bir haller oldu. Nerede sevgi, saygı, güven… Doğanın bize sunduğu güzelliklerin hangisini koruma, kollama düşüncesindeyiz. Nerede yardımseverlik, nerede babacan insanlar, yaslanıp ağlayabileceğimiz dost omuzlar nerede? Çıkarlar insanlığımızın önüne neden, böylesine acıtarak geçti. Can ciğer dostlar birbirini boğazlar hale geldi. Neden? Bu olumsuz örnekleri her birimiz kendi yaşantımızdan örneklerle arttırabiliriz. Sanırım yazının sonunda sizlerin de, aynı soru düşüncelerinizde yer bulacaktır. İşte eskiye özlem bu sorunun cevabını ararken ortaya çıktı bende… Sizin de anılara, geçmişe özlem duyduğunuzda kapağını kaldırıp tozlanmış, sararmış yaşam mücevherlerinizi silip, temizlediğiniz, okşadığınız , yeniden düşünüp ‘’ İYİ Kİ YAŞAMIŞIM ‘’ dediğiniz, yaşanmışlıklarınızın izlerini, ömrünüzün sonuna kadar, saklayacak hazine sandığınız varsa, açın ara sıra… Her şeye rağmen… İyi geldiğini göreceksiniz. Selma Güneş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bırakınız allasen; Gaz lambası, stabrilize yollar, vasıta yok, ayaklarda çarık, lastik. Şeker, sigara, kömür karneyle. Hele hele CHP iktidarlarında köylü verginin altında ezilince mahsulünü toprağa gömmeler; daha sonra iktidar olduğunda şeker yok, yağ yok, benzin yok, tütün yok; ortalık devrimcilerin silahından çıkan kurşunlarla kan gölü. Antalya'da yakalandı Devrimci birisi. Tam 10 polis öldürmüş. Eskinin nesini özleyeceğim. Hoş; şimdi eskiden iyi değil ya...

Yüksel ÖNAÇAN 
 19.06.2010 17:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 654
Kayıt tarihi
: 08.03.09
 
 

Yaşamı tüm engellere rağmen sürdürmekten yorgun bir savaşcıyım. Anadolu Üniversitesi İş idaresi Bö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster