Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
2760
 

Eskiye özlem, candan sevgiler, mektuplar

Eskiye özlem, candan sevgiler, mektuplar
 

Yeni Yıl Kartpostalı


İzlenimler, Gizemli Bir Söyleşi

Nabide KILINÇ


ESKİYE ÖZLEM, CANDAN SEVGİLER, MEKTUPLAR...


Mektup. Selam eder, ellerinizden öper, acele cevap beklerim dediğimiz mektuplar, bayramlarda yolladığımız kartpostallar artık tarihe karıştı. Kart seçerken hangi manzara olmalı, yoksa bulunduğumuz şehri görüntüleyen resimler mi diye seçerdik. Bunları yaparken, sevdiklerimize yollarken heyecan duyar, duygu ve düşüncemizi yazacağız diye, anlam bulurduk. Özlediğimiz sevdiklerimize, tanıdıklarımıza, dostlarımıza bu heyecan ve duyguyla ulaşırdık.

Eskiye özlem gitgide çoğalır hale geldi. Mektup beklemek, özlenen duyguyu beklemek olurdu.

Sevdiklerimizin iyiliklerini, haberlerini mektupla alırdık, öğrenirdik. İki sevgili aralarında mektuplaşır, sevgilerini, duygularını, aşklarını, düşüncelerini mektuplarla dile getirirlerdi. İletişim araçları çıktı, duygular, düşünceler, dostluklar, candan yürekler yok oldu. Postacı mektubu getirsin diye yolunu dört gözle beklediğimiz o mektuplar, kartpostallar, telgraflar yerini iletişim araçlarına bıraktı. Mektuplar ve kartpostallar tarihi özelliğini koruyacak hep. Neredeyse koleksiyonlarda, arşivlerde kalacak.

Telgraf yine kullanılmakta, örneğin bir düğün davetiyesi aldığımızda gidemiyorsak, telgraf çekerek mutlu günü kutlamaktayız.

Şimdi Kütüphanede çocuklara “bakın çocuklar postacı amca geliyor, mektup getiriyor” diye söylemekteyim.

Dün gece evimde albüm ve fotoğrafları karıştırırken, elime bir kart geçiyor. Kart bundan otuz üç yıl öncesine ait, hatıra olarak saklamaktayım. Yeni Yıl kartı . Arkasında şöyle yazmakta; “ Sevgili Kardeşim, Yeni Yılını kutlar, sağlık, başarı dileklerimle yanaklarından öperiz” diye yazıyor. Kartı sevgili Macide ablam yazıyor, postaya veriyor. Ben o zamanlar lise dönemine giriyorum. Bu kartı postacı getiriyor, öyle seviniyorum ki, evimizin hayatında ( Muğla evlerinin avlusu) açıp heyecanla, özlemle okuyorum. Elimde çantam, sırtımda okul giysilerimle, liseli heyecanımla... Kartı özel bir hatıra olarak ömrümün sonuna kadar saklayacağım, sonra da arşivimdeki bu kartı biricik kızımız Ece’ye vereceğim. O saklayacak, o okuyacak. Kalemi ve yazıyı , duyguyu o hissedecek...Çünkü annesinin hatırası, kartı ve el yazısı olarak.

Söz fotoğraftan açılmışken, birkaç kelime bundan bahsedelim. Kendileri adlı kitabı okurken, Tarık Dursun kendini anlatırken şöyle diyor; İnsan kendini bana sorarsanız en iyi biçimde albümlerde bulur. Fotoğrafı kim bulmuşsa onu saygıyla selamlıyorum. Bir resim ve annemin albümdeki fotoğrafların bence iki kusuru var. Birincisi hızla sararıyorlar. İkincisi ise, yansıttıkları insanlarını hiç yaşlandırmıyorlar” demektedir.

İletişim araçlarında kalmıştık. Şimdi bayrama girerken cep telefonumuza bayram kutlaması mesajı geliyor. Bazen bakıyorum ki, internette hazırlanmış dilekler. Şuna önemle ve özellikle dikkat ediyorum. Yazdığım her cevap ve dilek, kendi duygum ve düşüncem, hissettiklerim oluyor, candan gidiyor. Ben bu hazır yolla gelen mailden karşımdaki tanıdık dostu ve akrabamı, duygularını, candanlığını duymuyor, hissedemiyorum..

Sevgiler, dostluklar, aşklar, özlemler, daha güzel, daha içten, daha candan yaşanmalı. İnsanlar birbirleriyle kaynaşmalı, birbirlerinin hatırını sormalı, gözlerine bakarak konuşmalı, yüzlerine kan, can gelmeli. Gözler gülümsemeli. Yüzler gülmeli.

Biricik kızımız Ece bir gün bana dedi ki; Haydi teyzeciğim seninle mektuplaşalım. Güzeldi söylediği. Özlemlerimiz , duygularımız , işlerimiz, kıvılcımlarımız vardı birbirimize anlatacak. Bir gün oturdum kalemi kağıdı elime aldım, başladım mektup yazmaya. Sayfalar dolusu gitti, postaya verdim. Almanya’ya on beş günde ulaşıyor mektup. 16. gün elinde, hemen telefonuna yazıyor, teyzeciğim mektubunu aldım, hemen açtım eve çıkıyorum, okumak için heyecanlıyım.

Mektubun kokusu, bize sevginin , özlemin ve duygunun, birbirimize sarılışın kokusu, belgesi oluyor.

İletişim araçlarının yarattığı yapay haberleşmeler bu mektupların, duyguların yerini tutmuyor. Bizi duygudan, düşünceden, yazmaktan yoksun bırakıyor. Candan sevgiden...Eskiye özlem duyuluyor gitgide, dostluklar da, sevgiler de...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eskiden mektuplara maniler de eklerlerdi: Mektup yazdım yaz idi Kalemim kiraz idi Daha yazacaktım ama Mürekkebim az idi. Mektup yazdım acele Al eline hecele Mektup benim vekilim Al koynuna gecele. Şimdi nerde eski mektuplar. Yazınız çok güzel olmuş. Sevgilerle. Ünal Şöhret Dirlik

Nabide Kılınç 
 31.01.2009 23:57
Cevap :
Evet. Bizim eskiden komşularımız olan büyüklerimiz ve dedelerimiz iyi, kalıcı dostluklar kurmuşlar. Ve otururlar, maniler çıkarırlarmış. Dedem, ben çok küçükmüşüm göremedim, fotoğrafında gördüm iki dedemi de. Çok esprili, çok hoş sohbetler eden sevilen, sayılan, güvenilen bir adammış.Allah rahmet eylesin. Oturduklarında maniler, söyleşiler, fıkralar, masallar anlatır, hayatın içinden dem vururlarmış...Bana bunları bugün yaşı bir hayli ilerlemiş kişiler söylemişti. Mektuplara kilim dokur gibi duygular, düşünceler işlenirdi...Fethiye'de Celal bey vardı, televizyon program yapımcısı ve gazetede yazıları, o da bir dönemde mektubun önemini işlemişti, yazısında... Saygılar, Nabide KILINÇ, Yerkesik...  01.02.2009 13:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 635
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 511
Kayıt tarihi
: 19.07.08
 
 

Muğla'nın YERKESİK  beldesinde dünyaya gelmişim.  Yöremin o solunacak havasını, coğrafyasını çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster