Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
628
 

Eskiye Özlem

Eskiye Özlem
 

Bir yılı daha gerilerde bıraktık. Gençler için sevindirici, benim gibi biraz biraz orta yaşa yaklaşmış (dilim varmıyor bir türlü orta yaş demeye) kişiler için buruk bir tat bırakan yıllar gelip geçiyor. Bu yıl nedense kartpostallar geldi aklıma biraz araştırayım dedim nereden gelmiş, nereye gitmiş bu geçmişin vazgeçilmez kartpostalları.

19. yüzyılın ortalarında Avrupa ve Amerika’da kullanılan ilk kartvizitler, bugünkü kartpostalların atası olarak biliniyor. Çoğunlukla arkadaş ziyaretlerinde ve özel günlerde kullanılan bu kartvizitin yaratıcısı Paris’li portre sanatçısı Andre Disderi’ymiş. Zamanla İmparator III. Napolyon’nun kendi kartı için Disteri’ye poz vermesinin ardından kartvizitler, doğum günlerinde, yortularda yakın çevreye verilmeye başlamış. Victoria Dönemi’nde ise kartvizit albümleri ortaya çıkmış. Amerikan İç Savaşı sırasında büyük bir pazara dönüşen kartvizitlerin boyutları büyüyerek kartpostala dönmüş. Birdenbire benimsenen kartpostallar, büyük bir çılgınlıkla tüm dünyaya yayılmaya başlamış. Dünyayla birlikte Türkiye’de de yaygınlaşan kartpostallar, yıllarca bayramların yeni yıl kutlamalarının vazgeçilmez tebrik mesajlarını taşımış, durmuş.

Okuma yazma işlemini tamamladığım günden, kartpostalların teknolojiyle birlikte yok olmasına kadar en büyük heyecanımdı kartpostal seçmek. Göndereceğim kişinin yapısına göre seçmeye çalışırdım. Ve karşı taraftan gelen kartpostalları ise itina ile saklardım. Onlarda hem görsel bir zevk bulurdum hem de içeriğindeki sevgiyi, özlemi, hatırlanmış olmayı içime çekerdim.Deste deste olan kartpostalları arkadaşlarıma göstermek ayrı bir gurur aracıydı benim için. Aslında emekti kartpostala olan sevgimi açıklayan kelime. Emek vermeden neyi elde edebiliyor ki insanoğlu. Kaldırımlarda kurulan tezgahlar, başına üşüşen insanlar. Neyi alsam, hangisini alsam, kaç tane alsam zarflarını unutmayayım, aman gecikmeden postaya vereyim telaşı değil midir? kartpostalı değerli kılan.

Sonraları teknoloji geliştikçe önce telefon trafiği ile halledilmeye başlandı tebrikler, kutlamalar.Artık kart almak biraz biraz külfet olmaya başlamıştı insanlar için. Bir türlü alamadım, elim varmadı, geciktim bundan sonra gönderilmez neyse telefon ederimler geldi. Yıllar geçtikçe internet girdi hayatımıza. Anında haberleşme varken ne diye kartlarla uğraşacaktık ki. Her şey anında karşında ve elinin altında. Görüntü bile lüks olmaktan çıkmış karşındakini görerek sohbet edebiliyorken kartlarla ne işin olurdu senin. Ve nitekim çocuklarımız postadan kartpostal gelmesinin nasıl bir tat olduğunu öğrenemeden büyüdüler.

Gerçekte internetin faydalarını, kolaylığını inkar etmek nankörlük olur. Ancak benim için sanki duygu eksikliği var gibi bu internet denen canavarda. Mesela internetten bayram ya da yeni yılını kutladığım kişiler (ben dahil) yeterli bulmuyoruz ve telefon ederek tekrar kutluyoruz. Doğru mu? Size de öyle olmuyor mu?

Eveet bu kadar sohbetten sonra internetin bana sunduğu bu imkana teşekkür ediyor ve sizlere bu yazımla birlikte iyi yıl dileklerimi iletiyorum. Hepiniz sağlıcakla kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nilgün abla belki de ben o kartpostal almanın heyecanını tatmamış dediğiniz yeni nesile dahil oluyorum.Ama kısa bir dönem de olsa böyle bir heyeanı tatmıştım.Teyzem Erzurum'dayken bize bayramda kartpostallar atarddı ben küçükken.Sanırım 6-7 yaşlarında bir çocuktum henüz.Ama o zaman okuma-yazma bilmememe karşın içimde bir sevinç uyanırdı ve şu anda 20 yaşındayım teyzemin bayramını kısa mesajla kutluyorum.Tabi heyecan veriyor mu şüpheli ama yapabileceğimiz bir şey yok.Biz popüler kültürün çocuklarıyız.Elimizden bir şey gelmez.Onun sunduğu hayatı yaşarız.Çünkü yaşama şeklimizi o belirliyor.Çaresiziz...Yeniyılın size sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.Paylaşımınız için teşekkürler...

Masafuso 
 04.01.2008 16:27
Cevap :
Zaten ben de sizin gibi gençler için yazmamıştım bu yazıyı. Sizin de kendinize göre böyle unutulmazlarınız olacaktır muhakkak. O zaman sizden sonrakiler sizin ne dediğinizi tam anlamayacaklar bu çark böyle sürüp gidecektir bence... sevgiler  04.01.2008 22:46
 

Sevgili Nilgün, böyle hitap ediyorum, çünkü hem yaşıtız, hemde cümlelerinden sevgi dolu biri olduğun anlaşılıyor. Yazını bir anımla yorumlamak istiyorum. Öğretmen Okulu son sınıftayız sanırım. Sınıf arkadaşlarımızla yemekte, bahçede, yatakhanede kısacası her ortamda birlikteyiz. Böyle özel günlerde birbirimizi canlı canlı kutlardık ama gene de çarşıdaki postaneden herkes herkese kart gönderirdi. Sonra bu kartlardaki görsel objelerden kim kime ne demek istemiş diye uzunca bir süre kafa yorardık. Birde kız arkadaşına yada erkek arkadaşına yüz yüze ifade edemediğin duyguları yansıtması açısından biz Anadolu çocuklarının vazgeçilmeziydi kartpostallar. Evet teknoloji çok şey sundu bizlere ama çok şey de aldı maalesef. Sana kızınla birlikte kartpostal gibi bir yaşam dilerim. Şimdi orta yaş mıyız biz. Hay ağzına sağlık. Sevgiyle kal...

Hasan Savan 
 03.01.2008 10:18
Cevap :
Sevgili Hasan, benim hakkımdaki iyi düşüncelerinizden dolayı öncelikle teşekkür ederim. Evet dediğiniz gibi o kartpostallarda ne yoktu ki. Hatta kızgınlığımızı ifade etmek için bile kullanabilirdik o kartları. Mesela ben, şayet kızmış veya kırılmışsam o kişiye ona göre bir kart seçerdim. Bir nevi intikam sanki. Çocukluk, gençlik işte. Küsümüz bile kinle kirletilemiyordu o zamanlar. Sevgiyle, mutlulukla, sağlıkla kalın.  03.01.2008 18:18
 

Sn.Nıl hn,İnsan hissettiği yaştadır.Senelerin pek fazla önemi yok bence,seneler gelir gider.Bİzede nostaljisi kalır.Kartpostallarda olduğu gibi.Değerli dostum Necip Köni bey hislerime tercüman olmuş .. kalın saglıcakla.

Hasan Göksu PBahçe 
 02.01.2008 23:41
Cevap :
Teşekkürler Hasan Bey, tabii ki insan hissettiği yaştadır. Ancak bazen nüfus cüzdanındaki yaşını görüverir oluyorsun. Yoksa bende hayatı seven geçmişi sadece mutlulukla anımsayanlardanımdır. Sevgiyle, sağlıkla kalın.  03.01.2008 18:23
 

Hani karlar içinde, çam ağaçlarının arasında, pencerelerinde sarı sıcak ışlıklar yanan ve simli olanları vardı... emimnim hatırlarsın..:)) Ben bayılırdım onlara. Bakınca içinde kaybolur ve hayatın masal yanına geçmiş gibi hissederdim kendimi. Şimdi e-postalar, e-kartlar var çeşit çeşit ama bir kartpostalı eline almanın yerini tutabilir mi hiç..:)) Sayende gidip geldik eskilere şöyle bir...:)) Teşekkürler ve çok sevgiler...:))

Yıldız... 
 02.01.2008 16:17
Cevap :
Hatırlamaz mıyım? Yazıyı yazarken gözümün önünde onlar vardı. Ancak senin gibi güzel ifade etmek aklıma gelmedi desem yalan olmaz. Bence de çok güzellerdi. Ve ah o günler ah o günler demenin tam yeri. Teşekkür ederim canım arkadaşım seni seviyorum.  02.01.2008 16:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1213
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1957 yılının Kasım ayında dünyaya gelmişim. Neşeli, hayatı seven dolayısı ile insanları seven biriyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster