Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '15

 
Kategori
Alışveriş - Moda
 

ESPAS

ESPAS
 

Kalasaris


ZENGİNE UZUN KALASİRİS, FAKİRE KISA KALASİRİS

Size “Espas” isimli köşemden ilk yazımla merhaba diyorum.
Bu köşede her hafta moda ile ilgili yazılarımı paylaşacağım.
Yorumlarınız ve önerileriniz benim için ışık olacak.
Benim değil sizin köşenizde sizin için yazacağım.
İlk yazım nasıl olabilir diye çok düşündüm!
Yazdım sildim;
Olmadı dedim.
Kış’a attım suçu.
Gri ve soğuksun hüzünlüsün,
O sebeple ilham gelmiyor dedim.
Anlatacak çok şey var hangisinden başlasam?
İlk konum ne olmalı diye düşündüm?
Sonra !!!
Neden espas ?
Önce, işte bu sorunun cevabını sizinle paylaşmalıydım.
İlk moda eğitimimi aldığımda henüz 13 yaşındaydım.
Her şey çizgiydi!
Her şeyin mutlak bir matematiği vardı
İsminden bihaber olduğum “Espas”
Gözümü rahatsız eden dengeler, fazla boş olan alanlar, üst üste sıkıştırılmış yorgun
olan her görüntü dönüp dolaşıp onun kapısına çıkarıyordu beni.
 
Güzel Sanatlar Akademisinde okuduğum yıllarda karşıma çıktı “espas”.
Yıllar evvel haberdardık birbirimizden ama isimsizdi.
O gün bugündür sadece harflere değil, mimari eserlere, üzerimizde taşıdığımız tasarımlara,
ev tekstilinden dekorasyona kadar her yerde yanımdadır.
Onun dengesini, dolu boş alan ritmini severim.

Türk Dil Kurumunda Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden
daha kısa ve küçük metal çubuk;
Ve
“Aralık “ denilerek açıklanmıştır.
 
Evet bende de aralıktır.
Objeler arası aralık.
Binalar arası nefes alacak alan.
Ağaçlar arası mesafe.
Tasarımda gustosu olan kesimler arası, renkler arası dengedir.
 
Ve bazen de insanlar arası mesafedir en altın oran olanından…

Köşemde bugünden, önümüzdeki yılın trendlerinden çok bahsetmeyeceğim.
Siz sevgili okurlar zaten moda olanı ve gelecek olan trendi, ne, nerde, kaç para hepsini
takip ediyor ve biliyorsunuz.
Bu köşede günden uzaklaşıp düne gideceğiz
 
ZENGİNE UZUN KALASİRİS, FAKİRE KISA KALASİRİS
 
İlk yolculuğumuz Mısır’a
O döneme ait heykeller ve freskler esrarlı olan uygarlığın kapılarını bize aralamaktadır.
Mısır’da sıcak mevsim sebebiyle vücudun büyük bir bölümünü açıkta bırakan kıyafetlerin giyildiğini görmekteyiz.
Bu, iklimlerin modanın gelişmesinde ve değişmesinde ne denli etkili olduğunun en önemli kanıtlarından biridir.
Ayrıca sınıfsal ayrımlarda kıyafetlere yansımıştır.
Alt tabakanın giyim tarzı daha sade ve çıplaklığa daha yakın iken yüksek tabaka daha görkemli ve süslü giyinmektedir.
Eski krallık, orta krallık ve yeni krallık dönemlerinde kıyafetlerin değişime uğradığını görürüz.
Eski krallık döneminde alt tabaka çıplak iken; yüksek tabaka vücudunun üstünü açıkta bırakıp alt kısmını peştamala benzer bir etek formu ile sarmıştır.
Etek formunun tarihteki yolculuğu sanırım birazcık gözünüzde canlanmaya başlamıştır.
Orta krallık dönemine gelindiğinde ise “kalasiris” sahnededir.
Göğüsten ayak bileğine kadar inen düz dar bir elbisedir.
Göğüsten geçen tek ya da çift bantla bazen de bant yerine boncuktan yapılan gerdanlıkla kullanılırdı.
Kalasiris’in sınıfsal ayrılıklara göre de çeşitleri vardı.
Uzun kalasiris zenginleri kısa kalasiris fakirleri temsil ederdi.
Yeni krallık döneminde ise kıyafetlerin giderek hareketlenmeye daha detaylı hale gelmeye başladığı görülür.
Bu dönemde vücudun açıkta kalan kısımları şallarla örtülürken saydam pilili kumaşlarda karşımıza çıkar.
İp’in yolculuğu devam etmektedir.
Şekilden şekle renkten renge bir çok farklı kaliteye bürünür ve bedenleri sarar.
Bugün bile beğenerek kullandığımız pilisenin ataları aslında onlardır.
Mısırlı kadınlar nemli kumaşları kıvırarak taşın altına koyar ve ilk ilkel pilise ortaya çıkar.
Kalasirislerde artık piliselerde vardır.
 
BAŞTA Kİ TAÇIN VE ÖLÜLER KİTABININ LOTUSU
Farklı kumaş arayışları derilerin kullanılması ve kök boyalardan elde edilen renklerle farklılaşan kıyafetler bizi bir uygarlığa yaklaştırmakta ve hayal gücümüzü zorlamaktadır. 

Giysilerin üstüne hayvan motifleri yapılmış, aksesuarlarla bedenler süslenmiştir
Ayaklarına palmiye yaprağından sandaletler yapmışlar, ayak bileğine ve kola“pandantif” denilen takılar takmışlar, taçlar, gerdanlıklar kullanmışlardır.
Doğayla eşsiz bir uyum içinde yaşamışlar ve uygarlıklarının adımlarını evrenle bir bütün olarak atmışlardır.
Aslında her şeyin bir anlamı vardır. Kullanılan figürlerin, yapılan motiflerin, uzun ya da kısa olan etek boylarının, alnın ortasına takılan “amulet” lerin.
Ve tabii bayramlarda başa taç olarak takılan lotus çiçeğinin …

LOTUS
Lotus çiçekleri ile bezeli taçların üzerine güzel kokulu yağlı koniler koyulurdu.
Başa taç yapılan bu çiçek Mısır’da “sonsuz hayat” sembolüydü.
Lotus aslında “MU” uygarlığının da sembolüydü.
Mısır’ın ölüler kitabında sıklıkla karşımıza çıkan lotus bu kitapta taçta kullanıldığı gibi değildir hep kapalı ve ölü tasvir edilmiştir.
Bu “MU” uygarlığının yok oluşunun ifadesidir.
Tarihte yaşananlar ve modanın gelişim akrep ile yelkovan gibidir.
Hep birbirlerini takip ederler ve asla yalnız var olamazlar.

Handan KOLTUK 
 
 
 
 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 88
Kayıt tarihi
: 06.03.15
 
 

Moda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster