Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
934
 

Estepeta

Estepeta
 

9 yaşlarındayım, parktayız. İleride bir grup lise çağında genç kahkahalar atarak çınlatıyorlar parkı. İçlerinden biri, uzakta olduklarından tam olarak anlayamadığım bir kelime söylüyor, diğer gençler bir anda heykel kesiliyor, hiç kıpırdamadan duruyorlar. Kısa bir süre sonra da kıpırdayıp, kahkahayı basıyorlar. Merakımı yenemeyerek babama soruyorum ne yaptıklarını, babam gösterdiğim yöne bir süre bakıyor ve sorumu cevaplıyor; Estepeta oynuyorlar, diyor.

Sonraları aynı oyunu, aynı kahkahalar içinde ne çok oynadım arkadaşlarımla. Ama biz, ' Estepeta ' yerine ' Tıp ' diye bağırıyorduk. İçimizden ebe olan tıp diye bağırınca, o anda ne yapıyorsak yapalım hemen heykel kesiliyorduk, ta ki arkadaşlarımızdan biri kıpırdayana kadar. Bu kıpırdama ise çoğu kez bir kıkırtı yüzünden başlıyordu. Kim kıkırdayıp, kıpırdadıysa o ebe oluyor, aynı sahneler tekrarlanıyordu neşe içinde. Kimi zaman da nasılsa heykel pozisyonumuzu hiç bozmazdık, ebe arkadaşımız ' Boz ' komutu verirdi.

Bütün bunlar yorgun bir günün ardından eve dönerken geçti aklımdan. Sabahın 08.30'unda evden çıkmış; yaklaşık 5 saat başım öne eğik, milimetre boyutlarındaki minyatür deniz dalgalarını boyamış, alış veriş yapmış ve bütün bunlar yüzünden migrene benzer tatsız bir baş ağrısına teslim olmuşken hem de...

Şehrin ana arterinden karşıya geçtiğimde çantamdan cep telefonumu çıkartmış, çok sevdiğim bir arkadaşımı aramak üzereydim ki; siren sesleri kapladı ortalığı. Ardından bütün araçlar öndekinin yoldan çekilmesi için korna çalmaya başladı. Siren sesi, kornalar, mağazaların kapılarından caddeye yayılan müzik, insan uğultuları içinde buldum kendimi bir anda. Neredeydim, neler oluyordu? Neden o âsude bahar ülkesi sadece ' Ölüm ' olarak anılmıştı şiirde? Bu dünyada âsude kalan bir köşe kalmadığı için mi?

Bütün bu olan bitenin içinde, birden ' Estepeta ' diye haykırmak geldi içimden. Haykırayım da her şey donsun, dinlensin, hayat bulsun ve sonra ' Boz ' diyeyim yeniden.

Şehirler yorgun, yollar yorgun, insanlar yorgun, ruhlar yılgın...Evler, odalar bile yorgun belki de...Nasıl dinlenirler bilemem. Şu klâsikleşmiş ' Alıp başımızı dağlara gitmek ' söylemini gerçeğe dönüştürebilsek, dinlendirir mi ki yılgın ruhlarımızı? Yanımıza alacağımız baş, içindeki onlarca çözülmeyi bekleyen sorunla dağın başında rahat bırakır mı ki bizi? Bir mola vermemiz gerekiyorsa, o özlediğimiz dinginliğe kavuşmak için, bu molanın ille de hastalanıp yatağa düşerek mi gerçekleşmesi gerekiyor?

Yemyeşil ağaçlar, serin sular, mavilikler, tatlı esintiler, kiremit çatılı bahçe içinde evler, hadi olsun da sadece karatren sesi duyulan bir yer olsun. Çıkıp yorgun şehirlerin meydanlarına, hep bir ağızdan haykırsak mı ' Estepeta!!! ' diye. Şehir, yollar, insanlar, evler, odalar, en önemlisi ruhlar dinlense...

ESTEPETA hayat!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana gönderdiğiniz mesajdan sonra blogunuza baktım."Anılar" bölümünden iki yazı okudum( Hepsini de okuyacağım).Otuz altı yıl resmi ve özel kurumlarda çalışmış Türkçe-Edebiyat öğretmeni olarak dikkatimi çekti. Diliniz akıcı,rahat okunuyor. Türkçenin yazım yönünden katledildiği bu bilgisayar ortamında yazımınız (imla) da çok düzgün. Saygılarımla.

Numan Kurt 
 19.01.2010 16:15
Cevap :
Numan bey, yorumunuzla bana - yazma konusunda - güç verdiniz. Türkçeyi hatasız yazma konusunda çok hassas olduğum doğru. Bu uğurda - deyim yerindeyse - savaş verdim internette. Bir ülkeyi ele geçirmenin en kolay yollarından biridir, dilini unutmasını sağlamak. Bir caddede Türkçe isimli kaç mağaza görüyorsunuz? Neyse...Ben de sizin sadık bir okurunuz olacağım, kuşkunuz olmasın. Saygı ve dostlukla...  19.01.2010 22:25
 

Şehrin gürültüsü, koşuşturmalar, hep bir yerlere bir şeylere yetişme durumu, seni soluklanabilmek için estepeta deme noktasına getirmiş. Mümkün olsa ne iyi olurdu :)) Bu arada, tıp oyununa estepeta da dendiğini ilk kez duyuyorum.

Nilgün Akad 
 01.01.2010 21:53
Cevap :
Sevgili Nilgün, gerçekten de hep bir yerlere yetişiyorum:) Bu olayı yaşadığım gün otobüse bir sonraki duraktan binmeye karar vermiş, arada alışveriş yapmış ve durağa yürümüştüm. Onca zaman süresince bir önceki duraktan diğer durağa gidememişti otobüs. Öylesine anlatılmaz bir tabloydu inan. Oyunun adını ilk estepeta diye öğrenmiştim ben. Tıp demekten daha hoş gelirdi kulağıma:) Sevgilerimle...  01.01.2010 23:01
 

Şimdi yeni yılın ilk saatleri. Çocukluğumuzdaki oyunları hatırladım da: "Acaba o çocukluğumuzun üzerinden kaç yıl geçti" diye düşünmektenkendimi alamadım. Keşke hep çocuk kalabilsek, günlük meseleler bizi ilgilendirmese.Şöyle başımızı dinleyecek sakin bir olsa... Teşekkürler Aksoy, selamlar ve yyılınız kutlu olsun. ÜŞD

Ünal Şöhret Dirlik 
 01.01.2010 13:14
Cevap :
Şimdiki çocuklar medya çocuğu. Oyunları bile benzemiyor bizim oyunlarımıza. Ben kalabalığı çok severim aslında ama, gürültüye dayanamıyorum. Ne mutlu size ki büyükşehirde yaşamıyorsunuz. Sizin de yeniyılınız kutlu olsun Ünal ağabey...  01.01.2010 22:56
 

1) başbakan olsam. Mazbatayı aldıktan sonra kameraların karşısına geçip 'Estepeda!' diye bağırırdım kesin. 2) bu eski sokak oyunlarının bir kitapta toplanmış hali var mıdır... sevgilerimle...

seringel 
 29.12.2009 14:53
Cevap :
Alemsin sevgili Okan:) Ben de sanırım lise çağımdaki bir günde derdim estepeta diye. Kitapta var mıdır bilemiyorum ama, internette çok var. Sen sorunca bakayım dedim de:) Sevgiler...  29.12.2009 22:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2154
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster