Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1450
 

Eşyanın hakikati ve hikmeti ile Adalet ilişkisi

Eşyanın hakikati ve hikmeti ile Adalet ilişkisi
 

“Rabbim bana eşya’nın hakikatını göster” Hz Muhammed’in bir duasıdır. Eşyanın hakikatı ne demektir? Bunun bilimsel ve teolojik anlamı neler olabilir?

Konuyla ilgili bir de ayet var “

(Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn (sadikîne).

Türkçe anlamı “Ve Âdem'e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz." Bakara 31.

Bunun anlamı nedir?

Bunun iki yönlü anlamı var. 

1- Eşyanın nesnelerin ister maddi isterse manevi olsun anlamları var. 

2- Bu anlamlar bilinen öğretilen isimler olması dolayısıyla ezberden bilmek var bir de bilinen ismi gerçekten tam anlamak var.

Kavramların ve tüm isimlerin yanlış anlaşılması tamamen anlaşmazlıkların temelini oluşturur. Bu anlamda sözlerin ne manaya geldiklerini bir görünen birde görünmeyen yanlarını bilmek çok önemlidir. Bir örnek verecek olursak mesela 2012 yılından önce yazdığım ama 2012 yılında ilk baskısı yapılan Kabe’nin hayat şifreleri adlı kitabımda Fatiha’nın Kuran’ın anlaşılmasını sağlayan kapı giriş ilklerini barındırdığını yazmış ve bu surenin içinde bulunan Sırat’ın Hollandaca’da Straat, Almanca’da Strasse, İngilizcede Street, Latincede Strada, Yunancada Sırat, Arapçada Tarik, Türkçe’de Cadde olduğunu Caddenin üzerinde işaret bulunan yol olduğunu ve caddenin şehirde bulunduğunu şehrin Medine anlamına geldiğini Medeniyet kelimesinin şehirden doğduğunu ve şehirdeki medeniyeti caddenin yansıttığını caddenin İslam Medeniyetinin süreci olduğunu süreç hayırlıysa sonucun da hayırlı olduğunu, Patikanın şehrin dışında bedevilerin ve hayvanların yolu olduğunu ve İslamın Medeniyet inancı olduğunu ve bedeviyete karşı mücadele ettiğiğini detayla yazmıştım.

Buradan yola çıktığımızda bize geleneksel İslamın masumca SIRAT bir KÖPRÜDÜR ve ahrette bu köprüden geçişimiz eğer günah azsa kolay fazlaysa zor diye öğretildi. SIRAT eğer ahirete köprü yapılırsa insanlar şehrin caddelerinde Kuran ilkeleriyle yaşamaz. Fatiha ve ilkeleri (Bkz Kabenin Hayat Şifreleri) asla dirinin umrunda olmaz. Fatiha ölünün ruhuna okunur. Oysa Kur'an tamamen hayatın kendisi için inmişti ama biz onu ölü mezarlık kitabı yaptık. Tüm kutsallaşan ve putsallaşan nesneler önce hayattan kopar sonra şefaat edici şans getirici baht açıcı hale dönüştürülür. Kutsallık Putsallığın besleyicisidir.

İşte bu verdiğim örnek eşyanın adını bilmenin yetmediğini onun hakikatının bilinmesi gerektiğinin işaretidir.

Eşyanın hakikatını bilmek eşyanın yerli yerince kullanılmasını ve ona adaletle muamele edilmesini sağlar. Mesela, bıçak bir eşyadır ve bıçağın kullanım yeri bellidir. Mutfakta ve yemek yapılırken kullanılan bir alettir ama biz onu alıp evimize izinsiz girip bize zarar vermeye çalışan insana karşıda kullanabiliriz yada kendi ev halkımızdan birine karşı Allah korusun cinnet geçirip cinayet içinde kullanabiliriz. Burada Bıçak kesinlikle suçlu değildir. Burada suç bıçağa atılamaz bıçağı kullanana atılır. Ancak bizler eşyanın hakikatını okumaktan çok uzağız. Mesela bir örnek verecek olursa, askerde bir bankın boyanmadığını gördüm, çünkü bank cezalıymış. Askerlikte Mantık aranmaz diye halk arasında bir söz var. Aynı Asker yıllarca kendi konumunun dışına çıkarak halkın seçtiği seçilmişlere halkın adına kendine yetki verip darbeler yapmışlardır. Bu TSK’nın görev ve sorumlulukları kapsamı dışında olan ve kendi halkı olan Cumhurun yönetimsel yapısına müdehale de bulunma değil dışarıdan gelebilecek tehditlere ve içerdeki teröre karşı ancak müdahil olabilir asla darbe yapamaz. Allaha şükür o darbeci günler geride kaldı ve TSK Halkın ordusu oldu. Kendi hakikatine dönmesi her ne kadar BATI tarafından hoş karşılanmasa da ülkede halkın devletiyle olan uyumlu kucaklaşması sağlanmış durumdadır.

Eşyanın hakikati konusunda yaratıcı insana cinsel hayatın nasıl olması gerektiği cinselliğin hakikati gibi konularda da örnekler sunmaktadır. 

Mesela

Sana (kadınların) ay halleri hakkında soruyorlar. De ki: "O bir zayıflık halidir. Bu yüzden, ay hali sırasında kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın; temizlendiklerinde ise Allah'ın emrettiği şekilde onlara yaklaşın." Doğrusu, Allah pişmanlıkla kendisine yönelenleri ve özlerini temiz tutanları sever. Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.”Bakara 222-223.

Bu ayetlerde açıkça görülmektedir ki, cinsellikte haddin aşılmaması gerektiği edep sınırları dahilinde çok iyi anlatılmıştır. Burada kadın bir mülk veya meta değil karı koca ilişkisinde cinsel birleşimde Anal cinsellik yapılmaması konusunda ikaz varken vajinal cinsel birleşimde hangi pozisyonda cinsellik yaşanırsa yaşansın posizyonun önemli olmadığı çok güzel bir tarzda anlatılmaktadır. Çünkü bu ayet inmeden önce Yahudiler kadınlarla doggy posizyonda birleşmenin çocuğun şaşı olmasına yol açtığı gibi batıl bir inanca sahiptiler. Allah cinselliğin hakikatının anlaşılmasında bile insanın bunu anlayacağı edebi üslubu koruyarak hakikati olması gerekeni çok iyi anlatmaktadır. Gerçekten kainatta her şeyin bir yaratılış ve kendi varlık sebebi vardır. Bu sebepleri anlamak ancak DÜŞÜNSEL TAVAF ile mümkündür, elde edilen sonucun doğruluğu ise VİVDANİ TAVAF ile mümkündür.

Biz şimdi burada bu yazıyla yapmış olduğumuz eşyanın hakikati düşünsel çalışmamızı genişletebilir çok daha fazla sonuç oluşturabiliriz. Bu noktada hem bizim dine karşı olan çarpık ve saçma sapan düşüncelerimiz değişir hem de adalete ve barışa daha fazla katkı sağlarız zira her şey eşyanın hakikatının anlaşılmaması ve yerli yerince kullanılmamasından dolayı kaosa döner.

Nükleer enerjiyi elektirik enerjisi elde ederek hayra da kullanabiliriz birbirimizi yok edecek silahları kullanarak ta değersizleştirebiliriz.

Tercih bizim…

Ya eşyayı anlar ve onu kendi hakikatinde kullanırız yada zulm eder onu kendi amaçları dışında kullanırız.

Kaşıkla ekmeği kesmeye, çatalla çorba içmeye islam ümmeti olarak daha ne kadar devam edeceğiz.

İslamın en büyük düşmanı Kur'an'ın üzerine çıkmış kitapları kutsayıp putsayan PARALEL İSLAM inancının ortaya çıkmasına sebebiyet veren zihniyettir. 

Yani biz aslında bilmeden Allahın düşmanlığını yapıyoruz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3586
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster