Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1046
 

Et ve kaplan...

Et ve kaplan...
 

Biri gırtlağımdan çekip alsın bu elleri... Nefes alamıyorum. Küçük insanların küçük hesaplarından yoruldum artık. Nedir bu? İnsanlar aslında içlerinde kızgın öfkeli kaplanlar mı taşıyor? Etinin göründüğü en küçük bir anda üzerine atlayıp kanını dökmek, etini parçalamak için fırsat mı kolluyorlar?

Bu tür laflardan hoşlanmıyorum; "yok benim kuyumu kazdılar, yok arkamdan iş çevirdiler, yok insanlar şöyle yok insanlar böyle, ben aslında iyi niyetliyimdir, iyi bir insanım ama onlar beni çekemiyorlar..." Laf... Kimse saf kar tanesi değil... Herkesin kömür isine bulanmış tarafları var... Bunu kabul edersek herşey daha da kolaylaşır... Kimse kimsenin damarına basmadıktan sonra zarar görmez...

İstisnalar yok mu? Elbette var... Ve ben bu istisnalardan birine dehşetler içinde şahit oluyorum. Birilerinin o küçücük hesaplarına başka birilerinin hayatlarının kurban edilmesine, insanların üzerine paspas gibi basılıp geçilmesine şahit oluyorum. Kaplan durmuyor avını kolluyor ve etin ucu toplu iğne başı kadar görüldüğünde saldırıya geçiyor. Pençelerini geçirip onu yerlerde sürüklüyor.

Çare yok. Bunun içinde yer almak zorundasın. O kocaman ummandan ayrı bir damlacık olarak yaşarsan buharlaşır uçarsın. Çare yok. Bütün bunlar için insanlığından çıkman mı gerekiyor peki? Alışırsın öğrenirsin demesin kimse. Ben bütün bunlara alışmak bütün bunları öğrenmek istemiyorum. Ben bunlara şaşırmaktan vazgeçmek istemiyorum. Bunlara şaşırmadığım an bir kaplana dönüşmeye başladığımın göstergesi olacak çünkü ve ben kaplan olmak istemiyorum...

Bu iğrenç düzen içinde delirmek üzereyim. Kendim olarak var olmaya çalışmak ve bütün bunlar karşısında çaresiz olmaktan yoruldum. Dağın başında bir ev hayaliyle yaşıyorum ve herkes bundan söz ettiğimde delirmişim gibi bakıyor. Bundan söz etmediğimde delireceğimi kimse bilmiyor elbet...

Ot, çiçek, ayı, kaplan, ceylan, gökyüzü, klübe, toprak... Tüm bunlar delirmeye karşı birer hayalin süsleri... Kimse bana delirmişsin demesin... Delirmemek için hayallerim var bir tek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Fulya, hayaller ve umutlar olmasa... onlar yaşamımızda daima olmalılar... "cesur bir kez, korkak bin kez ölür.” Önemli olan, insanın böyle bir toplumda bir “mezar taşı” gibi suskunluk simgesi olmamasıdır... Yüreğine sağlık.

Latif 
 11.10.2006 15:46
Cevap :
Sevgili Latif, Bazıları hayallerini kaybediyor sevgili Latif ve hayalleriyle birlikte pek çok şeyi de... Ne yazık... Hayallere ve umutlara daha sıkı sarılmalı...Sevgiler...  11.10.2006 16:39
 

Yüreğiniz var ve sevmeyi biliyorsunuz. Bunu içindir bu isyan, bunun içindir bu haykırış. Buna sevinin. Bu millet öz benliğinden koca bir parçayı kaplana kaptırmışken siz en ufak bir parçanızı bile vermemişsiniz. Bizi millet yapan en önemli öğe ruhumuza saklı toplum bilinciydi. Bu özelliğini yitirenlere tanık olmuşsunuz. Ancak unutmayın ki biz hala bir ulusuz. Bizi biz yapan bu toplum bilincimizde hala taptaze. Sadece üstünü ısrarla örten bir emperyalizm rüzgarı var. Lütfen onları görmeye ve onları harakete geçirmeye çalışın. sizin kaleminiz de ona hükmeden yüreğiniz de buna çok müsait. Bu emek sizi rahatlatacaktır. Dualarım ve iyi dileklerim sizinle...

A y s a n c a 
 11.10.2006 0:40
Cevap :
Sevgili Yusuf Bey, Bu çok değerli yorum için çok teşekkür ediyorum. Ve ayrıca beni anladığınız için de ayrıca teşekkürler. Emek her zaman daim olacak. Saygı ve sevgiler...  11.10.2006 13:16
 

sevgili Fulya yine çok iyi bir gözlem yine mükemmel bir anlatım. Bu iğrenç düzene alışmak ne kadar zor değil mi? küçük hesaplar oyunlar içinde boğulmak.nefessiz kalıyorsun. bir süre sonra bu paranoya içerisine kendimizde giriyoruz. öyle bir döngü ki bu içine çekip alıyor bizi. küçük oyunlara gelmeyeyim derken kendi savunma mekanizmamızda bize oyunlar oynamaya başlıyor. Sinir bozucu ama durum böyle. daha sonra birbirimizden normallik bekliyoruz..çok zor bu artık dengeni kaybettikten sonra..Yalansız,dolansız,çıkarsız,oyunsuz bir yaşam dileğiyle..Sevgiyle kal..

Hoşsada 
 10.10.2006 21:06
Cevap :
Ah sevgili Hoşsada ne kadar da haklısın. Sen de bunaldın anlaşılan hayattaki bazı şeylerden. Çok doğru dengeni kaybettikten sonra nasıl normal olabilirsin ki. Umarım bu dileklerin gerçekleşir. Sevgiler...  10.10.2006 23:12
 

Bazen senin sen olman bile yetebiliyor kişilerin üzerine gelmeleri için... Kendi olamadıklarını hatırlatman yetebiliyor... İlla isebulanan bir tarafın olması gerekmiyor... Küçük kaçışlar için çadır malzemeleri yanımda duruyor zaten ama bir tekne yada bir ada da kesinlikle ruhu özgürleştirmek için kullanılabilecek yöntemler diyorum :) Sevgiyle...

Barış 
 10.10.2006 18:31
Cevap :
Sevgili Barışcığım, Çok doğru. Ama bazen gırtlağına gelip dayanmıyor mu? Mutlaka küçük kaçışlar yapmalı insan. Şöyle ruhumuz açılsın havalansın diye. Bak senin de küçük kaçışların var demek ki. :) Sevgiler...  10.10.2006 23:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster